etkin haber

182

Atılım

Hayatı durdurmaya!

Kadın grevini genel politik ajitasyon ve propagandanın konusu yapmanın yanı sıra kadın gündemleriyle maddi politik zeminde ilişkilendirebilmek ve somutlayabilmek. İşçi grevlerinden kadına yönelik şiddete, Leyla Güven şahsında açlık grevi eylemlerinden liselerdeki cinsiyetçi uygulamalara dek pek çok kadın gündemiyle bağını somutlayabilmek, bu politikanın başarısı bakımından da kritik bir öneme sahip.

- Cuma - 1 Mart 2019 - 09:54
Atılım gazetesinin 366. sayısındaki "Gündem" köşesinde; 8 Mart Kadın Grevi'nin nasıl örgütleneceği işleniyor.
 
Atılım Gazetesi'nin Gündem yazısı şöyle
 
2019 yılını "Artık birlikte daha güçlüyüz" diyerek kadınlarla başlatmıştık. 2019 yılının 8 Mart'ı da kadınlarla erkek egemen politik İslamcı faşist rejim arasında önemli bir çarpışma sahasına dönmüş durumda. Kadın öznelerin tüm ideolojik ayrımlara rağmen birlikte politika yapma zorunluluğunu birbirinden farklı düzeylerle de olsa kavramış olmasının getirdiği bilinç ve eylem; hem bir enerji açığa çıkarmış hem de kadın kitlelerinde bir potansiyel olarak mevcut olan erkek egemen saray rejimine karşı öfkeyi daha iddialı bir politik hat'a yönlendirebilmesine zemin hazırlamıştır.
 
Elbette kadın hareketinde gelişmeye başlayan bu nitelik, saray rejimi tarafından yakından izlenmekte. Rejim, kadın kitlelerini kendi politikasına yedeklemenin güncel yollarını ararken, kadınlardaki öfkeyi bir yandan zor aygıtlarıyla bastırmanın bir yandan da bu öfkeyi düzen içi kulvara kanalize etmenin ve kadın özneleri politik olarak iddiasızlaştırmanın çabasında.
 
Geçtiğimiz günlerde Ankara Yüksel'de eylem yapan Merve Demirel'e yönelik polisin cinsel saldırısının kameralara yansıyarak teşhir olması üzerine başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere AKP cephesinden pek çok kişiye açıklama yaptırmaları, bu açıklamalarla tacizciye tacizci diyene sopa göstermeleri, eylemci kadını "proje" olarak itibarsızlaştırmaya çalışmaları, Merve Demirel ile röportaj yapan gazeteci Derya Okatan'ın gözaltına alınması da bu çabanın göstergesi. AKP'nin kendi tabanındaki kadınlar da dahil olmak üzere tüm toplumda rahatsızlık uyandıran cinsel saldırı görüntüleri karşısında; kadınların iktidar karşısında saflaşmalarından duyulan korkunun bir yansıması olarak da okunabilir bu tepkiler.
 
Erkek egemenliğinin yarattığı cinsel şiddet karşısındaki bu güçlü tepkinin yanı sıra, kadınların 14 Şubat'ta "aşkın kanununu yeniden yazacağız" şiarıyla sokağa çıkmaları, Şule Çet davası ekseninde kadın katliamlarına karşı güçlü bir adalet özleminin farkı bir nitelikle yeniden açığa çıkması, 8 Mart öncesi kadın hareketinin güçlü verilerinden oldu.
 
Leyla Güven ekseninde Kürdistan'da harekete geçen direngen bir kadın iradesi, henüz batıda istenilen düzeyde bir birleşik kadın iradesine dönüşmese de sosyalist kadınların; İmralı’daki tecride karşı başlayan bu eylemi, kadınların özgürlüğüne ve geleceklerine dikilen duvarları yıkmaya doğru geliştirdikleri bir propaganda ve ajitasyon çalışmasıyla emekçi kadınların gündemlerine sokma çalışması son derece değerlidir.
 
Kadın düşmanı tecavüzcü IŞİD'in yenilgisinin ve bu tablonun da en çok bedel ödeyen kadınların başarısı olduğunu unutturmamak da kadın hareketinin önemli görevlerinden. Propagandası yapıldığı gibi Trump'ın değil, kadın özgürlükçü bir yaşamın mümkün olduğu fikrini ve umudunu yeşerten kadınların kazanımı bu. Sadece 8 Mart ve Rojova kadın devriminin kazanımlarına saldırı zemininde değil güncel politikanın temel meseleleri arasında yer alan konulardan biridir de aynı zamanda.
 
Ve elbette kadın grevi... Kadın grevi, dünya kadın hareketinde bir dalga olarak gelişmeye devam ederken, sosyalist kadınların da temel politik gündemi olmaya devam ediyor. Birleşik kadın hareketinin merkezi bir karar olarak henüz ilişkilenmediği ancak enternasyonal kadın hareketindeki gelişim ve Türkiye-Kürdistan coğrafyasında kadın grevinin karşılık bulacağına dair verilerin kuvveti, yerellerin kadın grevine dair inisiyatifli hazırlığıyla dışında kalmadığı bir gündem.
 
Kadın grevine "esastan" itirazı olan ve bunu kadının ezilmişliği ve yeniden üretim sürecine dair farkı yaklaşımları ile gerekçelendiren politik özneleri dışında tutacak olursak, pek çok kadın örgütünün sempatiyle yaklaşmasını -kadın grevinin ne şekilde ve hangi yöntem ve araçlarla yapılacağına dair kimi kaygıların ve muğlaklıkların mevcudiyetine rağmen-  ve kadın grevi fikrinin yarattığı heyecanı da sıradanlığı aşma arayışındaki yeni bir politik hatta duyulan ihtiyaca da işaret ettiğini görmeliyiz. Amed, İzmir ve Samsun'da birleşik kadın hareketi kanallarınca da kadın grevi kararının alınması, Kadınlar Birlikte Güçlü'nün "kadınlar durursa hayat durur" şiarıyla 8 Mart çalışmalarını yürütmeye başlaması dönemin birleşik kadın hareketi bakımından önemli kazanımlarından. Bu zeminde oluşan birliktelik, birlikte politikanın sürekliliği için harcanan emek ve bu emeğe sorumlulukla yaklaşım temelinde yürütülen ideolojik mücadelenin biçimi önümüzdeki 8 Mart sonrası dönem için de referans olacaktır.
 
Bugün daha çok açığa çıkarmaya ihtiyaç duyduğumuz şey; kadın grevini genel politik ajitasyon ve propagandanın konusu yapmanın yanı sıra kadın gündemleriyle maddi politik zeminde ilişkilendirebilmek ve somutlayabilmek. İşçi grevlerinden kadına yönelik şiddete, Leyla Güven şahsında açlık grevi eylemlerinden liselerdeki cinsiyetçi uygulamalara dek pek çok kadın gündemiyle bağını somutlayabilmek, bu politikanın başarısı bakımından da kritik bir öneme sahip.
 
Kriz ve yoksulluğun kadın kitlelerinde yarattığı tüm sonuçlarla öncü tarzda ilişkilenmek, alış-veriş poşetlerinin paralı hale gelmesinden tanzim satış kuyruklarında biriken yoksulluğa, ekonomik krizin yükünü çeken kadın kitlelerinde grevi gerçekleşebilir bir eylem planı olarak ilişkilenmeyi ve yaratıcı biçimleri de açığa çıkaracaktır.
 
Tüm bu güncel politik görevlerin yanı sıra hem 8 Mart hazırlıkları bakımından hem de bir mücadele günü olarak 8 Mart anı bakımından, erkek egemen rejimin tüm saldırılarına karşı hazırlıklı olabilme göreviyle de karşı karşıyayız. Birleşik kadın iradesini muhtemel alan yasakçılığı ve kadınlara dönük polis şiddeti karşısında da koruyabilmek ve tüm toplumsal kesimlere bu militan hat bakımından da ilham vermek yine kadınların başarısı olacaktır.