etkin haber

111

İSTANBUL

Çorlu Aileleri: Adaletin peşini bırakmayacağız

Çorlu tren katliamında yaşamını yitirenlerin aiieleri ve avukatları basın toplantısı düzenledi. Adalet mücadelelerinin engellendiğini vurgulayan aileler, adaletin peşini bırakmayacaklarını belirtti.

- Cuma - 12 Temmuz 2019 - 18:19
Çorlu tren katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri ve avukatları İstanbul Barosu Kültür Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.
 
Basın metnini okuyan davanın avukatlarından Mürsel Ünder, Çorlu tren katliamında 25 kişinin yaşamını kaybettiğini en az 328 kişinin ise yaralandığını hatırlattı, bunun bir kaza değil ihmaller zincirinden dolayı katliam olduğunu vurguladı. Katliamın üzerinden tam bir yıl geçtikten sonra yargılamanın ilk duruşmasının daha başlamadan bittiğini dile getiren Ünder, "Mahkeme heyeti dosyadan çekilme kararı vermiş, Valilik tarafından marjinal gruplar ve provokasyon açıklaması yapılmış, en sonunda Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu malına zarar verildiği iddiası ile müşteki vekili bazı meslektaşlarımız hakkında soruşturma açıldığı öğrenilmiştir" dedi.
 
Duruşma günü adliyeye yürüyüş yapmak ve kayıplarını anmak istemişlere polislerin sık sık müdahale ettiğini söyleyen Ünder, ailelerin ve davanın takipçisi olmak isteyenlerin adliyeye girişte taciz edildiğini belirtti. Ünder, adliyede kimlik ibraz etmeyen sivil bir şahıs tarafından tüm katılımcılar kamera kaydına alındığını kimlik sorulması ve çekim yapmaması konusunda uyarılması sonrasında ailelerden birine saldırdığını kaydetti. Ünder, "Haftalar öncesinden uygun duruşma salonu tahsis edilmesi konusunda yapılan yazılı başvurularımıza, müşteki vekillerinin ve baro başkanlarının sözlü taleplerine kulaklar tıkanmış, sadece müşteki sayısının bile 350 kişi olduğu dosyada 135 kişilik salonda ısrar edilmiştir" diye konuştu.
 
'AİLELER VE AVUKATLAR DARP EDİLDİ'
 
Duruşma salonuna girildikten sonra, salonun dolduğu gerekçesi ile duruşma salonunun kapıları kapatılarak kilitlendiğini söyleyen Ünder, çok sayıda müşteki aile ile müşteki vekilinin duruşma salonuna girişi engellendiğine dikkat çekti. Ünder, "Yaklaşık 45 dakika süren bu uygulamanın, duruşma salonunun içine hapsedilenler açısından hürriyeti tehdit suçunu oluşturduğu açıktır. Bu hukuksuz davranışın yapılması talimatını verenler ve bu kanunsuz emri uygulayanlar hakkında tarafımızca suç duyurusunda bulunulmuştur. Görevlilerle kapıların açılması konusunda görüşmeler yapılırken duruşma salonu dışındaki aileler ve müşteki vekilleri darp edilmişlerdir. Duruşma salonunun dışında müşteki vekillerinden Av. Aras Doğruel ve mağdur ailelerinden İsmail Kartal darp edilmiş, İsmail Kartal iki gün iş göremez raporu almıştır" ifadelerini kullandı.
 
Duruşma salonu içinde ailelerden Esra Araç'ın fenalık geçirdiğini kaydeden Ürden, "Bunun üzerine kilitlenen kapılar açılarak dışarı çıkılmaya çalışılmıştır. Duruşma salonunun her iki kapısına güvenlik görevlileri tamamen kapatmış dışarıya çıkmaya çalışanları veya içeriye girmek isteyenleri engellemiş ve darp etmişlerdir. Bu sırada kazada oğlunu kaybetmiş olan Hüseyin Şahin'in gömleği parçalanmış ve güvenlik görevlileri tarafından tekmelenerek, itilerek darp edilmiştir. Katliamda anne ve babasını kaybetmiş olan Esra Araç aynı şekilde darp edilmiş, iki gün iş göremez raporu almıştır. Mağdur vekillerinden Av. Gökmen Yeşil, fenalaşarak dışarı çıkmaya çalışan Esra Araç ile birlikte dışarı çıkmaya ve Esra Araç'a yardım etmeye çalışırken darp edilmiştir. Av. Mürsel Ünder ve Av. Can Atalay ise güvenlik görevlileri tarafından kapı aralığına sıkıştırılmış ve aynı zamanda tekmelenmek suretiyle darp edilmiştir" diye belirtti.
 
'AA VE İHA MANİPÜSLASYON YAPIYOR'
 
Yakınlarını kaybetmiş ailelelere "şov yapma" vs türünden saygısızca ve ahlaksızca sözler sarf edildiğini dile getiren Ünder, güvenlik görevlilerinin duruşma salonunun içine silahlı olarak girdiğine dikkat çekti. Mahkeme heyetinin duruşmadan çekilerek dosyayı Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini ve bu mahkemenin de verilen kararı hukuka aykırı bularak mahkemesine iade ettiğini aktaran Ünder, şunları da dile getirdi: "Duruşma sonrasında 4 Temmuz 2019 tarihinde Tekirdağ Valiliği tarafından yapılan açıklamada kolluk görevlilerinin görevlerini eksiksiz yaptığı, bazı marjinal şahıs ve grupların provokasyon yaratmaya çalıştığı ifade edilmiştir. Valilik açıklaması manipülasyondur, görüntüler ortadadır. Tespitleri ne ise lütfen açıklasınlar. 9 Temmuz 2019 tarihinde AA ve İHA tarafından servis edilen haberlerde katliamın yıl dönümü nedeniyle 8 Temmuz 2019 günü katliam yerinde yapılan anma sırasında geçmekte olan trene taş atılmak istendiği ve jandarma tarafından engellendiği ifade edilmiştir. Anma görüntüleri her açıdan ortadadır. Ailelerin tabi ki sessizce ağlamasını kimse beklemesin ancak taş atıldığı iddiası alçakça, bilinçli bir yalandır, manipülasyon amaçlıdır."
 
Müşteki avukatlardan birkaçının polis tarafından aranarak kamu malına zarar verildiği iddiasıyla haklarında soruşturma açıldığını belirten Ünder, "Günümüzün teknolojik gerekleri, bölgenin jeolojik, hidrolojik, meteorolojik özellikleri dikkate alınmadan hat yenilemesi yapılmış, hatalı inşa ve çalışma yürütülmüş, eksiklikler tespit edilmesine rağmen müdahale edilmemiş ve göz göre göre yaşanan faciada 25 insanımız öldürülmüştür. Kaza sonrasında saatlerce etkili bir arama kurtarma çalışması yürütülmemiştir. Başlatılan soruşturmada hemen o gün ve olay yerinde bilirkişi listesinde olmayan ve başta TCDD olmak üzere kamudan ihale alan kişiler, TCDD'ye danışmanlık yapan kişiler Bilirkişi olarak atanmış; hazırlanan raporla Ulaştırma Bakanı, TCDD Genel Müdürü ve Üst Yönetimi, TCDD Taşımacılık A.Ş. Üst Yönetimi, Makinistler ve esas sorumlular aklanmış, haklarında takipsizlik kararı verilmiştir" şeklinde konuştu.
 
'HERKES İÇİN ADALET'
 
Delillerin karartılarak etkin bir soruşturma yürütülmediğinin altını çizen Ünder, sözlerine şöyle devam etti: "Sorumlusu kamu görevlileri, bakan ve üst düzey bürokratlar olan bir cinayetin üstünün kapatılması için Valilik, bazı partiler, bir kısım milletvekilleri, hakim, savcı, bilirkişi ve onların sesi haber ajanslarınca gösterilen bu organize refleksi, yaratılmaya çalışılan karatma ve manipülasyonu anlıyoruz ancak izin vermeyeceğimizi belirtiyor, kabul etmiyoruz. Kamu görevlilerinin sorumluları aklama, gizleme ve koruma refleksinden vaz geçmelerini, katliamın aydınlatılması için ailelere ve hukuk mücadelesi yürütenlere yardımcı olmalarını, görevlerini yapmalarını bekliyor, herkes için adalet istiyoruz."
 
'DURUŞMA OLMADAN OLMUŞ GİBİ GÖSTERİLMİŞ'
 
Mürsel Ünder ek olarak şunları ifade etti:
"Sanıkların tamamı esas mahkemesinde dinlenmesi gerekiyordu ama Turgut Kurt ve Çetin Yıldırım hakkında talimatla dinlenme kararı alındı. Ailelerin hak arama özgürlükleri, yüz yüze ilkesine ve soru sorma hakkımızın kısıtlandığını düşünüyoruz. Bugün Küçükçekmece'de Çetin Yıldırım'ın duruşması vardı, biz duruşmayı beklerken görüntüde yargılama yapılmış gibi gösterilmiş ve hakim karşısında çıkarılmadığı halde çıkarılmış gibi gösterilmiş. Bu bir suçtur, yaşadığımız adalet arama mücadelesinin üzerini örtülmesidir. Bununla ilgili suç duyurusunu da yapacağız."
 
Basın açıklamasından sonra katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri söz aldı.
 
'BU MÜCADELENİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ'
 
Katliamda oğlunu kaybeden Mısra Öz Sel, katliamın üzerinin örtülmeye çalışıldığını belirterek şunları ifade etti: "Bu kadar büyük bir acının karşında tüm sakinligimizi koruyarak adaletin olacağını bekledik ama bilirkişi yanlı kişiler olarak çıktı karşımıza, iddianame sadece 4 kişiyi sorumlu tuttular. Biz o zaman gördük ki 25 kişinin adaleti birilerini korunmasının karşısında adaletsiz kalıyordu. Biz bu işin peşini bırakmayacağız, şiddetle yıldırılmaya çalışılıyoruz. Anma gününde 'trene taş atıldı' diye haberler çıktı, biz yakınlarımızın parçalanmış bedenlerini aldık, acımızı bile kontrollü yaşıyoruz. Canlarımızı o raylarin altında toplamış aileler olarak taş da atmak istedik ama biz kendimizi kontrol ettik. Sonra şov yapıyor olduk ama acımız hiç görülmedi."
 
'BÜYÜK ACILARLA ADALET ARIYORUM'
 
Katliamda iki kız kardeşini, kendi kızını ve yeğenini kaybeden Zeliha Bilgin ise şu sözleri sarf etti:
"Bu katliamda neden bazıları korunuyor? Ben koskoca ailemi kaybettim, bu kadar büyük acılarla adalet arıyorum. İnsan gibi adalet istedik, 4 kişinin yargılanmasını asla kabul etmiyoruz. İhmal değil, ihmaller zinciri var, 4 alt düzey çalışan sorumlu değil. Uyarılara rağmen önlem yoktu, adaleti sonuna kadar arayacağız."
 
'KÖYLÜLERDEN BAŞKA KİMSE YARDIM ETMEDİ'
 
Eşini kaybeden ve aynı zamanda kazanın tanığı da olan Ekrem Tuna, "Kaza günü köylülerden başka kimse yardıma gelmedi, köylüler de olmasa daha çok insan hayatını kaybederdi. Yargılamanın hemen başlamasını istedik ama çok geç kaldı. Biz sonuna kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz" dedi.
 
'A HABER KAZA GÜNÜ GERÇEKLERİ ÇEKMEDİ'
 
Oğlunu kaybeden Hüseyin Şahin, "Yaşadığımız şeyler anlatması güç, keşke oğlumu o trene bindirmeseydim, eşim de oradaydı her yeri kırıldı, hala acı çekiyoruz. Aile yaşantımız, huzurumuz bitti, kızım da o trendeydi. 13 aydır bunu yaşıyoruz acımızı yaşayacağımız yerde devlet bizi nelerle uğraştırıyor. Sorumlu olan kişi gelsin bizim karşımıza çıksın. Öldürseler yılmam, A Haber bizi lekeleyemez, biz orada taş atsak hakkımızdı. Ben evladımı tekerin altından aldım, biz cesetlerimizi kendimiz çıkardık. A Haber o gün onu çekmedi, ben oğlumun okuluna gidecekken mezara gidiyorum" diye konuştu.
 
'ARTIK SESSİZCE BEKLEMEYECEĞİZ'
 
İsmail Kartal ise şu ifadeleri kullandı:
"Anne ve babamı kaybettim. Trenden sağ çıkan 9-10 yaşlarında çocuklarımız var, o ailelerin neler çektiklerini sadece aileler biliyor. Her yağmur yağdığında o çocuklar evde saklanacak yer arıyor. Kazadan sonra trenin altında evladının yarısını bekleyen annelerimiz var, yaralı arkadaşlarımız var gencecik. Dünyamızı başımıza yıktılar hala bizi marjinal olarak yorumluyorlar. Biz bir daha böyle katliamlar yaşanmasın ki bizim çektiğimiz acıları başkaları yaşamasın istiyoruz. 12 aydır sessizce bekledik artık sessizce beklemeyeceğiz."