etkin haber

217

İSTANBUL

Cumartesi Anneleri katledilişinin 24. yılında Hasan Ocak'ı andı

Hasan Ocak'ın gözaltında kaybedilmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Mücadelenin soluksuz sürdürücüsü olan anne Emine Ocak, aynı inat ve kararlılıkla kaybedilen oğul ve kızlarını istediğini söyledi. Maside Ocak, gözaltına alındığı gün yetkililerin "bizim için aranan şahıs değil" dedikleri Hasan Ocak'ın bugün 'terörist' ilan edildiğini belirtti, "bugün değişen nedir, bilmek istiyoruz" dedi. Galatasaray'ın kendileri için mezar ve kayıplarıyla buluşma noktası olduğunu söyleyen kayıp yakınları, "Galatasaray'dan vazgeçmeyeceğiz" diye kaydetti.

- Cumartesi - 23 Mart 2019 - 13:52
Cumartesi Anneleri, kaybedilişinin 24. yılında kayıplar mücadelesinin simgesi olan Hasan Ocak'ı andı. Ocak'ı gözaltında kaybedenlerin belli olduğunu belirten kayıp yakınları, katillerin ve bugüne kadar onları koruyup kollayan tüm yetkilileri cezalandırılmasını istedi.
 
Ocak ailesi ve Hasan Ocak'ın yoldaşlarının Galatasaray Meydanı'nında başlattığı mücadele 24 yıldır kesintisiz devam ediyor. 24 yıldır "kayıplar belli, failler nerede" şiarıyla, kararlı mücadelelerini sürdüren kayıp yakınları, sevdiklerini kendilerinden alan katillerin, onları koruyan ve kollayanların, hukuku işletmeyenlerin cezalandırılmasını istiyor.
 
Bu mücadeleye Galatasaray Meydanı'nında başlayan Cumartesi Anneleri bugün İHD İstanbul Şubesi'nin önünde eylemlerini gerçekleştiriyor. Kararlılık aynı, mücadele azmi dünden daha farklı. Çünkü kayıplarını ve onları katledenlerin yargılanmasını istiyorlar bir de Galatasaray Meydanı'nı. Galatasaray Meydanı onlar için mezarları olmayan yakınlarıyla buluşma meydanı, toplumun vicdan ve adalet meydanı.
 
İHD İstanbul Şubesi önünde yapılan 730. buluşmaya, ilerleyen yaşı nedeniyle artık çok sık gelemeyen ve yıllardır "Hiçbir güç evladı için adalet arayan bir anneyi susturamaz. Oğlum için, tüm kayıplarımız için susmayacağım" diyen Emine Ocak da katıldı. Ayrıca, HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu eylemde yerini aldı.
 
24 YILDIR KATİLLER CEZALANDIRILMADI
 
Sosyalist kimliğiyle bilinen 30 yaşındaki Hasan Ocak İstanbul Avcılar'da yaşıyordu. 21 Mart 1995 tarihinde annesini arayarak, akşam için yemek hazırlamamasını kendisin balık getireceğini söyledi. Hasan ne o akşam ne de sonrasında bir daha eve gidemedi.
 
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde gözaltında tutulan iki kişi, Hasan'ı şubede gördüklerini, ismini de emniyetteki parmak izi listesinde gördüklerini açıkladı. Newroz nedeniyle gözaltında tutulan ve kendisi de kayıp yakını olan bir tanık ise şubedeyken bir hareketlilik olduğunu ve polislerin "Hasan Ocak getirildi" diye aralarında konuştuklarını duyduğunu söyledi.
 
Ocak Ailesi, savcılıklara başvurarak Hasan'ın akıbetinin açığa çıkarılmasını talep etti. Aile ayrıca; TBMM, Başbakanlık, Bakanlıklar, savcılıklar, hastaneler ve Adli Tıp nezdinde de girişimlerde bulundu. Bu girişimler sonucunda dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir'in imzasını taşıyan resmi yazıda "Hasan Ocak'ın gözaltında olmadığı, hiç gözaltına alınmadığı, suçlu olarak aranmadığı" belirtildi.
 
Resmi makamların tüm engellemelerine karşı 58 günlük ısrarlı bir arayışın sonunda ailesi Hasan'ın ağır işkence izleri taşıyan bedenine "meçhul kişi" olarak defnedildiği Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'nda ulaştı. İşkenceyle ölümü resmi raporlara girmiş olan Hasan'ın cansız bedeni tüm resmi makamlardan geçirildiği halde onu soran ailesine "bizde yok" denildiği açığa çıktı.
 
Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu yaptığı araştırmalara dayanarak "Ocak'ı konuşturmak için gözaltına aldılar ve orada uyguladıkları işkence ve darptan sonra öldürülmüş halde Beykoz'a attılar" dedi. Ayrıca Hacaloğlu, devletin Hasan Ocak'ın ölümünde sorumluluğu olduğunu, devletin bazı unsurlarının Ocak'ın nasıl öldürüldüğünü ve kimin öldürdüğünü bildiğini söyledi.
 
AİHM, Hasan Ocak'ın kaybedilmesi ve ölümüyle ilgili koşullarının belirlenmesi için yeterli ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini tespit ederek Türkiye hakkında ihlal kararı verse de Ocak Ailesinin iç hukuktaki tüm girişimleri bugüne kadar sonuçsuz kaldı.
 
Beykoz Cumhuriyet Savcılığı'nın 1995/1075 soruşturma numarasıyla takip ettiği dosyada, 17 Ekim 2016 tarihinde "zaman aşımı" nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Ailenin ve İHD'nin avukatı Gülseren Yoleri, 29 Kasım 2016 tarihinde bu karara itiraz etti. İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği "toplanan delillere göre dava açılması gerekir" diyerek bu itirazın kabulüne karar verdi. Bu kararla zamanaşımı kararı kaldırılmış ve soruşturmanın devamına karar verilmiş oldu. Bu kararın üzerinden 2 yıldan uzun bir zaman geçmesine rağmen dosyada bir gelişme olmadı. Savcılık, dava açmak yerine rutin yazışmalarla iki yıldır soruşturmayı oyaladı.
 
Haftanın açıklamasını gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'un kızı Besna Tosun okudu. "Bizim sevdiklerimiz, devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedildiler. Başvurduğumuz idari ve yargı makamları maddi gerçeği açığa çıkarma ve adaleti sağlamak yerine, kaybetme suçunun fail ve sorumlusu konumunda olan kamu görevlilerini korudular" diyen Tosun, 730 haftadır ısrarla bu gerçeği anlatıklarını söyledi.
 
Sevdiklerini kendilerinden alanları, katilleri azmettirenleri ve onları koruyanları tanıdıklarını ifade eden Tosun, "Bizim şikayetlerimizi araştırmak ve taleplerimizi yerine getirmekle yükümlü olan devlet makamlarının kayıplar gerçeğinin üstünü örtmeyi ve bizi yıldırmayı hedeflediklerini biliyoruz. 31 haftadır kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray'a çıkışımızın engellenmesi bu politikanın sonucu olduğunu söylüyoruz. Anlattığımız hakikatler karşısında söyleyecek söz bulamayan içişleri bakanının çaresizce bizi itibarsızlaştırmayı hedefleyen iftiralara başvurduğunun farkındayız" dedi.
 
Tosun, bir kez daha devleti yönetenlere seslendi: "Hukuk dışı, vicdan dışı, insanlık dışı söylem ve uygulamalarınıza son verin. Anayasadan ve evrensel hukuktan kaynaklanan haklarımıza saygı gösterin. Savcılık makamını ve Adalet Bakanlığını 24 yıldır sürüncemede bırakılan Hasan Ocak soruşturmasının maddi gerçeği açığa çıkartacak, sorumluların cezalandırılmasını sağlayacak etkinlikte bir davaya dönüştürülmesi için göreve çağırıyoruz."
 
Tosun, kaybedilen yakınlarını aramaktan ve kayıplarıyla buluşma meydanı olan Galatasaray Meydanı'ndan vazgeçmeyeceklerini belirterek konuşmasını sonlandırdı.
 
AVUKAT YOLERİ: YENİ BİR HUKUKSUZLUK YAPMAYIN
 
Ocak Ailesinin avukatı Gülseren Yoleri, dava sürecine ilişkin bilgi verdi. Ocak dosyasında dikkat çeken iki şeyin olduğunu belirten Yoleri, birinin kaybedildiği tarihlerde cumhuriyet savcılıklarına yapılan başcuruların o tarihlerde takipsizlikle kapatılmasıyla ortaya çıkarılabilecek sorumluların ve hakikatlerin gizlenmiş olması olduğunu söyledi, AİHM'in etkin soruşturma yapılmasına engel olduğu için Türkiye'yi mahkum ettiğini kaydetti.
 
Diğer noktanın ise Ergenek davası açıldığında Hasan Ocak'ın katledilmesiyle Ergenekon örgütü arasında ortaya çıkan bağlantı olduğunu söyleyen Avukat Yoleri, mahkemeye başvuru yaptıklarını ancak "bu olayları soruşturmuyoruz" diyerek, dosyaya yansıyan beyan ve ithamların gereğini yerine getirmediğini söyledi.
 
Dosyasının, yaptıkları başvuru üzerine yaklaşık 2 yıl önce yeniden açıldığını hatırlatın Yoleri, "Bu kararın en dikakt çekici noktası şuydu; hakim 'kuvvetli bir suç şüphesi var ve dosya zamanaşımına uğratılamaz' dedi. Dosyayı bozarak, itiraz etti. Soruşturma hakiminin bu dava açılmalı dediği noktadan bugüne, tam iki yıldır malesef  yeni bir gelişme yaşanmadı" dedi. AİHM'in Ocak dosyasını yakından takip ettiğini vurgulayan Avukat Gülseren Yoleri, cumhuriyet savcısının ve de Adalet Bakanlığının bir an önce soruşturma dosyasını davaya dönüştürmesini istedi. Aksi durumda bunun da bir hukuksuzluk olacağını söyledi.
 
ALİ OCAK'TAN SORUMLULARA ÇAĞRI: UTANMA DUYGUNUZU KAYBETMEYİN
 
Hasan Ocak'ın ağabeyi Ali Ocak, bugüne kadar mücadelelerinde yanlarında olan herkese teşekkür etti ve şöyle devam etti: "Gözaltında kaybetme suçunu işleyenleri, bu suça ortak olanlari ve bize barikat olanları utanmaya çağırıyorum. Bu duygunuzu yitirmeyin. Çünkü yitirirseniz insanlığınızı kaybedersiniz."
 
EMİNE OCAK: KAYIP OĞUL VE KIZLARIMI İSTİYORUM
 
24 yıldır mücadelesini sürdürdüğünü söyleyen Emine Ocak, "kaybedilen herkes benim oğul ve kızlarım. Benim vicdanım. Kayıp oğul ve kızlarımı istiyorum. Onları aramaktan vazgeçmeyeceğim" dedi.
 
Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak, 24 yıldır yürüttükleri hakikat ve adalet mücadelelerinde dava dosyalarından ve ellerindeki bilgi ve belgelerden söz ettiklerini hatırlattı. 24 yıl önce Hasan Ocak'ın katledilmesine ilişkin Beykoz Adliyesi'nde tutulan raporun bir kısmını kamuoyu ile bir kez daha paylaştıklarını söyleyen Ocak, raporda Hasan Ocak'ın ayakkabı bağcıklarının olmadığının, vücudunun başka yerlerinde işkencee izlerinin olduğu ve her iki parmağında parmak izi mürekkebinin bulunduğuna ilişkin bilgilerin olduğunu anımsattı.
 
'24 YIL SONRA NE OLDU DA HASAN'I 'TERÖRİST' İLAN ETTİNİZ'
 
Ayrıca o dönem için "Hasan Ocak bizim için aranan şahıs değildir" diyen dönemin yetkililerinin söz ve bilgilerinin de olduğunu kaydeden Maside Ocak, şöyle devam etti: "Hasan aranan şahıs değilken, şimdi İçişleri Bakanı ve devlet yetkilleri tarafından töröerist ilan ediliyor. Hasan'la yan yana duranlar hakkında soruşturma başlatılıyor, tutuklanıyor. Her şey bu kadar açık ve netken, hakimlerin savcıların dönemin bakanlarının söyledikleri bu kadar netken, 24 yıl sonra hükümet neyi tespit etti de şimdi bu suçamaları getiriyor. Bu suçlamaların cevabını bilmek istiyoruz."
 
"Hasan bizim evimizin gül yüzlü çocuğuydu" diyen Maside Ocak, konuşmasını şöyle sonlandırdı: "58 gün sonra bulduğumuz bir mezarımız var. Tırnaklarımızla kazıya kazıya bulduğumuz bir mezarımız var. Ama o mezar Hasan'ın mezarı değil gibi geliyor. Çünkü diğer kayıplarımızın hala mezarı yok. İlk başladığımızda 'son kaybımız bulunana kadar' demiştik. Tüm kayıplarımız için gerçek adalet sağlanmadan yasımız bitmeyecek."
 
Galatasaray Meydanı'nında kendileri için Hasan Ocak ve diğer kayıplarla buluşma mekanı olduğunun altını çizen Ocak, yenidi oraya döneceklerini söyledi. Kayıp yakınları 731. haftalarında buluşmak üzere eylemlerini sonlandırdı.