etkin haber

297

DİYARBAKIR

Anne Kurkut: Katil! Neden vurdun oğlumu?

Kemal Kurkut davasında, hazırlanan raporlar arasındaki çelişkiler üzerine ATK Genel Kurulu'ndan yeni rapor düzenlemesini istedi. Anne Secan Kurkut, ilk kez yüz yüze geldiği oğlunu öldüren polise, "Katil! Neden vurdun? Kemal sana ne yaptı?" diye sordu, sadece adelet istediğini belirtti.

ETHA - Perşembe - 30 Mayıs 2019 - 16:00
Diyarbakır'da 21 Mart 2017 yılı Newruz kutlaması sırasında Kemal Kurkut'a ateş ederek öldüren polis Y.Ş.'nin "olası kastla öldürmek" suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi görüldü. 
 
Duruşmaya, Kurkut'un annesi Secan Kurkut, ağabeyi Ferhat Kurkut, avukatları ile sanık polis Y. Ş. ve avukatı katıldı. Duruşmayı, Suruç Aileleri İnisiyatifi'nden Mesut Çeki, ESP Diyarbakır İl Örgütü yöneticilerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi takip etti. 
 
Duruşma salonuna çok sayıda polis girerken, Ulusal Kriminal Büro'nun Kurkut'un yerden seken mermiyle öldürüldüğüne ilişkin düzenlediği son rapor dosya konulduğu belirtildi. 
 
 Ölümünün ardından hazırlanan otopsi raporunda "vücuduna yukarıdan giren mermi sonucu" yaşamını yitirdiği saptanan Kurkut'a dair Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) istenen raporda, Kurkut'un "yerden seken merminin vücuda alttan girmesiyle" hayatını kaybettiği belirtilmişti. İşlenen cinayete ikişkin hazırladığı ilk raporunda “doğrudan ateşle” öldüğünü saptayan Ulusal Kriminal Büro ise, mahkemenin istemi üzerine hazırladığı ikinci raporunda bu kez Kurkut'un “yerden seken merminin vücuda girmesi” sonucu öldüğünü savundu.  
 
Mahkeme, sözkonusu bu kurumlardan gelen raporlardaki çelişkiler üzerine ATK Genel Kurulu'ndan yeni bir bilirkişi raporu düzenlemesini istedi.
 
SUÇSUZ OLDUĞUNU SAVUNDU
 
Yazılı bir savunma sunan sanık polis, arada sözlü savunma da yaptı. Sözlü savunmasında Ulusal Kriminal Büro tarafından olaya ilişkin hazırlanan iki rapor arasında çelişkiler bulunması nedeniyle raporu kabul etmediğini ifade eden sanık polis Y.Ş., TÜBİTAK tarafından yeni bir rapor hazırlanmasını istedi. Suçsuz olduğunu savunan Y. Ş. beraatini talep etti.
 
ANNE KURKUT: KATİL! NEDEN VURDUN
 
Sanık polis Y.Ş. ile bu duruşmada ilk kez yüz yüze gelen Kurkut'un annesi Secan Kurkut ise, mahkemede şunları söyledi: "Adalet, sadece adalet istiyorum. Kendinizi benim yerime koyun" dedi. Anne Kurkut, daha sonra sanık polise dönerek tepkisini şöyle dile getirdi: "Katil! Neden vurdun? Kemal sana ne yaptı. İnşallah vicdan azabı çekersin. Benim gibi İnşallah ciğerin yanar."
 
ANNE KURKUT ZORLA DIŞARI ÇIKARILDI
 
Anne Secan Kurkut, bu sözleri nedeniyle mahkeme başkanının isteği üzerine jandarmalar tarafından zorla duruşma salonundan çıkarıldı.
 
AV. AKTAR: BİLİRKİŞİ İKİNCİ RAPORUNDA DEVLETİN NE İSTEDİĞİNİ ANLIYOR
 
Kurkut ailesinin avukatı Mehmet Emin Aktar, mahkemenin Ulusal Kriminal Büro'dan neden ikinci bir rapor talep ettiğini anlayamadıklarını söyledi. Ulusal Kriminal Büro'nun ilk raporunda görüntülü bir anlatıma yer verdiğini ve anlatımın gayet açık olduğunu belirten Aktar, ilk raporda sanığın hareketlerinden nereyi hedef alarak ateş ettiğinin açık biçimde anlatıldığını da söyledi. Aktar, "Birinci rapor anlaşılmaz değildir. Ancak ikinci raporda, bilirkişi devletin kendilerinden ne istediğini anlıyor. Devletin söz konusu birinci rapordan rahatsız olduğunu anlayarak ikinci raporu düzenlemiştir. İkinci raporda neden görüntülere yer verilmiyor. İkinci rapor tipi, bir vazife çıkarma işidir" dedi.
 
Kemal Kurkut'un vücudunda deforme olmuş mermi nüvesinin bulunduğu yönündeki raporları da hatırlatan Aktar, merminin deforme olmasının yerden sekmeye bağlandığını, ancak direk ateşle kemiğe çarpan merminin de deforme olabileceğine dikkat  çekti. Fakat mahkemenin bunu sormadığını vurgulayan  Aktar, raporlar arasındaki çelişkilere dikkat çekti. 
 
Aktar'ın "Biz de bir kanaat oluşmuştur. Siz de kanaat oluşmamış mıdır?" şeklindeki sorusuna mahkeme başkanı "Biz de tereddütler vardır" yanıtını vermesi dikkat çeki.
 
Yargılamanın bu haliyle sürmesiyle adil bir sonuç çıkmayacağına inandıklarını kaydeden Avukat Aktar, görüntülerin duruşma salonunda izlenmesini istedi. 
 
YALÇINDAĞ: YAŞAM HAKKINI KÜSTAHÇA YOK EDEN AKLA KARŞIYIZ
 
Avukat Reyhan Yalçındağ ise, kolluk güçlerinin fail olduğu her davada korunduğuna dikkat çekti.
 
Yalçındağ, davanın bugüne kadarki seyri için "Mesele sadece olay tarihinde yaşanan bir mevzu değildir. Bu dosya sadece bir tanesidir. Bir her seferinde, faillin kolluk olduğu durumlarda sistematik bir biçimde devlet aklı tarafından korunduğunu söylüyoruz. Bu tür durumlarda net bulgular başka tarafa çekiliyor. Cezasızlık politikası işletiliyor. Davalar ya düşürülüyor, ya takipsizlik, ya hükmün açıklanmasının geriye bırakılması, beraat, zaman aşımı gibi bir süreç işletiliyor. Bu dosyada arpa boyu yol alabilmiş değiliz. Devletin sivili öldüren, yaşam hakkını küstahça yok eden akla karşıyız" dedi. 
 
'NEDEN KURŞUN KULLANILIYOR'
 
Böylesi bir olayda polisin ateşli silah kullanmasının "yasak silahlar" kapsamında olduğuna da dikkat çeken Yalçındağ, "Raporu, kurşunun sekme biçimini bir kenara bırakalım, bunu tartışmayalım. Neden kurşun kullanılıyor. Biri bunun cevabını verebilir mi? Elinde bıçakta olabilir"  diye sordu.
 
‘ATEŞ EDİLMEDEN DURDURULABİLİNİRDİ'
 
Düzenlenen miting, toplantı, gösteri gibi etkinliklerde, katılımcıların alana alınmasında kurulan güvenlik kapılarında kolluğun hoyrat tutumuna maruz kalındığını dile getiren Av. Yalçındağ, Kemal Kurkut'un da böyle bir durumla karşılaşmış olabileceğini, bu duruma tepki göstermek ve üzerinde tehlikeli bir şey bulunmadığını göstermek için üzerini çıkarttığını ifade etti. O durumda Kurkut'un ateş edilmeden de durdurulabileceğine söyleyen Yalçındağ, "Yakın dövüş tekniklerini bilen binlerce polis memurunun olduğu bir yerden bahsediyoruz. Herhangi bir yöntemle etkisiz hale getirebilirdi. Orada TOMA'da mevcut, su da kullanılabilirdi. Sanık niçin silah kullanıyor? Kullanılması yasak olan bir silah kullanılmıştır. Polisin toplumsal gösterilerde bu kentte aşırı ve orantısız güç kullandığı bir dosyada, Abdullah Yaşa'nın başvurusu neticesinde AİHM verdiği kararda, toplumsal müdahalelerde yasaklı silahların kullanıldığına ilişkin karar vererek Türkiye mahkum edildi. Gaz fişeği kullanılmaması yönünde 2006 yılında karar verilmiş. Ancak 2019 yılı olmasına rağmen silah kullanılabilmektedir. Annenin ya da adaletin peşinde olan bizlerin feveranı bundandır" ifadelerini kullandı.
 
Sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğini söyleyen Yalçındağ, "Sanığın sistematik bir şekilde korunduğunu, bunun bir devlet aklı olduğunu düşünmekteyiz. Binlerce insanın demokratik hakkını kullandığı için cezaevinde olduğu, ancak yaşam hakkının ihlal edildiği bir dosyada sanık sanık tutuksuz yargılanmaktadır" dedi.
 
TUTUKLANMA TALEBİ REDDEDİLDİ, YENİ RAPOR İSTENDİ
 
Savunmaların ardından mahkeme heyeti, sanığın tutuklanması yönündeki talebi reddetti. Mahkeme, düzenlenen raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Genel Kurulu'nun yeni bir rapor hazırlaması için yazı yazılmasına karar verdi.