etkin haber

290

İSTANBUL

HDK Eş Sözcüsü Koçyiğit: Öcalan’ın notları maniple ediliyor

HDK’li kamu emekçilerinin bir araya geldiği ve sendikal mücadelenin geleceğini tartıştığı toplantıya katılan Gülistan Kılıç Koçyiğit, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

- Cumartesi - 22 Haziran 2019 - 13:50
Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, kamu emekçilerinin İstanbul’da düzenlediği buluşmada konuştu. Koçyiğit, “31 Mart seçimlerinin öncesinde HDP’nin belirlemiş olduğu bir strateji vardı. Bu stratejinin kendisinin Türkiye’de ezberleri bozduğunu gördük. Toplumu kutuplaştıran, alternatif olanın görünmez kılındığı ve iddiasını yitirmesine yol açan bir siyaset denklemi korunuyordu. HDP’nin bu siyaset denklemine yönelik yaptığı hamlenin kendisi bugün kendi gövdesini ve seslendiği alanı çok daha genişletmiş, başka bir iddiayla yeniden ortaya çıkmasını sağlamıştır” diye belirtti.
 
HDP’nin seçimlerdeki tavrının 23 Haziran’da da korunduğunu kaydeden Koçyiğit, “Özellikle iki günden beri İmralı’yla yapılan görüşme üzerinden sayın Öcalan’ın notlarının bir şekilde maniple edilerek sanki bir boykot çağırısı yapıyormuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılması, AKP-MHP faşizminin ne kadar tıkandığını ve yenilginin ne kadar gerçekleşmiş olduğunu açık ve net şekilde gösteriyor” diye konuştu.
 
Koçyiğit sözlerini şöyle sürdürüdü: “Bizler de HDK olarak mesajlarda iletilen demokratik uzlaşı, özgür siyaset ve evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde, demokratik siyasetin yol alması, demokratik bir anayasa ittifakının kurulması meselesini temel bir gündem olarak aldığımızı ve HDK olarak bütün bu sıkışan toplumsal yapı, karşıtlaştırılan, kategorileştirilen ve birbirine kırdırılmaya çalışılan bütün toplumsal yapıları içerdiğimizi, hep beraber mücadele ettiğimizde gerçek özgür, demokratik bir yaşamı inşa edebildiğimizi biliyoruz.”
 
KAMU EMEKÇİLERİNİN MÜCADELESİ NEOLİBERAL POLİTİKALARIN ÖNÜNDE DURDU
 
Toplantıya katılan kamu emekçilerine hitap eden Koçyiğit, şunları söyledi:
“Bu ülkede özellikle 12 Eylül’den sonra neoliberal politikaların yayğunlaşması konusunda önemli adımlar atıldı. 12 Eylül öncesinde yapamıyorlardı çünkü çok ciddi bir muhahalefet vardı. Bir sol dinamik vardı. Bunu 12 Eylül rejimiyle, darbesiyle akamete uğrattılar. Ardından gelen 24 Ocak kararlarıyla da ülkenin neoliberalizmin bir uygulama sahası haline gelmesine de yol açtılar.
 
“Doksanlardaki kamu emekçilerinin mücadelesinin gelişmesi, büyümesi, serpilmesi, bütün bu sürecin önüde temel bir bariyer görevi görüyordu. Aslında şunu da gördüler; Eskisi gibi rahat hareket edemiyorlar, kamu emekçilerinin mücadelesi bu alanda, hem özelleştirmede, hem taşeron çalıştırmada, hem parçalı istihdamda, hem de özlük hakların gaspında gerçek anlamda bu alandaki mücadelenin ivmelenmesi AKP-MHP faşizminin ve devletteki o neoliberal aklın, daha yüksek rantın önünde duran bir dayanak noktası oluşturdu. Onun için buraya saldırdılar.”
 
Sendikal mücadelenin, “Kürdistan’daki emekçilerle Türkiyeli kamu emekçilerinin birlikte mücadele ettikleri hem Kürdistan’da yürüyen kirli savaşa karşı seslerini duyurdukları, hem Türkiye’deki yoksulluk, hak ihlalleri ve kamu emekçilerinin özlük haklarının gasp edilmesine karşı birlikte karşı durdukları, birlikte ses çıkardıkları bir alan” olduğunu belirten Koçyiğit, “Bu anlamda Kürt kamu emekçileriyle Türk kamu emekçilerinın buluştuğu, yan yana geldiği birlikte saldırılara karşı koydukları temel bir yerdir. Bunun geriletilmesi ve kriminalize edilmesi gerekiyordu. Bu saldırıların bir yönü de barındırdığı çoğulcu yapısına ve farklılıklara rağmen birlikte yol yürüme iradesine dönük bir saldırı olduğunu görüyoruz” dedi.
 
“2001 krizinden sonra iktidara gelen AKP’nin de şunu çok iyi yaptığını biliyoruz. Aslında Kemal Derviş programı üzerine geldi. Bu programı hiç bir şekilde sektirmeden uyguladı ve bu programın temel amaçlarında birisi de kamu hizmetlerinin dönüştürülmesiydi. Aynı zamanda kamudaki personel rejiminin değiştirilmesini de içeriyordu” diyen HDK Eş Sözcüsü, bu politikaların sonucunda esnek ve güvencesiz çalıştırmanın uygulandığını ve bunun amacının mücadeleyi atomize etme amaçlı olduğunu kaydetti. 2015 yılından itibaren kamu emekçilerinin ihraç edilmeye başlamasına ve yandaş sendikların şişirilmesine değinen Koçyiğit, özgün duruşunu koruyan ve mücadele eden kamu emekçilerinin baskı ve tehdit altında tutulduğunu ifade etti.