etkin haber

114

ZİYA ULUSOY

Dopolavoro: Millet kıraathaneleri

İtalya'da komünistler ve demokratik güçler, Mussolini'nin Dopolavoro'sına karşı, faşizmin kendisinin kurduğu derneklerde çalışmama ilkesini uygularlarken geçmişte komünistlerin ve sosyalistleri kurdukları ve kitlesel olarak faşizmin dümen suyunda gitmeyen derneklerde ise çalışmaya, oralarda tartışmalar çıkarmaya çalıştılar. Erdoğan faşizminin kurduğu millet kıraathanelerini boykot etmek, semtlerde gençliğin ve halkın kültürel, sportif ve yardımlaşma derneklerini geliştirmek Erdoğan faşizminin kitle desteğini engelleyecektir.

- Cumartesi - 12 Ocak 2019 - 09:53
Erdoğan faşizmi, Hitler ve Mussolini faşizminden öğrenerek bazı örgütlenmeler geliştiriyor. Erdoğan, başkanlık rejimine geçişte, eleştirilere cevap verirken tarihteki başkanlık rejiminin Almanya'da Hitler döneminde varolduğunu ve anayasal olduğunu vurgulamıştı. Hitler Almanya'sını örnek aldığını böylece zikretmişti.
 
Vurgulamak gerekir ki, Erdoğan ve Saray, faşizmin geçmiş deneylerinden yararlanmaya çalışıyor. Erdoğan, üstadı Necip Fazıl'ın önerdiği Yüceler Kurultayı veya Mussolini'nin Büyük Faşist Konseyi benzeri bir örgütlenmeye gitmiyor. 1943'te işgal ettiği Balkanlar ve Yunanistan'da ordusu yenilince Mussolini'nin Büyük Faşist Konseyce görevden alınıp tutuklanmasından, Hitler'in ise böyle bir örgütlenmeye gitmemesinden ders aldığı görülüyor.
 
Erdoğan, 24 Haziran seçiminde aniden millet kıraathaneleri ve bahçeleri kuracağını vadetti. Gençler boş zamanlarında kurulacak bu kahvelerde kitap okuyacaklar, çay, kahve, kek bedava olacaktı.
 
Bu vaad sosyal medyada tiye alındı. Gençler iş beklerken millet kıraathanesi de neydi? Bir yanıyla doğru, gençlik işsiz ve geleceksiz. Aslolan bu sorun dururken, faşist şef bu soruna çözüm diye hiç bir vaadde bulunamazken, millet kıraathane ve bahçeleri kuracağını vadetmesi yanıltmaca sayılırdı.
 
Fakat bu eksik bir eleştiriydi.
 
Çünkü, yakın tarihin faşist deneyleri içinde gençliğin ve halkın iş sonrası ve boş zamanlarında toplanacağı alanlar açmak onları faşizmin örgütsel yönetimi altına almak önemli bir yer tutuyordu.
 
Mussolini faşizmi, 1925-26'da, Dopolavoro (İş Sonrası) adını verdiği, yaygın örgütlemeye girişti.
 
Yeni semt derneklerini yaygınca kurdu. Bunları, eski semt dernekleriyle, sportif ve kültürel klüp ve derneklerle, yardımlaşma kuruluşlarıyla Dopolavoro çatısı altında birleştirdi. Böylece bütün dernekleri faşistlerin yönetimine bağladı. Semt derneklerinin, spor klüplerinin, kültürel derneklerin ve yardım kuruluşlarının Dopolavoro'ya bağlı olması ve faşistlerin yönetimine biat etmeleri zorunluydu.
 
Dopolavoro yaklaşık 8 yıl sonra 1934'te 2 milyonu aşkın üyeye ve binlerce şubeyle genişledi.
 
Faşist örgütlenmeler içinde en kitleseli faşist sendikalar aynı yıl içinde 4 milyonu aşarken, 14 yaş altı gençlik öncesi örgüt Balilla, Genç Öncüler, Genç Faşistler 3 milyonu aşan üye sayısıyla 2. sırada yeralıyor, Dopolavoro 2 milyonu aşan üyeyle 3. en kitlesel faşist örgütlenme oluyordu. Nasyonal Faşist Parti 1 milyonu aşkın üyesiyle ancak 4. sıradaki kitlesel örgütlenmeydi. Milis-Squadristi'de örgütlülerin sayısı bunun arkasından geliyordu. Fakat sonuncuların işlevi vurucu güç ve siyasi polis olmalarıydı. (bknz. Faşizm Üzerine Dersler, Togliatti)
 
Erdoğan-Saray faşizmi Mussolini ve diğer faşistlerin yolunu izliyor. Kitlelerin iş sonrası-boş zamanlarını geçirecekleri Millet kıraathanelerini yaygınlaştırarak faşizmin kitle örgütlenmesini yeni bir halkayla yaygınlaştırmak istiyor. Şimdiye değin Amed dahil, özellikle Türkiye kentlerinde, Balıkesir'den İstanbul'a Niğde'den Antalya'ya pek çok yerde Millet kıraathaneleri açıldı.
 
Faşizm, TÜRGEV'i kamu bina ve arsalarıyla ve patronlardan yüklü rüşvetlerle donatıp yaygınlaştırarak, ötedenberi kurduğu belediye gençlik merkezlerine millet kıraathaneleri ekleyerek kitle desteğini büyütmeye çalışıyor.
 
Mussolini faşizminden örnek alarak, denetim dışındaki her çeşitten derneği zorla tek bir çatı altında kendi yönetiminde birleştirmeyi deneyecektir.
 
Erdoğan faşizmi, zor aygıtlarını, işgal kuvvetlerini, JÖH-PÖH'ü, paramiliter çeteler Osmanlı Ocakları ve Ülkü Ocaklarını, politik İslamcı çeteleri örgütlemenin yanı sıra, Hak-İş'ten Memur-Sen'e sendikaları emrinde çalıştırarak, ayrıca Türk-İş'in yönetimini işbirliği içinde tutarak faşizmi inşaya devam ediyor. Fakat devrimci demokratik direnişi henüz yenemediği için, tüm sendikaları faşizmin yönetimi altında birleştirmeye cesaret edemiyor. Demokratik kitle örgütlerini hemen kapatamıyor.
 
Erdoğan faşizminin zoruna karşı direniş canbedeli sürerken, halk eylemliliklerini geliştirmek yalnızca eylem için değil, örgütlenmek için de gerekli.
 
İşçilerden, Kürtlere ve demokratik Alevi hareketine, kadın hareketinden gençliğe tekil, bölgesel ve genel kitle eylemleri geliştirmek, faşizme karşı canbedeli mücadeleyi genişleteceği gibi halkın örgütlenmesini de geliştirecektir.
 
İtalya'da komünistler ve demokratik güçler, Mussolini'nin Dopolavoro'sına karşı, faşizmin kendisinin kurduğu derneklerde çalışmama ilkesini uygularlarken geçmişte komünistlerin ve sosyalistleri kurdukları ve kitlesel olarak faşizmin dümen suyunda gitmeyen derneklerde ise çalışmaya, oralarda tartışmalar çıkarmaya çalıştılar.
 
Erdoğan faşizminin kurduğu millet kıraathanelerini boykot etmek, semtlerde gençliğin ve halkın kültürel, sportif ve yardımlaşma derneklerini geliştirmek Erdoğan faşizminin kitle desteğini engelleyecektir.
 
Erdoğan faşizmine karşı canbedeli yürütülen mücadele, kitle çalışması ve örgütlenmesini geliştirilip güçlendirildiği ölçüde faşizmin yenilgisi yakınlaştırılacaktır.