etkin haber

190

İSTANBUL

'Ahmet Üstün gözaltına alındıktan 3 gün sonra kaybedildi'

Cumartesi Anneleri bu hafta Ahmet Üstün'ün akıbetini sormak için buluştu. Üstün'ün gözaltında kaybedildiği belirtilen eylemde, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin sorulmasından vazgeçilmeyeceği vurgulandı.

- Cumartesi - 22 Haziran 2019 - 13:10
Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirecekleri 743. buluşmalarını polisin engellemesi sonucu İHD İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirdi. Bu hafta gözaltında kaybedilen Ahmet Üstün'ün akıbetini soran kayıp yakınları, gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıdı.
 
Eyleme HDP Milletvekilleri Hüda Kaya ve Zeynel Özen, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da katıldı.
 
Basın metnini okuyan kayıp yakını Maside Ocak, kayıp yakınlarının bu olaylarda yer alan kişilerin kimliklerini bilmeye hakkı olduğunu söyledi. Bu hakkın sağlanmasının devletin hem kaybedilenlerin ailelerine hem de topluma karşı bir yükümlülüğü olduğunu vurgulayan Ocak, devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtti.
 
Türkiye'de halkın güven duyacağı bir yargı sistemi olmadığıma dikkat çeken Ocak, "25 yaşndaki Ahmet Üstün Cizre'de yaşıyordu. 1994 yılının Nisan ayında gece saat 23.00 sularında, silahlı kişiler üç araçla Üstün Ailesi'nin Cudi Mahallesindeki evine geldi, 'İfade verip serbest bırakılacak' diyerek Ahmet Üstün'ü gözaltına aldı. Ertesi gün baba Mehmet Üstün tabura gidip oğlunu sordu. Taburdaki görevliler Ahmet'in ifadesinin alındığını, daha sonra mahkemeye çıkartılacağını söyledi. Bunun üzerine Mehmet Üstün ikinci gün savcılığa gitti. Orada da oğlunun serbest bırakıldığı, evine gidip beklemesi söylendi. Ancak Ahmet Üstün bir daha evine gelemedi" ifadelerini kullandı.
 
'AHMET GÖZALTINDA ÖLDÜRÜLDÜ'
 
Ocak, "Baba Mehmet Üstün oğlundan haber almak için bölgede JİTEM'le birlikte çalışan birine ulaştı ve para karşılığında oğluyla ilgili bilgi almak istedi, ödeme yaptığı kişi on gün sonra kendisine; Ahmet'in üç gün gözaltında tutulduktan sonra öldürüldüğü bilgisini verdi. Ahmet Üstün'ün kayınpederi gözaltı işlemini gerçekleştiren ekipte yer alan JİTEM mensubu Abdulhakim Güven'e ulaştı. Güven ona damadından umudunu kesmesini ve onu beklememesini söyledi. A.P isimli tanık; 'Üstün'ü Cizre Garnizon Komutanlığı'nda işkencede gördüm, onu işkenceye götürdüklerinde adını defalarca duydum. Ben yaşanan vahşete tanık oldum.' diyerek yaşananları kamuoyu ile paylaştı" şeklinde konuştu.
 
Üstün ailesi 2000 yılında avukatları Tahir Elçi aracılığıyla tekrar savcılığa şikayette bulunduğunu dile getiren Ocak, sözlerine şöyle devam etti: "Bugüne kadar maddi gerçeği açığa çıkartacak, failleri cezalandıracak bir yargısal faaliyet gerçekleşmedi. 25 yıldır Fadile Üstün'ün 'Oğlumun öldüğünü biliyorum. Bir anne olarak oğluma kavuşmak, mezarının başmda dua etmek istiyorum' talebi karşılıksız bırakıldı. Ahmet Üstün'ün gözaltında kaybedilmesi ile ilgili suç ihbarında bulunuyoruz. Zamanaşımına tabi olmayan bu suçla ilgili kamu davası açılabilmesi için gerekli şartlar mevcuttur. Savcıları kanuni görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz."
 
Ocak, Ahmet Üstün'ün ve tüm kayıpların unutturulmasına izin vermeyeceklerini ve Galatasaray'dan vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak sözlerini sonlandırdı.
 
'AHMET'İN KAYBI ADALETİN KAYBI'
 
Eylemde söz alan Hüsemaddin Yaman'ın Ağabeyi Feyyaz Yaman, "Yine bir acı kaybın anısı üzerine hak ve adalet arayışında buluşuyoruz. Ahmet'in kaybından sonra adaletsizlik hâlen devam ediyor. Hala komplo teorileri ile toplum manipüle edilmeye çalışılıyor. Burada biz 743 haftadır haykırıyoruz: Adalet ve hukuktaki boşluk kapatılmadığı sürece toplum kandırmaktan öteye gidemez. Biz hâlâ Galatasaray'ın arkasındayız, kaybedilenler üzerindeki adaletsizlik doldurulmadığı sürece adalet gelmeyecek. Ahmet'in kaybı en başta adaletin kaybıdır" dedi.
 
Urfa'da gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya'nın Oğlu Şerif Taşkaya ise şunları söyledi: "1993'te gözaltına alındıktan sonra haber alamadık. Savcı, 'kontrugerilla izin verirse soruşturma açabilirim' dedi. Devletin savcının hali bu. Devlet, 'farklı ses konuşursanız sonucu budur' diyor. Urfa siyasi iktidarla hareket eden çetelerin elinde, adalet diye bir şey kalmamış. Siyasal erkin verdiği yetkiyle katliamlar yapılıyor."