etkin haber

371

ZİYA ULUSOY

1 Mayıs'a giderken

Bu 1 Mayıs'ta, kıdem tazminatını korumak başta gelmek üzere işçilerin güncel talepleriyle, tecridi kırma ve Erdoğan faşizmine karşı özgürlük talepleri önem çıkıyor. 1 Mayıs, adına yakışır kitlesellik ve kararlılıkla direnişin odağı ve güncel uğrağı olacak. Halklarımız 1 Mayıs'ta Erdoğan faşizmine karşı meydan okuyacak, yenilgisini getiren kilometre taşlarından biri yapacaktır.

ETHA - Cumartesi - 27 Nisan 2019 - 09:11
Diktatör belediye seçimlerinde kaybının saflarında yarattığı moral bozukluğunu, saldırılarını artırarak gidermeye çalışıyor.
 
Büyük kentlerin simgesi ve rant değirmeni İstanbul'u geri almak için hileli sayımlar deniyor ve gerekçeler uydurarak iptal ettirmeye çalışıyor.
 
KHK'lı olmayı-tasfiyeyle yetinmeyip- keyfi gerekçe yaparak HDP'li belediyeleri gasp edip tetikçilerine veriyor. Muhtemelen bir süre sonra yeniden HDP'li belediyeleri gaspetmenin hazırlığını yapıyor.
 
Tecridi kırma direnişinde, annelere saldırıyor. Leyla Güven öncülüğündeki Açlık Grevleri'ne destek eylemlerini önlemek için polis saldırıları düzenliyor.
 
Rojava işgalini genişletmede güçler dengesini aşamamayı, hava saldırıları ve suikastlerle devrimci önderleri imha saldırılarıyla telafi etmeye, işgalci savaş atmosferini canlı tutmaya çalışıyor.
 
Erdoğan, zayıflamış haliyle ve saflarındaki moral bozukluğuyla bu saldırları yürütüyor.
 
Durumu lehine çevirmek için, burjuva muhalefete de saldırı düzenliyor. Tam teslimiyeti dayatarak diktatöre biatta zorluyor.
 
Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'na linç saldırısı öldürme tehditiydi. Daha önce de Erdoğan diktatörlüğünü faşizme benzettiği için CHP Genel Başkan Yardımcısı B. Tezcan'a silahlı saldırı düzenletmişti.
 
Sayısız devrimciyi katletmeye devam eden Erdoğan'ın, Kılıçdaroğlu'nu ve burjuva muhalefeti tehditinin önemi var mı? Tabii ki var. Diktatör direnişi bastırabilseydi ne demokratik güçlerin çalışmasına izin verirdi ne de burjuva muhalafete.
 
Öncelikle vurgulayalım ki, şimdiye kadarki direniş, Erdoğan faşizminin kalıcılaşmasını engelledi. Bu durum burjuva muhalefetin, tam teslimiyetini veya diktatör etrafında en sıkı faşist mutabakatını önledi.
 
Erdoğan, öldürme tehditiyle burjuva muhalefeti "Türkiye ittifakı" adıyla diktatöre ve faşizme biatta zorluyor. 7 Haziran-1 Kasım sürecinin minyatür ve bu kez burjuva muhalefete karşı tekrarıyla durumu lehine çevirmeye çalışıyor.
 
Erdoğan faşizminin güç kaybını farkeden en yakın destekçileri Bahçeli ve Perinçek oldu. Biri "Türkiye ittifakına gerek yok mevcut durumla saldırıları sürdürerek muhalefeti ezelim" mealinde tavır takındı ve burjuva muhalefete ölüm tehditini küstahça savundu. Diğeri, burjuva muhalefete bile ölüm tehditini yok sayarak "Erdoğan etrafında milli hükümet"le faşizmin güçsüzlüğünü giderme önerisini daha kuvvetle tekrarladı.
 
CHP ise "bizi sokağa çekmeye çalışıyorlar, bu oyuna gelmeyeceğiz" diyerek, diktatörü yatıştırma ve siyasi krizi hafifletme çabasıyla, mücadeleyi engelliyor. Diktatörü meşru göstererek saldırılarına karşı mücadeleyi önlüyor. Dahası diktatöre karşı mücadele etmek isteyen geniş halk kesimlerini yetkisi ve gücü olmayan, her an mevzileri tasfiye edilecek ve zindana atılacak parlamenterler kanalında tutmaya çalışıyor. Halk kitleleri burjuva muhalefete bunun için değil, Erdoğan faşizmini geriletmek, nefes almak, demokratik hak ve özgürlükleri kazanmak için destek verdi.
 
Oysa bu zayıflamış halindeyken ve açgözlü saldırganlıkla yönettiği kapitalist ekonomisini derin bir krize sokmuşken, diktatöre karşı, halklarımızın eylemlerini, kitlesel direnişi yükseltmek diktatörlüğün yenilgisini yakınlaştırmanın tek yoludur.
 
Faşizmin koyu saldırıları altında son seçimde  halkların faşizmin kitle desteğini geriletme eğilimini değerlendirmenin güvenceli yolu da kitle direnişini büyütmektir. 30 yıllık El Beşir diktatörlüğünü yıkmak için 3 aydır alanlarda mücadele yükselten Sudan halklarının deneyiminin gösterdiği halkçı devrimci yol da budur.
 
Diktatöre karşı, bu zayıf halindeyken 1 Mayıs eylemlerini yükseltmek, saldırılarla yeniden güçlenme manevrasını boşa çıkaracak, Erdoğan faşizminin zayıflığını sergileyerek yeni mücadelelerin önünü açacaktır. Erdoğan'ın Rojava'ya işgali genişletmesinin önüne mücadele barikatını yükseltecektir.
 
Bu 1 Mayıs'ta, kıdem tazminatını korumak başta gelmek üzere işçilerin güncel talepleriyle, tecridi kırma ve Erdoğan faşizmine karşı özgürlük talepleri önem çıkıyor. 1 Mayıs, adına yakışır kitlesellik ve kararlılıkla direnişin odağı ve güncel uğrağı olacak. Halklarımız 1 Mayıs'ta Erdoğan faşizmine karşı meydan okuyacak, yenilgisini getiren kilometre taşlarından biri yapacaktır.