etkin haber

615

EBRU YİĞİT

Grev kim Memur-Sen kim!

Sözlerini “Birçok sorunumuz var ve sadece bu iktidar bu sorunları çözebilir” minvalinde üye tabanına hitaben değil de AKP'ye hitaben yaparak bitiriyor. Efendisine “Grev dedim ama sen ciddiye alma” demeye getiriyor. “Zaten bu artistik ama kof çıkışlarını ne emekçiler ne de AKP ciddiye alıyor merak etme” diyelim de Memur-Sen ve Ali Yalçın rahatlasın.

EMEKÇİ - Çarşamba - 30 Mayıs 2018 - 12:01

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın bir anda “Grev hakkımızı istiyoruz” diye meydana çıktı. Meydana dediysek öyle kitlesel gösteriler için sokağa çıktı gibi anlaşılmasın. Sadece kapalı salonlarda üye tabanına hitaben içinde “grev” sözcüğü geçen cümleler kurmak için kamuoyunun önüne çıktı. Zaten kurulduğundan beri bir kez bile bırakın grev yapmayı “grev haktır” bile dememiş bir sendikadan aksi yönde açıklama yapmasını beklemek düşünülemez zaten. 

İşçilerin ve emekçilerin ekonomik kriz karşısında öfkesi büyürken ve OHAL/KHK düzeninde sendikaların misyonu tartışılırken kuşkusuz Memur-Sen, tabanından en fazla eleştiriyi alanlar arasında. Emekçilerin iktidara yedeklenmesi misyonu ile kurulmuş olduğundan kabaran emekçi düşmanı suçlarının üye tabanında yarattığı memnuniyetsizliği böyle pratik karşılığı olmayan söylemlerle gidermeye çalışıyor. Demokratik haklar için ses çıkarmak şöyle dursun AKP'nin antidemokratik uygulamalarının maşası olan, KHK ile ihraç edilecek kamu emekçilerinin listesini bizzat bakanlıklara veren, TİS görüşmelerinde hükümetin verdiği enflasyon farkını istemeyen, hükümetin önerdiği zam oranından daha azına imza atan ve daha saymakla bitmeyecek emekçi düşmanı bir dizi suç siciline kara bir leke olarak işlenmiş durumda. KESK üyeleri grev yaptığı için ILO sözleşmelerine dayanarak mahkemelerde berat etmesine rağmen KHK ile ihraç edildiğinde Ali Yalçın'ın sesi çıkmıyordu. KESK grev hakkını istemekle kalmayıp fiili meşru mücadele ile söküp aldı zaten. Ama Memur-Sen, bırakın greve çıkma iradesini, talep etme cüretini bile gösteremez. İcazet aldığı AKP o anda ipini çeker. Son TİS masasına yüzde 30'larda zam talebi ile oturup yüzde 4'e razı olan Ali Yalçın, sözlerinin ancak istemekten ibaret olduğunu bizden daha iyi biliyor. 

 
Ali Yalçın, kamu emekçilerinin tabi olduğu kılık kıyafet yönetmeliğinin değiştirilmesini isterken, KESK'in uzun bir zamandır yaptığı “Özgür kılık kıyafet” eylemi ile zaten fiili olarak bu yönetmeliği kaldırmış durumda olduğundan bir haber değil tabi ki. OHAL ile birlikte eyleme katılan emekçilerin listelerini valilere vermek için yarışan Memur-Sen'li idareciler gün gibi ortadayken Memur-Sen, bu söylemler ile KESK'in kazanımını çalmaya çalışıyor. Kronik bir çalışma biçimi olarak AKP'den yapacağı değişikliklerle ilgili bilgi alıp, öncesinde birkaç söz ettikten sonra 'kazanım' diye açıklama yapan Memur Sen, yine aynı taktiği yapıyor. Nitekim en son Eğitim-Sen'in nöbet eyleminde de aynı senaryo ile emekçilerin karşına çıkmıştı. Eğitim-Sen üyeleri nöbet ücreti ödenmesi için yaptıkları eylemden soruşturma geçirip yine de geri adım atmazken ve nöbet ücretini söküp alırken Memur-Sen iş yerlerinde “kazandık, aldık” nutukları çekiyordu.
 
 "Rengimiz, dinimiz, görüşlerimiz, ideolojimiz farklı olabilir ama alın terinin rengi dünyanın her yerinde aynı. Gözlerimizin rengi farklı olabilir ama gözyaşının rengi dünyanın her yerinde aynı” diyen Yalçın, hemen peşinen ekliyor: “Sömürülenlerin ideolojisi olamaz”. Söylediği sözün ideolojik olduğunu bilmemesinden değil elbette bu tutarsızlığı, ezilenlerin ideolojisinin olmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyor kendi cephesinden. Çünkü her fırsatta resmi ideolojinin savunuculuğunu yapan Memur-Sen zaten tam da bu ideolojik zeminde kuruldu.
 
Sözlerini “Birçok sorunumuz var ve sadece bu iktidar bu sorunları çözebilir” minvalinde üye tabanına hitaben değil de AKP'ye hitaben yaparak bitiriyor. Efendisine “Grev dedim ama sen ciddiye alma” demeye getiriyor. “Zaten bu artistik ama kof çıkışlarını ne emekçiler ne de AKP ciddiye alıyor merak etme” diyelim de Memur-Sen ve Ali Yalçın rahatlasın. Bizler yandaş sendikacılığın emekçilerin taleplerine asla dokunmayacağını ve iktidara biat etmekte de sınır tanımayacağını çok iyi biliyoruz. Memur-Sen'in ideolojik olarak burjuva sınıfa hizmet ettiğini de bizzat kendi pratiklerinden sürekli takip ediyoruz. AKP adına bir şey diyemeyiz elbette çünkü efendinin hizmetkarından talep edeceklerinin sınırı yoktur.  
 

KESK'in fiili meşru mücadele ile bedel ödeyerek kazandığı sendika kurma hakkının üzerinden kendini var ederek ve AKP'nin dağıttığı yetki rüşveti ile sendikacılık oynayan Memur-Sen'e diyecek son sözümüz; altından kalkamayacağı sözler söylememesi. Grev işçilerin ve emekçilerin en önemli ve öz gücüne dayanan silahıdır. Yarın öbür gün o silah ateşlendiğinde Memur-Sen’i de bulur. Memur-Sen'de bu ateşi harlayacak gömlek olmadığı için o ateş yine kendisini yakar. Bizden söylemesi. Yok “O gün geldiğinde sahip çıkarım greve giden emekçilere” diyorsa çok sevdikleri fıtratı hatırlatarak “AKP eliyle emekçilerin örgütlü mücadelesini bölmek için kurulmuş bir sendika olarak üzgünüm Ali Bey, fıtratınızda direniş yok” diyoruz.