etkin haber

184

İSTANBUL

KESK: Gelin teklifimize hep beraber sahip çıkalım

KESK, TİS görüşmelerinde haklarını savunmak ve taleplerini gündeme getirmek için dört koldan Ankara'ya yürüyor. İstanbul'da yapılan açıklamada kamu emekçileri, "Kapılar ardında, masalarda değil, işyerlerinden sizlerden topladığımız taleplerle hazırladığımız teklif hepinize 'İnsanca Yaşam, Güvenceli İş ve Güvenli Gelecek' teklifidir" dedi.

- Salı - 30 Temmuz 2019 - 12:47
KESK, 1 Ağustos'ta gerçekleşecek Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde taleplerini dile getirmek için dört koldan Ankara'ya yürüyor. KESK İstanbul Şubeler Platformu, yürüyüşün Edirne kolunu Kadıköy'de yaptığı basın açıklamasıyla Ankara'ya uğurladı.
 
Açıklamaya DİSK Merkez Yönetim Kurulu üyesi Kanber Saygılı'nın destek verdiği açıklamada konuşan KESK MYK üyesi İlhan Yiğit, 5 milyon memuru yakından ilgilendiren TİS sürecinin içinde olduklarını belirtti. Başlayacak görüşmelerin emekçilerin artan sorunlarına çare olmadığına dikkat çeken Yiğit, "Çünkü bugüne kadar dört defa kurulan masadan, insanca yaşamaya yetecek bir ücretten güvencesiz, sözleşmeli istihdama son verilmesine, gelir vergisi adaletsizliğinin ve ek gösterge adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasından ek ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılmasına kadar hiçbir temel sorunumuz çözülmemiştir. Üstelik iki yıllık OHAL dönemi ve yaklaşık bir yıldır daha da görünür hale gelen ekonomik kriz mevcut sorunlarımızı daha da ağırlaştırmıştır" diye konuştu.
 
'ENFLANSYON CANAVARI DEĞİL, MİLLETİN ADAMI KARARI VERSİN'
 
Bugüne kadar iki yılda bir kurulan sözleşme masasında memur haklarının hiçe sayıldığını ifade eden Yiğit, "Hepimizin adına tek yetkili olarak oturanlar bazen hükümetin sunduğu teklife karşı önceden hazırladıkları 'bu teklife kapalıyız' lolipoplarını havaya kaldırarak şov yaptılar. Bazen masayı terk etme numaralarından sonra arka kapıdan girip kapalı kapılar ardında görüşmelerini sürdürdüler. Bazen de 'kararı enflasyon canavarı değil, milletin adamı versin' gibi süslü laflara topu taca attılar. Haklarını teslim edelim. Bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi misali 'enflasyon oranında zam sıfır zam demektir' gibi gerçekleri dile getirdikleri de oldu" diye belirtti. 
 
'HALKTAN YANA KAMU HİZMETİ'
 
Yürütülen neo liberal politikaların ülkeyi uçurum kıyısına sürüklediğine işaret eden Yiğit, "Uygulanan politikalar görev yaptığımız kamu hizmetleri alanını sadece bizim değil, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan emekçi sınıfların, dar gelirli yurttaşların da aleyhine olacak şekilde dönüştürmüştür. Biz her şeyden önce bu dönüşümün yıkıcı etkilerinin, halktan yana bir kamu hizmetinin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz" diye kaydetti.
 
'SÖZLEŞMELİ İSTİHDAM İŞSİZLİK SORUNUNU ÇÖZMEZ'
 
Yiğit, kamuya kadrolu personel alımının durma noktasına geldiğini buna karşın sözleşmesi istihdamın arttığını belirtti. Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü (BÜMKO) verilerine göre kamuda 2014-2018 döneminde kadrolu personel sayısı yüzde 3,84 artarken, sözleşmeli istihdamın yüzde 151 arttığını ifade eden Yiğit, "Sözleşmeli istihdam işsizlik sorununu çözmemektedir" dedi.
 
'KAMUYU SARAN HUKUKSUZLUKLARIN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKİR'
 
Kamu hizmetinde torpilin ve sendikal ayrımcılığın arttığı bir dönemden geçtiklerini kaydeden Yiğit konuşmasına şöyle devam etti: "Bugün kamu görevine alınmada, görevde yükselmede KPPS ve yazılı sınavlar işlevsiz hale getirilmiş, adayların bilgisini, yeteneğini, mesleki yeterliliğini ölçmeye hizmet etmesi gereken sözlü sınav veya mülakatlar siyasal görüş, mezhep hatta doğum yeri gibi faktörlerin temel alındığı, siyasal iktidar ile farklı çizgide olan, torpili olmayan adayların KPSS puanı, yazılı puanı ne kadar yüksek olursa olsun elenmesinin aracına dönüştürülmüştür. Böylece torpilin, kayırmanın, siyasal kadrolaşmanın kapsı sonuna kadar açılmış, kariyer ve liyakat ilkeleri tamamen ortadan kaldırılmıştır. Diğer taraftan sendikal ayrımcılık, özellikle kadın kamu emekçilerine yönelik ayrımcılık ve mobbing sistemli bir hale gelmiştir. Siyasal iktidara yakınlığı ile bilinen konfederasyona bağlı sendikaların tüm faaliyetlerine katılanlar, her türlü desteği sunmaktan geri durmayanlar KESK'e bağlı sendikaların faaliyetlerine köstek olmaya devam etmektedir. Yönetici ve üyelerimiz hemen her gün idarenin hukuksuz cezaları, baskıları ile karşı karşıya kalmaktadır. Tüm kamuyu saran bu haksızlıkların, hukuksuzlukların ortadan kaldırılması ancak Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamının tesis edilmesi ile mümkündür."
 
Yiğit, asgari geçim için eşi çalışmayan iki çocuklu memur ailesinin 2020 yılı en düşük maaşının 5.700 TL'ye çıkarılması gerektiğini söyledi ve tüm emekçilere sendika olarak tekliflerine sahip çıkma çağrısı yaptı.
 
Yiğit son olarak, tekliflerinin 5 ana başlıktan oluştuğunu belirtti: 
 
-Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti
-Güvenceli İstihdam, Güvenli Gelecek
-Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı 
-İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret 
-Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı
 
Açıklama, "Sadaka değil, toplu sözleşme" ve "Sözleşmeli köle olmayacağız" sloganlarının ardından Ankara'ya gidecek emekçilerin uğurlanmasıyla sona erdi.