etkin haber

288

DİYARBAKIR

Diyarbakır'da kayıp yakınları Hasan Esenboğa'nın akıbetini sordu

İHD ve kayıp yakınları tarafından 537'ncisi gerçekleştirilen oturma eyleminde bu hafta 1994 yılında kaybettirilen Hasan Esenboğa'nın akıbeti soruldu.

ETHA - Cumartesi - 25 Mayıs 2019 - 14:04
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları tarafından her hafta düzenlenen oturma eyleminin 537'ncisi İHD Şube binasında gerçekleştirildi.
 
Kayıp yakınlarının fotoğrafları ve "Failleri korumak suça ortak olmaktır" dövizinin taşındığı eylemde konuşan İHD yönetim kurulu üyesi Adnan Örhan açlık grevlerine dikkat çekti. Örhan, görüşmelerin bir an önce gerçekleştirilerek açlık grevlerinin son bulması gerektiğinin altını çizdi.
 
 
Örhan, 1994 yılında Kulp'un Çağlan Köyü'nde askerlerce gözaltına alınıp katledilen babası, amcası ve kuzeninin ölüm yıldönümünü anarak konuşmasına başladı. Devlet eliyle hayata geçirilen katliamların annelerin anlatımlarıyla gün yüzüne çıktığını dile getiren Örhan, açığa çıkan hikayelere rağmen yargının bu durumları göz ardı ettiğini aktardı. Örhan, "Kayıp mücadelesinin başladığı günden bu güne tek bir katilin bir failin yargılandığını görmedik. Bu mücadele sürecinde dile getirilen kayıp hikâyeleri noktasında hukukçuların yaptığı suç duyuruları hiçbir şekilde karşılık bulmadı. Cezasızlık tutumu, yargının bu kadar sorumsuz davranması biz kayıp yakınlarını yaralıyor. Bir gün adalet sağlanacak er ya da geç adalet yerini bulacaktır. Bizde bunun mücadelesi veriyoruz. Adalet hepimiz için geçerlidir" diye belirtti.
 
Hapishanelerde grevde olan çocukları için her gün alanlarda direnen annelere dikkat çeken Örhan, "Çok uzun süredir devam eden açlık grevlerine hükümet gözlerine ve kulaklarını tıkamıştır. Ölümler oldu ancak daha fazla kaybın yaşanmaması için geç kalınmamalıdır. Hiç kimse evladının göz göre göre yaşamının sona ermesini istemez. Annelerin isteği ve talepleri budur. Görüşmeler oldu veya olacaksa da bir an önce olmalı. Bu açlık grevlerinin bir an önce bitmesi gerektiğini vurguluyoruz " sözlerine diye konuştu.
 
Yapılan açıklamanın ardından 1994 yılında Kırkağaç (Bênat) Köyü'nde koruculuğu reddeden ve askerlerce katledilen Hasan Esenboğa'nın hikayesini, İHD Kayıp Komisyonu Üyesi Hasan Yalçın okudu. Hasan Esenboğa'nın hikayesi şu şekilde:
"1994 yılı başlarında korucu olmayı reddeden Kırkağaç (Bênat) köyü askerlerce yakıldı. Köylüler eşyalarını toplamaya bile izin verilmeden evlerinden çıkartıldı, askerler her tarafa rengi sarıya çalan bir toz döküp tüm köyü ateşe verdi. Bunun üzerine Esenboğa ailesi Fındıklı köyüne yerleşti ancak koruculuk dayatması devam etti. Korucu olmayı reddettikleri için askerler köyün gençlerini örgüte yardım ettikleri iddiasıyla gözaltına almaya devam etti.
 
"13 Ağustos 1994 tarihinde Fındık Bölge Jandarma Karakoluna bağlı askerler köye bir operasyon düzenleyerek tüm evlerde arama yaptı ve daha sonra da aralarında Hasan Esenboğa'nın ağabeyi Bahri Esenboğa'nın da olduğu altı kişiyi, İlhan İbak, Ahmet Özdemir, Fikri Şen, Ahmet Özer, Bahri Esenboğa ve Mehmet Dayan'ı, gözaltına aldılar. Bu altı kişiden sadece Mehmet Dayan yaklaşık bir ay sonra serbest bırakıldı, geri kalanlardan bir daha haber alınamadı.
 
"Hasan Esenboğa ağabeyi ile diğer dört köylü hakkında çıkartılan milis söylentilerinin ve gözaltına alınmalarının para için olduğunu düşünüyordu; ağabeyinin akıbetini öğrenebilmek için çok uğraştı. Bahri Esenboğa ve diğer dört köylü zorla kaybedildikten yaklaşık dört ay sonra, 25 Aralık 1994'te Hasan Esenboğa hayvanları için saman almaya Cizre'ye gitti ve bir daha geri dönmedi. Cizre'nin en işlek caddelerinden Dörtyol'da içinde Cemal Temizöz'ün de olduğu beyaz bir araca zorla bindirildiğini görenler vardı ancak korktukları için hiçbiri tanıklık yapmak istemedi. Hasan Esenboğa'nın cenazesi dört gün sonra Cizre-İdil yolu üzerindeki boş bir arazide köylüler tarafından bulundu. Eşi savcılığa dilekçe verdiyse de bir sonuç alamadı. Esenboğa ailesi bir avukat tuttu ama hukuki süreçte herhangi bir gelişme olmadı."
 
Açıklama okunan hikayenin ardından kayıplar için yapılan 5 dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.