etkin haber

240

İSTANBUL

Kale Kayışta zoraki anlaşma: Direnen İşçiler isyanda

Kale Kayış direnişi kararlı şekilde sürerken sendika, işçilere son dakika golü atarak patronla anlaştıklarını duyurdu. Varılan anlaşmaya göre işçiler, işsizlik ücreti, fazla mesai, sendikal tazminat gibi pek çok hakkını arkalarında bırakarak evlerine dönecek. İşsizliğin had safhada olduğu bu dönemde Kale Kayış işçisi, ‘kendi kaderlerine terk edilmekten’ yakınıyor.

- Cumartesi - 29 Haziran 2019 - 13:35
Kale Conveyor’un Silivri’de bulunan fabrikasında çalışan yüze yakın işçinin direnişi dördüncü ayını dolduracak. Yoğun sıcak altında, jandarma panzerinin gölgesinde direnişlerini sürdüren işçiler, sendikal haklarının kabul edilmesini ve alacaklarının tam olarak ödenmesini istiyor. Ancak patronun dayattığı protokol, sadece kıdem ve ihbar tazminatını içeriyor. O da asgari düzeyde. Hal böyleyken işçiler hem patrona hem de üye oldukları Petrol-İş Sendikası’na tepkili. Zor koşullar altında, kimi zaman tehdit ve şiddete maruz kalan Kale Kayış işçileri, sendika ile şirket arasında varılan anlaşmayı kazanım olarak görmüyor.
 
Kale Kayış işyeri, üç iş cinayetinin yaşandığı, sakatlıkla sonuçlanan çok sayıda kazanın yaşandığı bir fabrika. Dışarıda direniş devam ederken önemli bölümü göçmenlerden oluşan işçiler, hiç bir iş sağlığı tedbiri alınmadan, kölece çalıştırılmaya devam ediliyor. Atıklardan kauçuk malzeme üreten fabrikada genç yaşta KOAH hastalığı teşhisi konulan pek çok işçi mevcut.
 
Direnişteki işçiler, patronun AKP’li sendika başkanıyla ilişkilerine işaret ediyor. Zira sendikayla, işyeri yönetimi arasında yapılan görüşmelerin ardından işçilere büyük oranda mağdur olacakları bir teklif sunuldu. Kale Kayış direnişi kararlı şekilde sürerken sendika, işçilere son dakika golü atarak patronla anlaştıklarını duyurdu. Varılan anlaşmaya göre işçiler, işsizlik ücreti, fazla mesai, sendikal tazminat gibi pek çok hakkını arkalarında bırakarak evlerine dönecek. İşsizliğin had safhada olduğu bu dönemde Kale Kayış işçisi, ‘kendi kaderlerine terk edilmekten’ yakınıyor.
 
ONURUMUZ ZEDELENDİ
 
“Bu işin bu kadar pasif kalarak bitirilmesine çok üzülüyoruz. Sendikanın başında en yetkili kişiler kimlerse bu işi tekrar gözden geçirsinler. Haklı davayı haksız şekilde kaybetmek onurumuzu, gururumuzu çok zedeliyor”
 
 
Hararetli tartışmaların yaşandığı direniş yerine gittiğimizde çoğu işçi bugüne kadar verdikleri mücadelenin boşa gittiği düşüncesindeydi. Sendikanın sınırlı yardımlarının da yakın zamanda kesileceğini söyleyen işçiler, sefalet şartlarına mahkum bırakıldıklarını ifade ediyor.
 
Dokuz yıl fabrikada çalıştıktan sonra sendika üyesi olarak mücadeleye başlayan Turgay Tosun, insanlık dışı çalışma koşulları altında çalıştırıldıklarını, kendisinin üç kez doktora gittiğini ve her defasında kendisine ‘bu koşullarda kesinlikle çalışmaman gerekiyor’ dendiğini söyledi. Daha fazla iş kazası ve meslek hastalığının yaşanmaması için sendikaya üye olan Tosun, arkadaşları gibi istifaya zorlandığını, haklarının gasp edildiğini ifade etti. Direnişçi işçi, verdikleri mücadelenin kendilerine tecrübe anlamında kazanım sağladığını belirtirken “Bizler burada yaşadığımız olaylarla sendika nedir bunu öğrendik. Biz burada mücadele verirken soğuğa, yağmura karşı, asker olsun, polis olsun nasıl mücedale edip nasıl konuşulacağını, onlara karşı nasıl bir hareket içinde olacağımızı öğrendik. Devlet insanlarından korkardık ama korkulacak bir yanı yokmuş” diye konuştu.
 
“Burada kazanım olduğunu biz sadece şu açıdan görebiliyoruz” diyen Tosun, “Maddi anlamda baktığımız zaman burada çok ciddi bir kayıbımız var. Kaybımızın sebebi şu; burada sendikal mücadele verdik, bir anlaşma masasına oturuldu. Bizim sendikamız dedi ki; ‘Yüzde yüz haklıyız, bu yasal olarak hakkımız, kazanacağız, kaybetme gibi bir durumumuz yok, Kale Kayış bayrağının yanına Petrol-İş Sendikası'nın bayrağını da asacağız’. Bize bin 400 TL gibi bir para verdiler üç ay içerisinde şimdi de bu paranın 700 TL’ye düşeceğini söylediler. ‘Bu şartlar altında direnebilirseniz biz varız’ dediler. ‘İki ay içinde bu destek de kesilecek’, ‘Burada kalacağınız on beş yirmi kişi de bir etki etmez’ dediler. Size şu teklifi sunabiliyoruz dediler; Kıdem ve ihbar tazminatı verilecek, bunun dışında dışarıda kaldığınız dört ayın parası verilmeyecek. Sendikal tazminat alamayacaksınız, işsizlik maaşı alamayacaksınız. ‘Bizler yasalar önünde haksızız, burada mücadeleyi bu şartlar altında veremeyeceğiz, iki ay sonra bu teklif de yapılmaz, o zaman hiç bir şey alamazsınız’ diyerek teklifi kabul edip gitmek taraftarı olduklarını söylediler. Bizler bu esnada çaresiz kaldık” şeklinde konuştu.
 
Tosun görüşme sürecini şöyle anlattı: “Daha önce arkadaşlarımız darp edildi hanımlarıyla beraber, altı aylık bebek darp edildi. Sendikal mücadele diyoruz, yasalar diyoruz, iş sağlığı, güvencesi diyoruz ama devletin verdiği işsizliği dahi sendika masada alamaz pozisyona gelmiş. Sebebini bilmiyoruz. Dedik gözlemci olarak, temsilci olarak bir arkadaşımız yanınızda gelsin. ‘Kesinlikle fabrika kabul etmiyor’ dediler. ‘Görüşme İstanbul'a uzak bir yerde olacak’ dediler. Biz de normal tazminatımızı alıp gitmeye mahkum olduk.” Tosun, gelinen noktayı başarısızlık olarak nitelerken “Bu işin bu kadar pasif kalarak bitirilmesine çok üzülüyoruz. Sendikanın başında en yetkili kişiler kimlerse bu işi tekrar gözden geçirsinler. Haklı davayı haksız şekilde kaybetmek onurumuzu, gururumuzu çok zedeliyor” diyerek tepkisini dile getirdi.
 
PATRON DEVLETE GÜVENİYOR
 
“Seçim sürecine gelince benim işçim, benim halkım benim milletim diyeceksin... Bu işler yalanla dolanla olmuyor sayın cumhurbaşkanım. İşçine sahip çıkacaksın, halkına sahip çıkacaksın. Cebini doldurmak için o kultuğa geçmeyeceksin!”
 
 
Beş yıl fabrikada çalışan Satılmış Eserli ise “Benim gibi iş kazası geçiren arkadaşlar oldu. Benim de içinde olduğum arkadaşlara vaatlerde bulundular ama hiç birinin arkasında durmadılar. Biz de içerideki arkadaşlarla birlik olduk, oturduk, konuştuk. Dedik kimse ölmesin, sakatlanmasın. Bunun için sendikamız Petrol-İş'i getirdik” dedi. “118 gün boyunca direniş sürdü, bu süre içinde patron da devlete güvenerek, Tayyip Erdoğan'a güvenerek sadece kuru ihbarımızı, tazminatımızı vererek göndermeye çalışıyorlar” diyen Eserli, Biz kaymakama da gittik valiliğede gittik, vali bizi gördü ‘yine mi bunlar geldi’ dedi. Kaymakam karşısına almadı bizi. Muhatap bile almak istemiyorlar bizi, sanki biz işçi değil de bir düşmanmışız.” ifdelerini kullandı.
 
İş kazası geçirdiğinde kamyonetle hastaneye götürüldüğünü, kazaya şahit olmayan iki işçinin savcıya gerçek dışı ifadelerde bulunarak çoğu iş kazası gibi konunun kapatıldığını söyleyen Eserli, “Bana cumhurbaşkanımız söylesin işçi olarak ne yapalım? Ben bu iş kazasını geçirdiğim için işe girememe ihtimalim var. İşe girsem dahi istediğim yükü kaldıramama ihtimalim var. Ben yarı sakat kalmışım” diyerek isyan etti.
 
Direnişçi işçi devamında şunları kaydetti: “Seçim sürecine gelince benim işçim, benim halkım benim milletim diyeceksin... Bu işler yalanla dolanla olmuyor sayın cumhurbaşkanım. İşçine sahip çıkacaksın, halkına sahip çıkacaksın. Cebini doldurmak için o kultuğa geçmeyeceksin. Bir işyerine girdiğimiz zaman köle yerine kullanılıyoruz. Bu potronlara verilen hakların yüzde biri işçiye verilse, ölenlerin, sakat kalanların aileleri mağdur olmaz. Patron benim param var diyor, benim gücüm var diyor, gerekirse jandarmayı tepenize dikerim hepinizi dağıtırım burada diyor. Bize dediği şu: Hipinizi buradan süreceğim, Silivri'de yaşatmayacağım. Neye güveniyor? Devlete, parasına.” Direniş yerinden ayrılırken mücadeleye devam eden işçiler arasındaki tartışmalar sürüyordu. Bir çok işçi direnişin devam etmesini isterken sendikanın kendilerini düşürdüğü duruma razı olmak zorunda kaldıklarını söylüyor. İşçiler, bir kaç gün içinde haklarının küçük bir kısmını alacak olsa da direniş yerinden boynu bükük şekilde ayrılacak.