etkin haber

219

Röportajı ETHA muhabiri Welat Deniz gerçekleştirdi
Jana Nakhal

LKP MK üyesi Jana Nakhal: Erdoğan'ın politikaları siyonist İsrail'den farklı değil

Lübnan'da yolsuzluğa ve toplumsal eşitsizliğe karşı halkı sokağa çağıran ve Rojava devrimi ile dayanışmalarını sürdüreceklerini, komünistlerin Ortadoğu'da birleşmesi gerektiğini belirten Lübnan Komünist Partisi MK üyesi Jana Nakhal, "Efrin ve Kuzey Suriye şu anda toprakları ve mahsulleri tahrip eden askeri güçler tarafından işgal edilmektedir. Erdoğan'ın politikaları Siyonist müttefikleri ve arkadaşlarından çok da farklı görünmüyor" dedi.

- Pazar - 10 Şubat 2019 - 12:06
Lübnan'da 7 Mayıs 2018'de yapılan genel seçimler sonrasında yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan Saad el-Hariri, Lübnan'da siyasi güçler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yeni hükümetin kurulması yaklaşık 9 ay aldı. Bu 9 ay süren çalışmaların ardından yeni hükümet kuruldu.
 
Lübnan Komünist Partisi (LKP) 13 Ocak günü Lübnan genelinde tüm üyeleriyle birlikte yolsuzluk ve toplumsal eşitsizliğe karşı sokağa çıktı. Sokağa çıkan Lübnan halkı yeni kurulan hükümetin diğer bütün hükümetler gibi neoliberal politikaları destekleyeceğini ve bu yüzden derhal istifa etmesi gerektiğini belirten LKP, halkı hükümeti devirene kadar sokakları terk etmeme çağrısı yaptı.
 
Lübnan'da yeniden kurulan hükümet, ABD'nin Venezuela'ya yönelik darbe tehditleri ile komünist partilerin Ortadoğu'daki Rojava devrimi ile dayanışmayı nasıl geliştirebileceklerini ETHA'ya değerlendiren Lübnan Komünist Partisi (LKP) MK üyesi Jana Nakhal, "Mevcut verilere dayanarak, kriz Lübnan'da yaşayan toplulukların çoğunluğu için yıkıcı hale geldi" diye belirtti.
 
Lübnan Komünist Partisi MK Üyesi Jana Nakhal'ın sorularımıza verdiği yanıtlar şu şekilde:
 
Lübnan'da Saad el-Hariri'nin kurduğu hükümetin yaşanan ekonomik kriz ve yolsuzluğun önüne geçebileceğine inanıyor musunuz? 
 
İç savaşın bitmesinden bu yana hiçbir şey değişmedi. Bu hükümet aynı grupları ve güçleri temsil ediyor ve ekonomik krizi getiren aynı neoliberal kapitalist ekonomik ve sosyal politikaları uygulayacak.
 
Geçtiğimiz günlerde halka "yüzleşme çağrısı" yaptınız. Bu eylemliklerin devamı olacak mı?
 
2011'den bu yana, 2013 sendika hareketi ve 2015 çöp hareketi, Lübnan'daki sosyal hareketler mevcut ekonomik, sosyal, çevre politikalarının reddi ve alternatif arayışını yansıtıyor. Mevcut verilere dayanarak, kriz Lübnan'da yaşayan toplulukların çoğunluğu için yıkıcı hale geldi ve yalnızca yüzde 5 civarı ayakta kaldı. LKP, zenginlerin yoksul halkı sömürmesini reddeden ve bir alternatifin geliştirilmesini hedefleyen bir siyasi hareket çağrısı yapıyor. Hükümete karşı en geniş, en çeşitli ve en kapsamlı muhalefet cephesini oluşturmayı hedefliyor. Aynı zamanda mevcut sisteme bir alternatif oluşturmayı, en çok haklarından mahrum bırakılmış kişilerin kaygı ve haklarına öncelik vermeyi amaçlar. Bu, en demokratik şekilde gerçekleşecek ve aynı zamanda otoriter yöntemleri de telafi ederek, sivil itaatsizliği mümkün olan en son aşama olarak belirleyecektir.
 
Türkiye ve ABD, Lübnan'da hükümetin kurulmasından memnun olduklarını belirtilerek, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Başbakan Saad el-Hariri'yi tebrik ettiklerini açıkladılar. ABD ve Lübnan hükümeti arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
ABD ve Türkiye'de kesinlikle kapitalist politikalara karşı olmayan ve dünya bankasının emirlerini izleyen bir hükümetin kurulmasını destekleyecektir. Nitekim Saad El Hariri'yi bundan kaynaklı tebrik ettiler.
 
ABD'nin Venezuela'da başarısız askeri darbeye destek vermesi, Venezuela'da bir iç savaş çıkarma isteği midir? Emperyalist güçlerin halk isyanlarını ve özgürlüklerini bastırmaya yönelik yaklaşımları Ortadoğu'da nasıl aşılabilir?
 
ABD, bölgeyi sömürgeleştirmeye çalışıyor, bu, sol milliyetçi hükümetler 1990'ların sonlarında ABD'nin getirdiği neoliberal rejimleri geride bıraktığından beri devam etmekte olan bir proje. ABD, İşçi Partisi'ni Lula'ya yönelik yargı darbesiyle başarıyla yıktıktan sonra, Bolivarcı Cumhuriyeti kuşattı ve sosyalist hükümeti Nicolas Maduro'yu yok etmeye çalışıyor. Bir savaş patlak verirse, bunun nedeni ABD'nin Kolombiya ve Brezilya üzerinden ülkeye vekiller ve tontralar göndermesidir - Nikaragua stratejisi. Bir iç savaş olmayacak, çünkü muhalefet demokratik yollarla seçilmiş hükümete karşı silahlanmakla ilgili çok az sosyal desteğe sahip. ABD'nin istila tehdidi ve gelişmiş ekonomik boğulma baskısı altında erken seçimleri zorlamaya çalıştığı görülüyor, ancak ne olacağı da görülüyor.
 
Son günlerde Siyonist İsrail devletinin Lübnan'a yönelik tehditleri devam ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İsrail ile sürekli görüşmeler geçekleştiriyor. Erdoğan'ın bugün Ortadoğu'da ki işgalci saldırılarını ve hamlelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Erdoğan, kendi halkını sömürerek, baskı altına alarak ve öldürerek başladı, Suriye vatandaşlarına saldırdı ve onları öldürdü ve Suriye topraklarını askeri harp kuvvetleri yardımı ile işgal etti. Efrin ve Kuzey Suriye şu anda toprakları ve mahsulleri tahrip eden ve Suriye halkının topraklarından zeytinyağı ihraç eden askeri güçler tarafından işgal edilmektedir. Erdoğan'ın politikaları Siyonist müttefikleri ve arkadaşlarından çok da farklı görünmüyor.
 
Lübnan Komünist Partisi olarak Suriye krizinin çözümü ve Suriye'nin demokratikleştirilmesi bakımından Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin IŞİD çetelerini bitirmek üzere olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bu savaşın çok fazla yok ettiği ve çok fazla öldürdüğü gerçeğine rağmen, Suriye halkının farklı bileşenlerinin, bu toprakların halkı Doğu Akdeniz'de (Levant) emperyalizmin ellerini tutan Takfiri kuvvetlerini tahrip ettiğinde bir rahatlama ve zafer duygusu oluştu. Suriye'nin demokratikleşmesi, ancak Suriye halkının birliği ve halklarını ve haklarını temsil eden, onun için çalışan demokratik bir hükümetin gelişmesiyle gerçekleşebilir.
 
'Arap Baharı' ile Ortadoğu'da başlayan süreç, birçok diktatörlüğü altüst etti, ancak demokratik dönüşümler sağlayamadı. Sadece Rojava devrimi başardı. Rojava devrimi emperyalist kuşatmanın saldırılarına, faşist sömürgeci Türk devletinin saldırılarına ve Şam rejiminin tehditlerine rağmen mücadele ediyor.
 
Ortadoğu'da 'Arap Baharı' ile başlayan süreç birçok diktatörlüğü devirdi ama demokratik dönüşümler gerçekleştirilemedi. Bütün emperyalist kuşatmalara ve sömürgeci saldırılara rağmen Rojava devrimi yoluna devam ediyor. LKP olarak Rojava devriminin gelişim sorunlarını ve geleceğini nasıl görüyorsunuz?
 
Genel olarak Kürt halkının tarihi, farklı kurtuluş mücadeleleriyle örülmüş olan bölge tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır.
 
Bu bölgedeki komünistler, her türlü baskı ve sömürüye, tüm emperyalist müdahalelere ve üçüncü dünya halklarını etnik kökenlere, mezheplere ve ırklara bölme girişimlerine karşı mücadelede birleşmelidir.
 
Mücadelemiz, insanlığın kurtuluşu mücadelesi içindir. Bütün insanlık birleşmelidir. 
 
Lübnan Komünist Partisi olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için ne gibi planlamanız var. Ortadoğu kadınları ve dünya için herhangi bir mesajınız var mı?
 
Hala 8 Mart etkinliklerini planlıyoruz. Birbirimiz için ayağa kalkana kadar, ayrıcalıklarımızdan sıyrılana kadar ve en mahrum edileni destekleyene, en sefil, korku ve acılarını dile getiren birleşik bir hareket inşa edinceye kadar, ataerkilliğin üstünlüğü sürecektir. Kadınlara alan açalım ve hareketlerimizin öncüsü yapalım. Kadınlar olarak bütün emperyalist sömürgeci ataerkil saldırılara karşı sokaklarda olmaya devam edelim.
 
Son olarak halklara bir çağrınız var mı?
 
Emperyalizme karşı birlikte durulmalı. Bu süreçte bütün ezilen halklar birlikte mücadele etmelidir.