etkin haber

231

AMUDE

DAİŞ forumunda Suruç'taki AKP-DAİŞ ortaklığı anlatıldı

NRLS tarafından organize edilen uluslararası "DAİŞ: Kökleri, Engeller ve Yüzleşme Stratejileri" forumunda konuşan gazeteci Arzu Demir, 'Kobane şimdi düştü, düşüyor' diyen Erdoğan'ın bu açıklamayla DAİŞ ile siyasi olarak işbirliğini gösterdiğini belirtti.

- Cumartesi - 6 Temmuz 2019 - 18:37
Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi (NRLS) tarafından organize edilen uluslararası "DAİŞ: Kökleri, Engeller ve Yüzleşme Stratejileri" forumu devam ediyor.
 
Forumun konuklar bölümünde konuşan ETHA editörü Arzu Demir, 20 Temmuz 2015 tarihinde 33 devrimcinin katledildiği Suruç'taki AKP-DAİŞ ortaklığını ve AKP iktidarını ve DAİŞ arasındaki ilişkileri anlatacağını kaydetti.
 
DEMİR: ERDOĞAN 'KOBANE DÜŞTÜ, DÜŞÜYOR' DİYEREK DAİŞ İLE İŞBİRLİĞİNİ GÖSTERDİ
 
20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç'ta Amara Kültür Merkezi önünde Kobane'nin yeniden inşasına katılmak üzere yola çıkan dört yüzü aşkın devrimciden 33'ü DAİŞ'in canlı bomba saldırısında katledildiğini ifade eden Demir, "Suruç'a giderken AKP iktidarının DAİŞ'le işbirliğinin ortaklığını gösteren çok sayıda sayısız veriye ulaşmıştık. Elimizdeki en önemli somut AKP iktidarının başındaki Erdoğan'ın Kobane'nin işgalde olduğu 7 Ekim günü yapmış olduğu bir açıklamaydı. Bu açıklamasında, 'Kobane şimdi düştü, düşüyor' demişti Erdoğan sevinerek" diye hatırlattı.
 
Erdoğan'ın bu açıklamayla DAİŞ ile siyasi olarak işbirliğini gösterdiğini belirten Demir, "Ama elimizde başka bilgi ve belgelerde vardı. 20 Temmuz günü Suruç'ta DAİŞ'in canlı bomba saldırısı gerçekleştireceğini Urfa Valiliği, Suruç Kaymakamlığı, Suruç Emniyet Müdürlüğü, Suruç Jandarma bildiğini sonradan ortaya çıkan belgelerden gördük. Çünkü bu katliamla ilgili bir dava dosyasına giren belgede katliamdan sadece 3 gün önce 17 Temmuz günü tüm güvenlik görevlilerini Suruç'taki canlı bomba saldırısının olacağına yönelik uyarıyordu. Yani o gün orada bir canlı bomba saldırısı olacağını devletin tüm kurumları biliyordu. Buna rağmen herhangi bir önlem alınmadı. Suruç'ta yaz sıcağında üzerinde canlı bomba yeleği bulunan bir DAİŞ militanı, DAİŞ üyesi açık gömlek ile saatlerce dolaştı. Daha sonradan görüntülerden gördük bu bombacı saldırgan iki kere ilçe emniyet müdürlüğü önünden geçmişti, Amara Kültür Merkezi önünde bombayı patlatmadan keşif yapmıştı. O gün patlama gerçekleştirilinceye kadar ilçede rahatça dolaşmıştı" diye belirtti.
 
Demir konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yani devletin, AKP iktidarının tüm kurumları o DAİŞ militanını o gün orada 33 insanı katletmesi için elinden geleni yaptı. Berat Albayrak diye bir isim var, belki duydunuz. Tayyip Erdoğan'ın damadı, aynı zamanda şuan Hazine Bakanı öncelikle dönem ki hükümette Enerji Bakanı'ydı, Bu isim şu açıdan önemli AKP iktidarının DAİŞ'le gerçekleştirmiş olduğu işbirliğinin yanısıra ekonomik olarak da bir işbirliği vardır. Ve ekonomik işbirliği az önce ifade ettiğim isim yani Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak önemli bir yerde duruyor.
 
"Berat Albayrak Powertrans isimli bir şirkete sahip. Powertrans şirketinin sahibi olduğu daha sonrasında kendi e-maille ortaya çıktı. Bu şirket ise DAİŞ'in işgal ettiği alanlarda çaldığı petrolü uluslarası alanda pazarlayan şirket. Bu şirketin sahibi bugün Türkiye'de Maliye Bakanlığı yapıyor.
 
"Yani AKP iktidarı bir yandan DAİŞ'in Türkiye'de özellikle bazı kentlerde örgütlenmesinin yolunu açarken, diğer taraftan da gerçekleştirmiş olduğu ekonomik işbirliği ile hem kendi rantına rant kattı, hem de aynı zamanda DAİŞ'in halklara karşı yani sizlere ve bizlere karşı kullandığı silahların ekonomik olarak temelini de oluşturmuş oldu. Türkiye ve Kürdistan'ta tüm demokratik kurumlar üzerinde yoğun bir baskı varken, DAİŞ'in kurumları propaganda yapabileceği tüm dernekleri, tüm basın organları açık kaldı, hala da açık.
 
"DAİŞ için savaşacak olan binlerce insan Türkiye üzerinden geçebildi. Yaralıları Antakya'daki devlet hastanelerinde tedavi edildi. Bunun hepsinin tanığıyız, hepsini gördük. Canlı bomba yelekleri Türkiye'de üretildi. DAİŞ'in bomba yapımında kullandığı kimyasal maddeleri sağlayan 13 şirket Türkiye'de ve defalarca yazdık. Bunlarla ilgili hiçbir şey yapılmadı.
 
"Sadece şunu söylemek istiyorum ben Türk bir gazeteciyim, Türkiye'de Kürdistan ve Kürt sorunu için haberler yaptığım için şuan mülteci pozisyonundayım. Şunu söyleme istiyorum tek kelimeyle DAİŞ'i Rojava halkları yendi, Dolayısıyla yargılanması gereken yerinde Rojava olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanların adalete erişmek için katillerle yüzleşme hakkı var ve bu en temel hak. Ve bu yüzden de bu sempozyumun da  bu yüzleşmeye bu adalet mücadelesine katkısı olacağına inanıyorum."
 
KAYA: DAİŞ HALKLARA İŞKENCE UYGULAMIŞTIR
 
Foruma katılan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya'da konuşma yaptı. Kaya, "Bugün bu toplantının uluslararası boyutta, dünya halklarını tehdit eden bir zihniyet üzerine bir insanlık problemi üzerine yapılıyor olması çok tarihi bir öneme sahip. Evet biz henüz yeni geldik ama geldiğimiz andan itibaren de tercüme Türkçe maalesef konuşmaları anlayamadığımızdan sadece şunu ifade etmek istiyorum; yeryüzünde tarih boyunca ve çağımızda da farklı yapılanmalar ve örgütler efendim farklı yapılar ortaya çıkmıştır. Halklara zulümler işkenceler, şiddet uygulamıştır. Ve coğrafyalar bazı halkların özgürlük mücadelesinde çok acı anılar yaşanmıştır" dedi.
 
Kaya konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
"DAİŞ'in insanları canlı canlı yakarken, insanların kafalarını bedenlerinden ayırırken kadınları köleleştirirken, kadınlara tecavüz ederken, kadınları uluslararası kadın pazarında satarken dayandığı bir nokta vardı kilit noktasıydı.
 
"Dolayısıyla biz bu yapılanmayı, bu örgütü analiz ederken bunun tarihsel çağdaş, toplumsal, psikolojik pek çok boyutuyla bu referansları nereden alıyor, neden birden bire Ortadoğu'da kan gövdeyi götürürcesine böylesine büyük katliama sebep olacak bir güce nasıl erişti.
 
"Bu bir selamlama konuşması elbette, DAİŞ'in dayandığı mantaliteyi, dayandığı tarihsel havuzu, günümüze yansımalarını ve bugün Türkiye politikalarıyla olan aynı havuza olan bu zihniyet ortaklaşmasını anlayamayız. Tarihsel havuzunu anlamadan bugünkü Türkiye politikasını ortaklaşmalarını anlayamayız. DAİŞ'in ne olduğunu, bir insanlık düşmanı yapı olduğunu, özgürlük düşmanı bir yapı olduğunu, sevgi düşmanı, barış düşmanı bir yapı olduğunu ortaya verileriyle koymak demek İslam'a saldırı demek değildir. Ben bir Müslümanım ama şuna inanıyor ve iman ediyorum; Hem vicdanen insan olarak hem de inandığım temel değerler çerçevesinde tüm peygamberlerin teme şahsiyetlerin insanlığın huzuru için temel ortak dinamiklere bağlı olduğuna inanıyorum.
 
"Yani hem vicdanen hem de tarihsel anlamda tüm peygamberlerin, elçilerin ve tarihsel şahsiyetlerin insanlığın huzuru için ortak değerler bizi getirdiğine inanıyorum. Muhammed'in de İsa'nın da Musa'nın da İbrahim'in de ve tüm değerli direnişçilerin bir Kerbala'da ki bir İmam Hüseyin'in de insanlığın huzuru için barışı için egemenlere karşı, saltanatlara, devletçi yapılara karşı özellikle de peygamberlerin mücadelesine baktığınızda dinci egemenci yapılara karşı mücadele verdiklerini görüyoruz.
 
"İşte DAİŞ'in beslendiği havuz, Muhammed sonrasında Muadiye Emeviler döneminde saltanatçı-erkekçi, bakın kadın dünyasını kadın yaşamını hiçleştiren zihniyetin temeli buraya dayanmaktadır. Erkekçi, devletçi zihniyetin bir dinciliğe sahip olmalarındandır. Bizim mücadelemiz bu yaptırımlara karşı, kadınların hangi inançtan, mezhepten, düşünceden olursa olsun bütün insanların huzur içinde, barış içinde, özgürce yaşamı yeryüzünde gerçekleştirme mücadelesi olacaktır."