etkin haber

392

DİLŞAD ELVAN

Amed'de bir zafer günü!

Son sözü direnenlerin söylemesinin tarih kitaplarında kalmadığını, direnenlerin mutlaka ama mutlaka kazanacağını Amed bugün bir kez daha kendi dilinden anlatmış oldu. Tecrit kırılmıştı ama daha kırılması gereken bir faşizm olduğu gerçeğini herkes biliyordu.

ETHA - Pazar - 26 Mayıs 2019 - 18:07
Günlerdir ihtiyatlı bir iyimserlikle birlikte "belirsizlik"in verdiği bir stres içindeydi Amed. Avukatlar Kürt halk önderi Abdullah Öcalan ile bir kez daha görüşmüş ve hiçbir açıklama yapılmamıştı. "Fısıltı Gazetesi" açlık grevlerinin biteceğini ama henüz devletle kimi pazarlıkların yapıldığına dair envai çeşitte manşet atıyordu halk arasında.
 
Her ne kadar belirsizlik olsa da hayat boşluk tanımıyordu ve direnişe devam etmek gerekiyor ve sokakları boş bırakmamak gerekiyordu. Son üç gün de annelerin öncülüğünde Koşuyolu Parkı direnişi diyebileceğimiz eylemler ile geçti. Ancak rahatlıkla söyleyebiliriz ki polislerin son günlerdeki sayısı ve tavrı onlarında iradesinin kırıldığını yansıtıyordu. Provakatif tavırla yerini daha müzakareci polisler aracılığı ile sloganlarınızı atın, yürüyüşünüzü yapın şekline bırakmıştı. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki (bilmeyenler için söyleyelim yaklaşık Gezi Parkı büyüklüğünde bir parktır Koşuyolu) o kadar büyük bir alanın günlerce polis çamberinde kalmasına rağmen annelerin Koşuyolu Parkı'nın en yakın noktasında eylem yapma kararlılığı tecride karşı en büyük iradelerden biriydi. Zira HDP il binasına sıkışmış basın açıklamalarını sokağa taşırarak sokağın tecridini de kıran anneler olmuştur. Ve her gün onlarla birlikte sokakta olan bir grup Amed vekili, HDP, ESP ve DBP yöneticisi olmuştur.
 
Son üç günü heyecan dorukta bekleyen Amed, Fısıltı Gazetesi'nde çıkan "açıklama kesin Pazar günü olacak" haberinden sonra avukatlardan gelecek habere kulak kesilerek geçirdi cumartesi gününü. Pazar sabah erken saatlerinden sonra art arda gelen açıklama saatleri artık final gününde olunduğuna işaret ediyordu. Öğlen saatlerinde bu sefer Koşuyolu Parkı ve TUHAY-DER binası çevresinde değil HDP İl binasında hareketlenme başladı.
 
Normal zamanlarda HDP İl binasının çevresinde sıradan bir basın açıklamasında bile polis yığınağı olurken bugün sembolik denilecek bir polis olması dikkat çekiciydi. İl binasının içi bayram ziyaretlerinden yahut şenliklerden alışık olduğumuz bir kalabalığa ev sahipliği yapıyordu. Neredeyse tüm odalar ve koridorlar doluydu. Herkesin yüzünde başarmış olmanın haklı tebessümü vardı. Hele anneler. Beyaz tülbentli anneler. Bayram çocuklarının yüzlerinde ki gülümsemeyi bilirsiniz, ağız dolusu gülmeleri işte öyleydi annelerin yüzleri.
 
Avukatların açıklaması pür dikkat dinlendi. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan'ın mesajı alkışlar ve sloganlarla karşılandı. Öcalan'ın adının her geçtiği yerde reaksiyon veren, onun şahsında özgürlük ve barış umudunu gören Kürt halkının coşkusu görülmeye değerdi. Tırnakla kazılan bir tünelden sonra İmralı adasına ulaşmış gibi gururluydu anneler. Her anne bir açlık grevi direnişçisi gibiydi. Onların yalnızca çocukları ölmesin diye, annelik duygusu ile sokağa çıkanlar olarak görenler varsa fena halde yanılırlar!
 
Nitekim Vedat Aydın Salonu'ndaki açıklama için üst kata çıkarken merdivenlerde annelerin öncülük ettiği sloganlar; açıklama öncesi Tayip Temel, Murat Sarısaç ve Dersim Dağ vekilleri beklerken salonda atılan sloganlar ve marşlar yalnızca çocukları için sokağa çıkmış annelerin tablosunu sunmuyordu. Kürt özgürlük hareketinin neredeyse tüm mücadele tarihine tanıklık etmiş, serhildanlar görmüş, serhildan kuşakları yetiştirmiş ve Kürdistan özgürlük mücadelesinin özneleri olmuş kadınların tablosuydu karşımızdaki. Sur'da direnmiş, Bağlar'da direniş, Şehitlik'de direniş kadınlar.
 
Salon açıklama için tıklım tıklım dolduğunda büyük bir Leyla Güven pankartı altında yüzlerce beyaz tülbentli anne direnişin ve zaferin türküsünü söylüyordu. Leyla Güven'e ve tutsaklara selam yollanıyordu. Tecrit şehitleri Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam, Medya Çınar, Yonca Akici, Siraç Yüksek, Mahsum Pamay ve Uğur Şakar selamlanıyordu. Ama en büyük ve coşkulu selamlar Kürt halk önderi Abdullah Öcalan'a yollanıyordu. "Selam selam İmralı'ya bin selam"
 
3 Mart'tan beri açlık grevinde olan Amed vekili Dersim Dağ ile 8 Mart'tan beri açlık grevinde olan Wan vekilleri Tayip Temel ve Murat Sarısaç salona girdiğinde yaşanan coşku ve duygu yoğunluğu tarifsizdi. Onlarca kameranın ve yüzlerce cep telefonun tanıklık ettiği kucaklaşma tarihi önemdeydi. Çünkü orada anneler hapishanelerde süresiz açlık grevi ve ölüm oruçlarında olan 3 bin 235 tutsak adına oradaydı ve onların da direnişini kuşanıp kucaklıyorlardı vekilleri. Vekiller ise başta Leyla Güven olmak üzere direnişe omuz veren tüm seçilmişleri temsilen kucaklıyorlardı anneleri.
 
Tayip Temel'in Leyla Güven'in açlık grevine son vermesi ve Öcalan'ın Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu siyasetindeki önemini vurgulayan mesajını Kürtçe okuması ve Türkçe metnin basına daha sonra dağıtılacağını söylemesi bile bir mesaj taşıyordu. Leyla Güven 8 Kasım 2018'de tecride karşı başlattığı açlık grevi ile oynadığı öncü rolü zaferle taçlandırdığı gün, yerel ve uluslararası medyanın yoğun ilgisi olan bir anda anadilde açıklama yapmasını asimilasyon ve sömürgeci politikalara karşı bir tavır olarak okumak gerekir.
 
Açlık grevlerinin bittiği ve direnişin kazandığı açıklaması sonrasında salonda yine sloganlar yükseldi. Annelerin "bijî berxwedana zindana" sloganına salondaki kitlenin "bijî berxwedana dayîkan" sloganı ile karşılık vermesi kolektif direnişin ve zaferi paylaşmanın güzelliğini yansıtıyordu. HDP, ESP ve DBP il yöneticileri de aylardır süren zorlu bir mücadele nin zaferle sonuçlanmasının rahatlığı ile annelerle kucaklaşıp, şakalaşıyorlardı.
 
Yine başladığı gibi sloganlar ve marşlarla biten bir zafer günü yaşadı Amed. HDP İl binasındaki kalabalık biraz olsun dağılınca 3 aydır parti binasında direnişte olan vekiller hastanelere kaldırıldı. Diğer yandan Leyla Güven ve Amed zindanlarında olan direnişçiler de tedavi görecekleri hastanelere kaldırıldılar.
 
Son sözü direnenlerin söylemesinin tarih kitaplarında kalmadığını, direnenlerin mutlaka ama mutlaka kazanacağını Amed bugün bir kez daha kendi dilinden anlatmış oldu. Tecrit kırılmıştı ama daha kırılması gereken bir faşizm olduğu gerçeğini herkes biliyordu. Vedat Aydın Toplantı Salonu'ndan inerken merdivenlerde "Kürdistan faşizme mezar olacak" sloganlarının atılması boşuna değildi!