etkin haber

297

ANKARA

HDP'li Çepni: Yavaş ve Erdoğan politikası aynı akıldan besleniyor

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş'ın, HDP seçmeni için yaptığı açıklamalarla, Erdoğan'ın yürüttüğü politikanın doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. İki politikanın da aynı akıldan beslendiğini söyleyen Çepni, "AKP ve Erdoğan'la mücadele ırkçılık, milliyetçilik, HDP ve Kürt düşmanlığı üzerinden yarışarak olmaz" dedi.

- Salı - 19 Mart 2019 - 14:13
31 Mart'ta yapılacak yerel seçimlere günler kaldı. Seçimler, AKP-MHP'nin oluşturduğu koalisyon ve CHP-İYİ Parti'nin oluştuğu koalisyon ile HDP arasında yaşanıyor. Her iki ittifak gücü de, halkları kandırmak, oy almak için her fırsatta HDP'yi hedef alıyor.
 
AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son olarak yaptığı seçim mitinginde "Eğer kayyumlar olmasaydı oralarda insanca yaşama erdemine benim Kürt kardeşlerim ulaşamayacaklardı" sözleriyle HDP ve HDP'lileri hedef aldı.
 
CHP ve İYİ Parti'ni kurduğu Millet İttifakı'nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş da, Erdoğan'dan geri kalmıyor bu anlamda. Geçtiğimiz günlerde HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'nin yaptığı açıklamaların havuz medyası tarafından çarptırılarak vermesi üzerine açıklama yapan Yavaş, "HDP'lilerin rehabilite edilerek topluma kazandırılması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Yavaş'ın bu açıklamaları büyük tepki gördü.
 
Yavaş'ın açıklamalarını değerlendiren HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, "AKP ile milliyetçilik, HDP ve Kürt düşmanlığı yarıştırılarak mücadele edilmez" dedi.
 
'BUNU RANTA, IRKÇILIĞA, FAŞİST SİYASETE BULAŞAN SİYASETLER SÖYLÜYOR'
 
Yavaş'ın bu sözlerinin AKP ve MHP faşist koalisyonunun tüm seçim süreci boyunca HDP üzerinden kurdukları anti-Kürt, anti-HDP söylemiyle aynı olduğunu söyleyen Çepni, şunları söyledi: "Bu açıklama ırkçı faşist bir açıklama olduğu gibi aynı zamanda akıl ve izan dışıdır. HDP dediğimiz parti 6 milyon oy almış ve en basit ifadeyle de 20 milyon insanı etkileyen bir partidir. Daha da önemlisi şu; HDP ve seçmenleri bu ülkede kirli savaşa, sömürüye, açlığa, soygun düzenine karşı programına bağlı olarak mücadele eden ve bu uğurda da büyük bir parti. Eş başkanları, belediye başkanları, üyeleri hapishanelerde olan bir parti. Bunu bize söyleyenler kim; ranta, ırkçılığa, faşist siyasetin sözcülüğünü yapan, bugüne kadar halkı yararına ortaya bir politika koymamış, sözüm ona siyasetçiler."
 
'HDP'Yİ HEDEF ALMAK DIŞINDA BİR POLİTİKALARI KALMADI'
 
Bu söylemleri, özellikle seçim sürecinde fazlasıyla duyduklarını kaydeden Çepni, AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın neredeyse 24 saat boyunca tüm TV kanallarından, gittiği her yerden HDP'ye hakaretler yağdırdığını, HDP politikası, yöneticileri ve seçmenlerini hedef aldığını vurguladı. Bunun bir köşeye sıkışmışlık, çaresizlik hali olduğunu söyleyen Çepni, şöyle devam etti: "Çünkü HDP'yi itibarsızlaştırmak, yalnızlaştırma ve kitlelerle kurduğu bağı zayıflatmaya çalışmak dışında hiçbir politikaları kalmadı. Bir taraftan savaş siyaseti yürütmek zorundalar, diğer taraftan halkı daha fazla yoksullaştırma, açlığa mahkum etme politikası yürütüyorlar."
 
"Savaş ve yoksulluk atbaşı gidiyor" diyen Çepni, demokratik halkçı bir politika üreten ve ayakta duran HDP'nin de hedef alındığını söyledi.
 
'AKP GİBİ OLARAK AKP'Yİ YENEMEZSİNİZ'
 
Yavaş'ın bir yandan AKP ile yarıştığını, diğer yandan ise HDP'yi yok sayarak ve HDP seçmenine hakaret ederek kendisine yol çizmeye çalıştığına işaret eden Çepni, şöyle devam etti: "AKP ve Erdoğan'la mücadele etmek ırkçılık, milliyetçilik, solcu düşmanlığı, HDP düşmanlığı, Kürt düşmanlığı üzerinden yarışarak olmaz. AKP antidemokratik, halk düşmanı, kadın düşmanı, doğa düşmanı siyasi bir programa sahip. Dolayısıyla AKP'yi yenmek istiyorsanız onun programının karşısına demokratik, halkçı, çoğulcu, birleştirici bir siyaset üretmeniz gerekir.
 
Bu yolun sonu yok. Halklarımız, işçi sınıfı ve emekçiler bu siyaseti çok iyi biliyorlar. Bu siyaseti Tayyip Erdoğan'dan, Süleyman Soylu'dan biliyorlar. Dolayısıyla Mansur Yavaş aslında yeni bir şey söylemiş olmuyor."
 
'POLİTİKACISINDAN POLİSİNE HERKES HDP'YE KARŞI'
 
Meydanlardan, TV kanallarına, politikacısından, kolluğuna sistemin tüm argüman ve güçleriyle HDP'yi hedef aldığını vurgulayan Çepni, dün İzmir Alsancak'ta, hapishanelerde tecride karşı süren açlık grevlerine dikkat çekmek ve gerçekleştirdiği feda eylemiyle yaşamına son veren Zülküf Gezen için yapmak istedikleri basın açıklamasına yönelik polis saldırısını hatırlattı.
 
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay'la birlikte basın açıklamasına katıldıklarını ve polisin, kalkanlarla etraflarını sararak, bir metrekarelik alana kendilerini tecrit ettiğini söyleyen Çepni, polis amirinin adeta "Saray'ın tetikçisi" gibi kendilerine küfür ve hakaretler savurduğunu söyledi. Polis tarafından halktan tecrit edilmeye çalıştıkları süre boyunca, Leyla Güven'in "Tecrit kalksın, faşizm yenilsin" sloganıyla başlattığı ve bugün hapishaneler başta olmak üzere bir çok alanda süren açlık grevi taleplerinin toplumun talebi olduğunu, demokrasinin önündeki engellerin kaldırılması, Kürt sorunun demokratik çözümü için tecridin kaldırılmasının ve mücadelenin büyütülmesi gerektiği yönünde konuşmalar yaptıklarını hatırlattı.
 
'BU FAŞİST KOALİSYON ANCAK MÜCADELE İLE YENİLEBİLİR'
 
Çepni şöyle devam etti: "Bu uygulama ile savaşın sürmesinde ısrarın ve toplumun nasıl zapturapt altına alınmak istendiği bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Biz bir kez daha şunu ifade etmeye çalıştı. Bu faşist koalisyon ancak halkların birleşik mücadelesi ile yenilebilir. Bu faşist koalisyon ancak devrimci demokratik kalıcı örgütlenmeler geliştirilerek yenilebilir. Bu faşist koalisyon artık miadını doldurmuş, çaresizlik içerisinde debelenmektedir. Bizler mücadele ederek bu ablukayı dağıtabileceğimizi söyledik, söylemeye de devam edeceğiz."
 
"Mansur Yavaş'ın sözleri, sürdürdüğü politika ile Erdoğan'ın sözleri, yürüttüğü politika ve bu saldırılarda doğrudan bağlantılı. İki politikada aynı akıldan besleniyor. Mansur Yavaş'ta, Erdoğan'da kendi siyasi geleceklerini HDP, demokrasi karşıtlığı üzerinden kurmaya çalışıyorlar. Buradan, bir demokrasi, refah, insan hakları çıkmaz. Faşizme karşı ancak demokratik halkçı programla bir çıkış yakalanabilir."