etkin haber

152

HABER MERKEZİ

Davutoğlu günah çıkardı

Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasının ardından Başbakan olarak görev yapan ve yeni parti kurma hazırlıkları yaptığı söylenen Ahmet Davutoğlu katıldığı bir programda AKP'nin halka karşı işlediği suçların ortağı değilmiş gibi konuştu. Davutoğlu günah çıkarma peşinde.

- Perşembe - 18 Temmuz 2019 - 18:42
Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasının ardından Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı görevini yürüten ve yeni parti kurma hazırlığında olan Ahmet Davutoğlu, Youtube'da yayınlanan 'Bide bunu izle' programında Yavuz Oğhan, İsmail Saymaz ve Akif Beki'nin sorularını yanıtladı.
 
Bir süre önce AKP'den ayrılıp yeni parti kuracağı söylentileri dolaşan Ahmet Davutoğlu dönemin günahlarından arınmış gibi konuştu. Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı döneminde AKP'nin bütün uygulamalarını savunmuş ve uygulamaların ortağı olmuştu.
 
Davutoğlu kendi zamanında gazeteciler, aydın ve yazarlar tutuklanmamış, yıllara varan hapis cezalarına çarptırılmamış, basın üzerinde en ağır baskılar yaşanmamış, düşünce özgürlüğü ayaklar altına alınmamış gibi konuştu. Davutoğlu, "İslam dünyasının problemleriyle ilgili en temel sorun nedir diye soruldu. En temel problemin düşünce özgürlüğünün olmaması olduğunu söylemiştim. Sansür çok kötüdür ama en kötü sansür otosansürdür. İnsanlar kendi kendilerini kontrol etmekten toplumu düşünmeye vakit bulamazlar. İçeriden bir eleştiri olarak söyleyeyim, otosansürün en yoğun olduğu dönemden geçiyoruz. Özgürce konuşursanız her türlü problemi çözersiniz" dedi.
 
'PELİKAN ÇETESİ' AÇIKLAMASI: NİYE BU ŞEKİLDE HEDEF ALINDIM?
 
İstifası için bildiri yayınlayan ve kamuoyu oluşturan AKP ve devlet içindeki çetenin arkasında kimler olduğunu ve kimlerden talimat aldıklarını bildiğini ifade eden Davutoğlu, "MKYK'dan bahsediyorum, bir muhtıra vari bir tavır yaşadım. Ondan iki gün sonra böyle bir bildiri yayımlandı. Ola ki yanlış bir takım politikalar geliştirmiş olabilirim. Hepsine açığım ama niye bu şekilde hedef alındım? Bu bağlamda 3 yıl sonra ilk defa konuşuyorum. 3 yıl boyunca ben susmadım aslında, Cumhurbaşkanına hep düşüncelerimi aktardım. Hep düzelir umuduyla böyle bir açıklama yapmamıştım" dedi.
 
'AKP-MHP İTTİFAKINDAN RAHATSIZIM'
 
AKP'de İhvancı çizginin temsilcilerinden biri olan Davutoğlu, "AK Parti'nin ittifak ilişkilerine girmesinden rahatsız olduğumu hep söyledim. Mart ayında bunu Erdoğan'a da aktardım. Bu ittifak ilişkisinin AKP'nin doğasını bozmakta olduğunu ve MHP'ye oy kaçırmaya neden olacağını anlatmaya çalıştım. Bundan dolayı Bahçeli'nin bana öfkelenmesini anlarım. Ama benim anlayamadığım şey, kendileri için makamımdan ayrılmayı göze aldığım kişilerin hedefinde olmam. Benim yakınlarımın, eşimin konferansının iptal edilmesini anlayamam" diye konuştu.
 
'KOALİSYON İÇİN DEVRE DIŞINA BIRAKILMAM GEREKİYORDU'
 
Davutoğlu, 7 Haziran seçimlerinin iptal edilmesi ve 1 Kasım seçimlerine giderken Başbakan olarak görev yapıyordu. Suruç, Ankara, Diyarbakır, Antep katliamlarındaki sorumluluğunu gözardı ederek, ekonominin iyiye gittiğini "2 Kasım günü bu ülke yeni bir umuda uyanmıştı" dedi. "Başkanlık sistemi"ni özünden koparıldığı için eleştiriyor. Gerçekte "Başkanlık sistemi"ne karşı değil. Davutoğlu, Başbakanlıktan neden istifaya zorlandığını ise "Böyle bir ortamdaki Türkiye'nin yaşamasını istemeyen kimlerse, bunu sadece Erdoğan ile aramda gibi görmeyin lütfen, şimdi düşündüğümde bunun daha kapsamlı bir planın, arka arkaya gelen seçimler ve son derece özünden koparılan bir başkanlık sistemiyle Türkiye'nin yüzde 50+1'e mecbur edildiği bir koalisyon için benim devre dışına bırakılmam gerekiyordu" şeklinde açıkladı.
 
'BÜTÜN YETKİLERİ ELİNDE OLAN BAŞBAKANLIK SİSTEMİ'
 
Davutoğlu, gerçekte "tek adam" rejimine karşı olmadığını, aslında bunun Cumhurbaşkanı'nda değil de başbakanda olması gerektiğini savundu. Davutoğlu, "'Gelin Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile konuşayım, onları ikna edelim, bütün yetkileri başbakanda toplayalım' dedim. 'Siz başbakan olun ve bütün yetki sizde olsun. İsterseniz ben danışmanınız olayım, istemiyorsanız ben akademisyenliğe döneyim' dedim. 'Perşembe gününe kadar siz tefekkür edin, istediğiniz arkadaşlarla konuşun' dedim. 'Benim size meydan okumak gibi bir kaygım yok' dedim. Erdoğan, 'Böyle devam edelim' dedi. Eğer onu yapmış olsaydık sonraki birçok tıkanma yaşanmayabilirdi. Aramızdaki hukuk zedelenmezdi" dedi.
 
CUMHURBAŞKANI BENDEN 'BAŞBAKAN OLMAMI AMA BAŞBAKAN GİBİ OLMAMAMI' İSTEDİ
 
Başbakanlık görevinden alındığı zamana ilişkin olarak, "Üç yol var önümde. Bir; MKYK ile bana, 'Sen başbakan gibi görün ama başkana olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma' dendi. Bunu benden Cumhurbaşkanı ve MKYK'da imza atanlar istiyordu. Ben kendimi bilirim; benden her şey olur da düşük profilli olmaz. (Kukla mı demek istiyorsunuz?) Öyle bir ifadeyi dolaylı da olsa kimseye söylemem. Ben böyleydim, akademik hayatta da böyleydim. İkinci yol, mücadele etmekti. Kongreyi kazansam bir türlü, kazanmasam başka türlü bölünürdü parti" diye konuştu.
 
Program katılımcılarının 10 Ekim Gar katliamından sonra 'şimdi anketler geliyor kamuoyunun nabzını tutuyoruz oylarımızda yükseliş trendi var'; Van'daki konuşmanızda 'AKP iktidarı indirilirse buralarda beyaz toroslar dolaştırılacak' demişsiniz şeklindeki sorusuna ise, "Katliamla oy artışı arasında hiçbir bağ kurmuyorum ben. Katliam konuşulduktan sonra ayrı bir soru var burada. O zaman oylarımızda artık gözetiyorum diyorum. İkisi arasında hiçbir bağ yok. Bunu söylemeyi ahlaksızlık olarak görürüm. Siyasi bir menfaat beklemem söz konusu değil. Beyaz toroslar ise Van'da yaptığım konuşma. O dönemde PKK ve HDP de öyle bir terör havası estiriyorlardı ki o mitinge bile yansıyan bir asayiş sorunu vardı. Türkiye'de kamu düzeni sağlanamazsa 90'lı yılların hadiselerini canlandırmak isteyenler çıkabilir dedim" diyerek kendisini savundu.