etkin haber

234

SEMİHA ŞAHİN

Eşbaşkanlık tabelaları yeniden asılacak

İçinden geçilen sürecin zorluklarının daha fazla dile getirildiği bu günlerde; Leyla Güven, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Diba Keskin, Selma Irmak'ın da aralarında olduğu direngen 22 kadının mücadele deneyimlerini nereden başlamalı, "Nasıl yapmalı" sorunlarını soranlara bir yanıt verecektir.

- Pazartesi - 15 Nisan 2019 - 12:24
31 Mart seçimlerinin kazananı-kaybedeni tartışmaları devam ededursun, haber bültenlerince gazete sayfalarının satıraralarına sıkışmış bir durumu öne çıkartmaya ihtiyaç var.
 
KADEM'in verilerine göre 8247 büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkan adaylarının sadece 652'si kadın. 30 Büyükşehir'de 316 adaydan 34'ü, 452 il belediye başkan adayının 38'i, 2297 ilçe belediye başkan adayının ise sadece 174'ü kadın.
 
Aday sayılarındaki bu vahim fark, seçim sonuçlarına daha fazla yansıyor. AKP'nin aldığı 15 Büyükşehir'de sadece Antep'te Fatma Şahin, CHP'de ise sadece Aydın'da Özlem Çerçioğlu başkanlık koltuğuna oturan kadın belediye başkanları oldu. Sonuçların vahim durumunu bozan faktör ise yine HDP oldu. İmha ve inkar politikalarıyla gasp edilerek kayyumlara devredilen büyükşehir belediyeleri'nden Diyarbakır, Siirt ve Van'da kadınlar eşbaşkanlıkla temsil görevini üstlendi. Kürt özgür kadın hareketinin bu topraklara can bedeli armağan ettiği eşbaşkanlık ilkesinin, ısrarla ve kararlılıkla devam ettiğini gösterdi. Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilen kadınlar arasında Bedir Özgökçe Ertan (Van) ve Berivan Halen Işık (Siirt) adları geçse de, Hülya Alökmen Uyanık'da yasalar kabul etmese de halkın oylarıyla fiili eşbaşkan olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
 
MHP ve İYİ Parti'nin Büyükşehir Belediye başkan adayları listesinde kadınların esamesi okunmadı. Hürriyet yazarı Yalçın Bayer bile "Bu kadar kadın başkan yetmez" başlıklı yazısıyla duruma serzenişte bulunuyor. HDP'nin tüm bölgede eşbaşkanlıkla ve eşit temsille aday gösterdiğini hatırlatan Bayer seçimleri kazanan isimlere köşesinde yer verdi. (4 Nisan 2019)
 
EŞBAŞKANLIK 20 YILLIK MÜCADELENİN KAZANIMI
 
Kürt özgür kadın hareketinin 1999'da HADEP'ten Mukaddes Kubilay (Ağrı – Doğubeyazıt), Cihan Sincar (Mardin – Kızıltepe), Ayşe Karadağı (Mardin – Derik) önce büyük bir cesaretle aday gösterilmiş, ardından kazanımla başlayan yerel yönetim mücadelesini, kotadan; eşbaşkanlık, eşit temsiliyet, fermuar sistemine uzandı. 3 ilçe belediyesini kazanmakla başlayan süreç 2014 yerel seçimlerinde doruk noktasına ulaştı. Ezilenlerin demokratik mücadeledeki ortaklığını, birlikteliğini oluşturan HDP'yle: eşit temsiliyet, eş başkanlık, kadın meclisi, fermuar sistemi kalıcı hale getirildi, bir çok farklı alandaki örgütlere de moral oldu.
 
Eşitlik ve özgürlük isteyen kadınların bu başarısı, erkek egemen sömürgeciliğin saldırısında ilk hedefti. "Çökertme Planı"nın düğmeye basılmasıyla halkın iradesiyle belirlenen yerel yönetimler gasp edildi, belediyelere kayyumlar atandı. Eşbaşkanlık tabelaları söküldü, kadın politikalarını hayata geçiren birimler, kurumlar kapatıldı.
 
Seçimlerdeki tablodan rahatsız olan Yalçın Bayer'in hatırlattığı ilkeleri savunan ve uygulayan belediye eşbaşkanları, eşit temsiliyetin sembolü isimler ise tutsak edildi. Yılların birikimiyle oluşturulan ve kadın politikalarının vazgeçilmezi haline getirilen ilkelerin tarihi kazanımları yok edilmeye çalışıldı.
 
"Çalışıldı" diyorum, çünkü saldırganlığın sonuç vermediği ortada. Saldırılarla nitel ve nicel kayıpların antidemokratik seçim sürecinde de devam etmesine rağmen HDP listesinde kadınlara yüzde 50 oranında (eşit temsiliyet) yer verdi. Kazandığı belediyelerde de kadın oranı yüzde 16 oldu. HDP içinde çalışma yürüten kadın özgürlük hareketi bileşeni kadınlar "koşullar" bahanesine geçit vermediğini gösterdi.
 
Demokratik siyasetin yerel yönetimler alanında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin dayatıldığı her yerde, (birlikte yol yürüdükleri erkeklere karşı olmak dahil) 10 yıldır kendilerinden öncekilerden devralınan bayrağın taşındığını görmek /göstermek gerek.
 
Yerel seçimlerin toplam sonucunun üzerine elbette söylenecek çok söz var. Ancak kadın özgürlük hareketi ilkelerinin, koşullara teslim olmadığı tüm eksiklik ve eleştiri noktalarına rağmen dile getirilmelidir.
 
Savaş dili ve politikaları kadınları siyasetin merkezinden uzak tutuyor. AKP'nin savaş ittifakının dozu sürekli artan faşist argümanları bunda bir etken. Bir diğer önemli etkense yerel yönetimlerin 'erkek işi' olarak görülmesi (erkeklerin rant alanı da denilebilir) yukarıdaki tabloyu ortaya çıkarıyor. Topluma baktığımızda HDP hedefli yürütülen saldırganlıktan, her kesim nasibini alıyor. Bu durum aynı zamanda seçmenin yüzde 50.7'sinin kadın olduğu bu coğrafya da kadınların siyasetteki yerinin sadece oy vermek olarak kodlandığının da göstergesidir.
 
DENEYİMLER YOL GÖSTERİYOR
 
Bu tabloyu değiştirebilecek gücün kadınlar olduğu açık. Ezber bir söz değil bu. Siyasetin merkezine yürüyen bu yürüyüşlerinde erkek egemenliğinin temsilcisi devlet tarafından zorunlu bir durakta hapishanelerde tutulan kadın siyasetçilerin deneyimleri bu değişim gücünü bizlere gösteriyor.
 
Diyarbakır Büyük Şehir Belediyesi eşbaşkanıyken 25 Ekim 2016'da gözaltına alınarak tutuklanan Gülten Kışanak'ın "Kürt Siyasetinin Mor Rengi" kitabı 20 yıllık yerel yönetim deneyimini, kazanımlarını, eksikliklerini, değişimini ve gelişimini anlatıyor. 2013 yerel seçimlerini bu deneyimler ışığında değerlendirmek oldukça yararlı olacaktır.
 
Demokratik siyasetin her kademesinde yer almış kadın siyasetçilerin aktarımları sadece bir anı değil. Gülten Başkanın ifadesiyle: "Bu kitap bir biyografi çalışması da değil. Kadın olarak nereden gelip hangi mesafeleri katettiğimizi, önümüze ne gibi engeller çıktığını, erkek egemen sisteme kafa tutma gücünü nasıl edindiğimizi dillendirmek, mücadelemizi, anılarımızı, zor ve güzel yaşanmışlıkları bir araya getirerek kadın özgürlük mücadelesine dair deneyimlerimizi aktarmak, tarihi bir not düşmek istedik."
 
İçinden geçilen sürecin zorluklarının daha fazla dile getirildiği bu günlerde; Leyla Güven, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Diba Keskin, Selma Irmak'ın da aralarında olduğu direngen 22 kadının mücadele deneyimlerini nereden başlamalı, "Nasıl yapmalı" sorunlarını soranlara bir yanıt verecektir.
 
"Baharın gelmesi", "umudun kazanmasının" kadınlar bakımından somut göstergesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ne kadar geriletebileceğimizdir. Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet ilkelerini görmezden gelen yaklaşım ve anlayışlar ne kadar faşist ittifakın gerilettiğini iddia etse de kadınlar bakımından bir durum değişikliğini göstermez. "Bu kadar kadın başkan yetmez" yakınması da Hürriyet yazarı Yalçın Bayer'e kalır.
 
"Ama nehirlerin tersine akmayacağını bir kez daha yaşayarak göreceğiz." (Kürt siyasetinin mor rengi, Gülten Kışanak, Dipnot Yayınları, S. 48)