etkin haber

176

İSTANBUL

Atalay: Gezi direnişi en onurlu toplumsal olaylarından biridir

Gezi Davası ilk duruşmasına ikinci gününde devam ediliyor. İkinci günde savunma yapan Avukat Can Atalay, "Bu iddianame esas olarak Türkiye tarihinin, topraklarının en onurlu toplumsal olaylarından birini karalama çabasının en güncel örneği" dedi.

- Salı - 25 Haziran 2019 - 12:07
Gezi Davası ilk duruşmasına ikinci gününde devam ediliyor. Silivri'de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen davada ikinci gün oturumuna başlandı. Davada tutuklu olan Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’yla birlikte 16 kişi için "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.
 
Davanın ilk duruşmasının bugün devam edilen oturumuna Avukat Can Atalay'ın mahkeme beyanı ile başlandı. Savunmasında iddianamenin yamalı bir bohça gibi olduğunu belirten Atalay, iddianame ile Türkiye tarihinin en onurlu toplumsal olaylarından birinin yargılanmaya çalışıldığını vurguladı.
 
Atalay'ın savunmasından öne çıkanlar şunlar:
 
"En sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Bu iddianame esas olarak Türkiye tarihinin, topraklarının en onurlu toplumsal olaylarından birini karalama çabasının en güncel örneği. Bu iddianame uzun yıllar boyunca siyasi ve toplumsal hayatı, ceza yargılamasını basit bir aracı haline getiren bir örnektir, yamalı bir bohçadır.
 
"İstanbul Cumhuriyet Savcılığının anayasal düzenden ne anladığını anlamadık. Savcılık, Anayasal düzenden sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 8. Maddesi'ni anlıyor. İddianame, anayasal düzenin diğer unsurlarıyla ilgilenmediği gibi hükümetin yükümlülükleriyle de ilgilenmemiş ve hiçbir şey dememiştir. Anayasal düzenden bahsederken 25. maddeyi, 28. maddeyi 33. maddeyi konuşmayacak mıyız? (25. madde: Düşünce, vicdan ve kanaat hürriyeti. 28. madde: Basın hürdür, sansür edilemez. 33. madde: Dernek kurma hürriyeti.)
 
"Anayasal düzenden bahsederken herkesin izin almaksızın gösteri düzenlemekten, konut hakkından, sağlıklı çevre hakkından, sosyal güvenlik hakkından bahsetmeyecek miyiz? Mücella Yapıcı'nın neredeyse tüm ömrü kültür ve tabiat varlıklarını korumakla geçti.
 
"İddianame eksiktir, yamalı bohçadır, esaslı bir yöntem sorununa sahiptir. Böylesi bir iddianamede, savcılık bizler için ağırlaştırılmış müebbet istiyor. Ama kendi tezinde cebir ve şiddet unsuru o kadar zayıf ki Türkiye'nin dört bir yanında kırılan camı çerçeveyi, öldürülen hayvanları bizim hanemize yazıyor. Bize bu cebir ve şiddet unsurunu oluşturmak için sıraladıklarından ortaya karışık 30-50 yıl verseniz, kimimiz çok yaşlılıkta cezaevinden çıkarız ya da hiç çıkamayız.
 
"Dünkü yumuşak tavrınız, bu iddianamenin ağırlığını ortadan kaldırmıyor. Burada toplumsal hayata müdahale için yargının araçlaştırılmasını izliyoruz. Bunu Fethullahçı çetenin AKP ile nasıl yaptığını biliyorum. Karşı karşıya kaldığımız tehlikenin farkındayım. Ağırlaştırılmış müebbet isteyen bir savcı, hukuk fakültesi mezunuysa TMK7/2'nin unsurları oluşmamışken bize, Taksim Dayanışmasına ağırlaştırılmış müebbet isteyemez. İddianamede bir tane TMK7/e oluşmuştur diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Tek bir örnek gösteremezsiniz."