etkin haber

381

ARZU DEMİR

AKP Rojava’daki DAİŞ forumunundan neden korktu?

Forumda, DAİŞ’in vahşetine tanık olanlar da konuştu. Şengalli Ezidi kadınlar, dünyanın gözü önünde maruz kaldıkları DAİŞ vahşetini anlatırken, verdikleri mesaj da netti: “DAİŞ çeteleri, onu yendiğimiz yerde, burada yargılanmalı. Bu yargılanma sürecine dahil olmak istiyoruz. Bu hakkımız.”

- Pazar - 7 Temmuz 2019 - 16:42
Rojava’da 6 Temmuz günü başlayan “DAİŞ: boyut, engel, ve strateji" forumu, AKP/Saray medyasının manşetlerinde. “Tüm Türkiye düşmanları aynı toplantıda buluştu” başlıklı haberlerde, Erdoğan iktidarının muhalifleri bir kez daha hedef gösterilirken, diğer yandan bu forumun AKP iktidarı için ne kadar önemli olduğu da ortaya çıktı.
 
AKP iktidarı bu forumla ilgilenmekte elbette haklı! Çünkü Rojava’nın Amude kentinde devam eden forumda gündeme gelen konulardan biri de AKP iktidarının DAİŞ ile geliştirdiği ilişkiler. Başka bir ifade ile DAİŞ’in insanlığa karşı işlediği suçlardaki ortaklığı.
 
AKP iktidarı bu forumun yapılmasını engellemek için bir çok girişimde bulundu. Bunların başında da katılımcıların, Rojava’ya ulaşmasını engellemeye çalışmak oldu. Bunu da elbette KDP rejimi üzerinden yaptı. Rojava’nın Kürdistan’ın bir başka parçasına ve dünyaya açılan kapısı olan Semelka kapısı davetlilere kapatıldı. Yoğun diplomatik çalışmalar ve katılımcıların ısrarı ile bu kapı açılabildi. Bu konunun ayrıntısına girmeden önce iki noktada hatırlatma yapmaya ihtiyaç var.
 
KDP’nin Rojava devrimi karşısındaki tutumunu belirlerken dayandığı iki temel nokta oldu. Birincisi; devrimin ideolojik karakteri ile ilgili. Ortadoğu’da tüm ulusal ve dinsel/mezhepsel çatışmalar ile erkek egemenliğinin oluştuğu nesnel zemini çözme yönünde büyük adımlar atan bu devrimin, Güney Kürdistan’a siyaret etmesinin önüne geçme istekleri.
 
İkincisi ise; Türk devleti ile geliştirdiği ilişki. Çok açık ki, Rojava devrimi karşısındaki ideolojik tutumu, KDP’yi güncel politikada Türk devletinin, Rojava halklarına yönelik düşmanca politikalarında kullandığı bir araç haline getirdi. Bu durum özellikle de “DAİŞ: Boyut, engel ve strateji” forumunda görüldü.
 
Rojava Strateji ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen bu forum, DAİŞ çetelerinin Rojava’da kurulacak uluslararası bir mahkemede yargılanması talebinin gündemde olduğu bu günlerde son derece önemli. Sadece Kürdistan ve Türkiye’den değil, dünyanın bir çok yerinden DAİŞ vahşetinden zarar görenler ile DAİŞ ve ilişkileri üzerine düşünenlerin, üretenlerin bir araya geldiği forumun yapılmaması için AKP ve MİT’in talepleri doğrultusunda KDP elinden geleni yaptı. Foruma katılmak üzere gelen davetlilerin Güney Kürdistan’dan Rojava’ya geçişi sırasında çokça engel çıkartıldı.
 
4 Temmuz günü Süleymani’ye gelen ve uzun süre “geçip geçmeme belirsizliği”ne maruz bırakılan heyetin içinde yer aldım. Uzun süren girişimlerin ve sınır kapısında saatlerce bekleyişimizin sonunda 6 Temmuz günü öğle saatlerinde Semelka Kapısı bize de açıldı ve devrimin topraklarına geçebildik.
 
Gecikmeli katıldığımız forumda, DAİŞ, ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel ve dini boyutlarıyla masaya yatırıldı. Tüm tartışmaların içinde ise en önemli konu; DAİŞ çetelerinin yargılanması.
 
Forumda, DAİŞ’in vahşetine tanık olanlar da konuştu. Şengalli Ezidi kadınlar, dünyanın gözü önünde maruz kaldıkları DAİŞ vahşetini anlatırken, verdikleri mesaj da netti: “DAİŞ çeteleri, onu yendiğimiz yerde, burada yargılanmalı. Bu yargılanma sürecine dahil olmak istiyoruz. Bu hakkımız.”
 
Şengal Meclisi Eşbaşkanı Hisen Hecî’nin forum için kaleme aldığı mektuptaki bir vurgu da önemliydi: DAİŞ’i uluslararası pazarlık konusu yapmayın.
 
İkinci günün konuşmacıları arasında yer alan gazeteci yazar Fehim Taştekin’in uyarısı yerindeydi; “DAİŞ tehlikesi sona erdi ancak diğer İslamcı örgütler özü itibari ile DAİŞ’ten farklı değil. Bu tehdit unutulmamalı. Bu yapılar sınır kentlerinde topluma sirayet ediyor. Bu örgütlerin arz ettiği tehlikeyi de dikkate almak zorundayız.”
 
YPJ komutanlarından Tolhildan Ehmed de Türk devletinin DAİŞ çetilerine verdiği desteği anlattı. DAİŞ çetelerinin Suriye topraklarına girmesini kolaylaştırdığını; Türkiye'nin istihbarat, lojistik ve askeri tüm kaynaklarını çetelerin hizmetine soktuğunu vurguladı.
 
DAİŞ’in yargılanması demek, Erdoğan’ın, iktidarının ve ailesinin DAİŞ’e verdiği desteğin de soruşturulması anlamına geliyor. Saray medyasının konferansa katılan Türkiyeli gazeteci, yazar ve milletvekillerini hedef göstermesinin de nedeni de bu gerçek.