etkin haber

887

ARZU DEMİR

Efrîn'in kayıp kadınları

Bu işgal son bulmadığı, çeteler ve Türk devleti Efrîn'den çekilmediği sürece, kadınlar ve çocuklar, işgalcilerin hedefi olmaya devam edecek.

- Perşembe - 1 Ağustos 2019 - 09:02
Efrîn, Rojava devriminin ardından kadın kurumlarının hızlıca kurulduğu yerdi. İlk YPJ taburu "Şehit Ruken Taburu" adıyla 2013 yılının 5 Mart'ında Efrîn'de kurulmuştu. İlanından 6 ay sonra gidip gördüğüm tabur, Efrîn ile Halep arasındaki Şerawa'daki mevzilerin en kritik noktasının savunmasını üstlenmişti. O günler Rojava halklarının başdüşmanı El Nusra çeteleriydi. YPJ'nin ilk şehidi Silava 23 Mayıs 2013 tarihinde Efrîn'de ölümsüzleşmişti. İlk kadın akademisi de orada kurulmuştu. Esad rejimi döneminde kaymakamın ailesi ile birlikte yaşadığı kentin en güzel evi, kadın akademisi haline getirilmişti. Efrîn, Rojava devrimine "kadın devrimi" karakterini veren pek çok kurum ve deneyimin ilklerinin mekanıydı.
 
Türk devleti ve bağlı çetelerin işgalinin ardından Efrîn, kadınlar ve çocuklar için bir mezar haline geldi. DAİŞ'in Rakka başta olmak üzere işgal ettiği yerlerde kurduğu sistem, Efrîn'de de uygulamaya sokuldu. Aktörler farklı olsa da, zihniyet aynı. DAİŞ çetelerinin yerini bu kez başka cihatçılar aldı. Ancak onların daimi işbirlikçisi değişmedi; AKP/Saray rejimi.
 
Kentte bugüne kadar kaçırılan kadınların tam olarak sayısı bilinmiyor. Kadınların hayatı tamamen değişti; yanlarında "eş, ağabey, baba" gibi herhangi bir erkek olmadan evden dışarıya çıkamıyorlar. Şeriat kurallarına göre örtünmeye zorlanıyorlar.
 
Heyva Sor'un 2018 Ağustos ayında yayınladığı bir rapor kadınlara uygulanan vahşeti gözler önüne seriyor. Bu raporda Türk askerleri ve bağlı çetelerin kent merkezine girdiği 18 Mart 2018 tarihi ile Ağustos ayı arasında kadınlara ve çocuklara karşı işledikleri suçlara yer veriliyor.
 
Örneğin 25 Nisan günü Kiblê Köyünden Adnan Hajiko ile eşi Zakia, kızı Rizkan ve oğlu Alan kaçırıldı. Adnan Hajiko, ağır işkencelerin ardından serbest bırakıldı ancak akıl sağlığını kaybetti. Ailenin diğer fertlerinden ise hala haber yok. Basouta kasabasından Klei Suleyman, Ayn El Hagar Al-Kabir köyünden Ayat Ahmet Raşid, Qatma köyünden Afir, Afrik köyünden Safaa İbrahil Al Sha'ar Türk devletine bağlı çeteler tarafından kaçırıldı. Her dört kadının da akıbeti bilinmiyor.
 
18 yaşındaki Asya Shaaban İbrahim, Nisreen Mahmoud el-Abbas, Khadija, Hassna el Eyd, Almasa, Langin Mohammad Hami kaçırılan diğer kadınlardan birkaçı.
 
Busra Yusef Sheikho, 6 Mayıs günü kent merkezinden kaçırıldı. Busra'dan da haber yok.
 
12 yaşındaki kız çocuğu Yasmin Hanan Hassan, "evlilik" adı altında bir çetecinin süreklileşmiş tecavüzüne maruz kaldı.
 
Suriye Kadın Meclisi'nin 27 Mayıs 2018 tarihinde yaptığı açıklamaya göre, Efrîn'de kaçırılan kadınların sayısı 119. Bu da Mart ile Mayıs ayını, yani üç aylık dönemi kapsıyor. İşgalin başladığı günden bu yana kaçırılan kadın sayısı çok daha fazla olmalı. Bu sayıyı belirmek zor ancak kaçırılan kadınların başına ne geldiğini tahmin etmek zor değil. Çünkü aynı suçu DAİŞ, Rakka'da işlemişti.
 
Rojava'nın Amudê kentinden Temmuz ayının başında yapılan "Uluslararası DAİŞ Forumu"na katılan Êzîdî kadın Heza Şengali, nasıl bir zulme maruz kaldığını anlatmıştı. Şengal'den kaçırılarak önce Telafer'de, ardından da Rakka'da bir hapishanede tutuldu. Köle olarak defalarca satıldı, tecavüze uğradı. Sonunda DAİŞ'in elinden kaçmayı başardı. Şimdi Êzîdî Kadın Savunma Birliği'nin üyesi.
 
Şengal'da, Rakka'da, Deyr el Zor'da DAİŞ'in kadınlara yaptıklarının aynısını şimdi Türk devletine bağlı çeteler, Efrîn'de uyguluyor.
 
Bu işgal son bulmadığı, çeteler ve Türk devleti Efrîn'den çekilmediği sürece, kadınlar ve çocuklar, işgalcilerin hedefi olmaya devam edecek.