etkin haber

633

HABER MERKEZİ

Nazi faşizmine direnen kadınlar hayatlarıyla öğretiyor

Rada Vranješeviæ, Liri Gero, Diamando Kumbaki, Hanna Sawicka, Tania Chernova, Pavlichencko... Öğretmen, hemşire, sinema oyuncusu ya da ev emekçisi... Aralarına daha bir çok isim ekleyebileceğimiz bu kadınlar, direniş içindeki varlıkları ve ordu içerisinde aldıkları görevlerle faşizmin yenilgiye uğratılmasında önemli rol oynadı.

ETHA - Cuma - 10 Mayıs 2019 - 09:48
Avrupa’yı 1920'li yıllarda etkisi altına alan faşizm dünya halkları için oldukça yıkıcı sonuçları oldu. 2. Emperyilast Paylaşım Savaşı ile doruğa ulaşan faşizm, İtalya, Almanya, İspanya gibi ülkelerde iktidara doğru hızla yükseldi.
 
Almanya'da 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında yaşanan buhranın ardından 1933'te iktidara gelen Hitler, 1939'te Polonya'yı işgal etti. İşgalle 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı başladı. Savaşın başladığı 1939 ile bittiği 1945 yılları arasında 22 milyonu Sovyet vatandaşı, 100 milyonu aşkın insan yaşamını yitirdi. Milyonlarca insan toplama kamplarında yakıldı, yüzlerce şehir, köy ve kasaba yerle bir edildi. 
 
Avrupa burjuvazisi faşizmle uzlaştı, Fransa, Bulgaristan ve Polonya'da ülke Hitler faşizmine teslim edildi. Bu teslimiyetten güç alan faşizm 1941'de Sovyetler Birliği’ne saldırdı. 4 yılı aşkın bir süre devam eden savaşta Kızılordu, Hitler'in birliklerini Berlin'e kadar sürdü. 8-9 Mayıs 1945'te Kızılordu'nun Berlin’e girmesiyle Hitler Almanya’sı teslim oldu.
 
Halkların muazzam direnişi ve faşizmin yenilgisinin üzerinden 74 yıl geçti. 
 
İspanya, Yugoslavya, Bulgaristan ve Rusya başta olmak üzere bir çok ülkede kadınlar faşizme karşı mücadelenin önünde yer aldı. Sovyetlerde, Kızılordu saflarında partizan hareketinde yer alarak sosyalizmi savundu. Avrupa'da mücadele yürüten hemcinsleriyle birleşik mücadelenin kanallarını yaratarak destek sundular.
 
'KADINLAR KALICI İZ BIRAKTI'
 
"Gerçeğin hiçbir karşı kanıtı 'Yahudiler'in direnmeksizin, uslu, evet hatta koyunlar gibi 'gönüllü' olarak mezbahaya gittikleri mitini yıkamazdı. Ve yine gerçeğin hiçbir karşı kanıtı faşizme karşı 'gerçek', askeri, silahlı direnişin erkek işi olduğu mitini de yıkamazdı. Nasyonal Sosyalist katiller asıl gerçeklerle yüzyüze geldiklerinde korktular: Savaşan Yahudiler ve savaşan kadınlarla karşı karşıyaydılar. Her ikisi de onlarda- direnişi araştırırken Yahudileri ve kadınları inatla görmezlikten gelen pek çok tarihçinin tersine- kalıcı izler bıraktı."
 
“Faşizme ve Alman İşgaline Karşı Silahlı Direnişte Kadınlar" kitabının yazarı İngrid Strobl'un bu sözleri, kadınların faşizme karşı savaşta nasıl bir etki bıraktığının çarpıcı özetidir.
 
FAŞİZMİN 3K FORMÜLÜNÜ REDDETTİLER
 
Almanya, faşizmin en koyusunu yaşadı. Faşizmin 3K formülünü (Kind-Küche-Kirsche- çocuk-mutfak-kilise) reddeden, gaz odalarına gitmeyi kabullenmeyen kadınlar, en zorlu mücadeleyi yürüttü. Nazler tarafından "vatan haini" ilan edilerek, idam edildiler. Liselotte Herman, Hitler'in idam ettiği ilk kadındı.
 
Diamando Kumbaki, Liri Gero, Rada Vranješević, Vela Peeva, Hanna Sawicka, enternasyonalist kimlikleriyle Avrupa'da antifaşist direnişin içinde yer aldı, Nazilerle çarpıştı.
 
Öğretmen, ev emekçisi, anne olan Lubya Makarov, Ziba Ganiyeva, Tania Chernova ya da Nadezhda Kolesnikov gibi kadınlar ise savaş siperlerinde keskin nişancı ya da komutan olarak yer aldı, savaşın seyrini değiştirdi.
 
Nazi faşizminin yenilgiye uğratılmasının yıl dönümünde onları hatırlayalım, hayatlarından ilham alalım...
 
'HAYATA BİR BORCUMUZ VAR'
Diamando Kumbaki; 8 Şubat 1926 günü Yunanistan'ın Pire kentinde dünyaya geldi. Genç yaşında Yunanistan Komünist Partisi’nin gençlik örgütüne bağlı Halk Mücadelesini Savunma Örgütü’ne girdi ve Nazilerle iş birliği yapan Güvenlik Taburları mensupları ile savaştı. Çatışmalar sonucu Tampouria ve Amphiali bölgelerinde yaralandı. 17 Ağustos 1944'te Naziler ve Yunan iş birlikçileri tarafından tutuklandı, yoğun işkenceye maruz kaldı ve infaz edildi. Öldürüldüğünde daha 18 yaşında bile değildi.
 
Kendisine işkence yapan Nazi askerine "Senin gibi hainlerden 65 tane yedim!" yanıtını verdi. Ağır işkence boyunca söylediği, "Hayata bir borcumuz var, hayatımızı ele geçirmesinler. İntikamını almamız gereken binlerce yoldaşımız var" sözleri hala Yunanistan direniş tarihinde önemli bir yere sahip. 
 
BOSNALI, YUGOSLAVYA HALK KAHRAMANI
Rada Vranješević, 25 Mayıs 1918'de Bosna-Hersek'in Banja Luka kentinde doğdu. Yugoslavya Komünist Partisi'ndeki faaliyetleri nedeniyle 1932'de sınır dışı edildi. Ardından Makedonya'ya gitti ve Üsküp'te çok sayıda işçi grevini örgütledi, öncülük yaptı. Politik faaliyetleri onu işinden ve düzenli yaşamından olmasına neden oldu, ailesi, Bosna'ya geri dönmesi için baskı yaptı. Ancak, Vranješević bunu reddeti ve partisi adına Karadağ'da kampanyalar yürüttü. Belgrad'ın faşistler tarafından bombalanmasının ardından şehri terk etti. 1 Mayıs'ta Banja Luka'ya geri dönerek partizan direniş hareketine katıldı. Tanınmamak için bir süre peçe taktı ve çok sayıda kadını antifaşist mücadele için örgütledi. Ardından Grmeč Dağı'nı çevreleyen bölgeye geçti ve burada peçe ile gizlenerek sağlık ekipmanı, mühimmat gibi malzemelerin transferini sağladı. 25 Kasım 1943'te Bosna-Hersek Antifaşist Devlet Ulusal Kurtuluş Konseyi’ne katıldı. 1944 baharında, Bosna'nın batısındaki Drvar kentine gitti.
 
26. yaş gününde 25 Mayıs'ta Drvar'da Nazi paraşütçüleri tarafından ele geçirildi, ertesi gün infaz edildi. Vranješević'in naaşı, Yugoslavya'nın kurtarılmasının ardından Banja Luka'daki partizan mezarlığına taşındı ve kendisine "Yugoslavya Halk Kahramanı" ünvanı verildi.
 
NAZİLER TARAFINDAN YAKILARAK KATLEDİLDİ
Liri Gero; 1926'da Arnavutluk'un Fier kentinde doğdu. 13 yaşında İtalya'nın faşist işgaline karşı örgütlenen komünist gruplarla birlikte direnişe katıldı. Evini, direnişçilere açtı, partizanlara büyük destek verdi. 14 Eylül 1943'te Liri ile birlikte Fier'den 68 kadın partizan Arnavut Ulusal Kurtuluş Hareketi saflarına katıldı. Direniş tarihinde önemli bir yere sahip 16. Saldırı Tugayı'na katıldı. 6 Ekim 1944'te, Loşna yakınlarındaki Çukas'ta, yol boyunca Nazi kuvvetlerine karşı çetin savaşlara girdi. Naziler bu çatışmada büyük kayıplar verdi. Yaralanan Liri, hareket etme imkanı olmadan duyularını kaybedene kadar savaşmaya devam etti. Naziler tarafından bulunduğunda bilincini kaybetmişti. Naziler, 17 yaşındaki kadının bu direnişi karşısında çaresiz kaldı, O'nu bir ağaca bağlayıp, üzerine benzin dökerek yaktı. 
 
Liri de, savaşın ardından yurdunu işgalcilere karşı koruduğu ve gösterdiği mücadele nedeniyle “Arnavutluk Halk Kahramanı” unvanını aldı. Savaşın ardından kurulan Sosyalist Arnavutluk'ta kadınların ve gençlerin toplumdaki rolleri konusunda, değiştirici bir örnek oldu.
 
SAĞ YAKALAYAMAYAN NAZİLER BAŞINI KESİP, MIZRAĞA SAPLADI
 
16 Mart 1922 de Bulgaristan'a bağlı Velingrad'da doğan Vela Peeva, dönemin Bulgaristan hükümetinin müttefiki Nazi Almanya'sı ordularının, Sovyetler Birliği'ni işgaline karşı örgütlenen komünistlerin oluşturduğu Bulgar direniş hareketinde yer aldı. Bulgar İşçi Gençlik Birliği ve Bulgaristan Komünist Partisi üyesi bir partizan olan Vela, Sofya Üniversitesi'nde pedagoji ve coğrafya eğitim alıyordu. Partizanlığı seçerek, okulu bıraktı. Yoldaşı Stoyo ile birlikte dağlardaki partizan kuvvetleri için Ladzhene köyünde yiyecek topladığı sırada ihanete uğradı ve Stoyo yakalandı. Ağır şekilde yaralanan Vela, kırk gün saklandı. Yerel bir orman işçisi ona yiyecek ve ilaç sağladı. Ancak, faşistler saklandığı yeri bularak, etrafını sardı. Vela, canlı ele geçmemek için silahıyla kendini vurdu. O'nu canlı ele geçiremeyen faşistler Vela'nın başını kesti ve mızrağa saplayarak civar köylerde gezdirdi. Yoldaşı Stoyo'ya da ağır işkenceler yapıldı, ancak kalan partizanlara dair bilgi alınamadı. Bu nedenle Stoyo'da infaz edildi.
 
PARTİZAN, WALKA MŁODYCH GAZETESİ’NİN EDİTÖRÜ VE YAZARI
Hanna Sawicka ise 19 Aralık 1917'de Polonya'nın Kraków kentinde yaşama gözlerini açtı. Babası Polonya Sosyalist Partisi-Sol üyesiydi. 1931'de Hanna'nın okulu bitirdiği ve hukuk okuduğu Varşova'ya taşındılar. Hanna, 1935 yılında Bağımsız Sosyalist Gençlik Birliği’nde faaliyet yürütmeye başladı. Savaştan önce sosyalistler tarafından örgütlenen gençlik grubu 'Spartakus' ile ilgilendi. Nazi işgalinin ilk günlerinde siyasi tutsaklarla dayanışma içinde oldu ve Wolność (Özgürlük) başlıklı ilk yeraltı yayınını çıkardı. Haziran 1941'den itibaren Moskova radyolarından alınan Sovyet emirlerini yazılı olarak basan Biuletyn Radiowy'in yöneticiliğini yaptı. Gettolardaki kişilere yardım sağladı ve aynı zamanda işgal kurbanlarına yardım etmek için bir komite kurdu. Şubat 1943'te, yeni basıma giren Walka Młodych gazetesinin editörü ve yazarı oldu. Antifaşist bir gençlik örgütlenmesi olan Gençlik Mücadele Birliği'nin kuruluşuna öncülük etti. 18 Mart 1943'te, Polonya İşçi Partisi'nin kurduğu yeraltı örgütü Gwardia Ludowa Komutanı Jan Strzeszewski 'Wiktor' ve silahlı kanadının komutanı olan Tawusz Olszewski 'Zawisza' ile görüşmeler gerçekleştirdi. Bu sırada Gestapo tarafından baskın düzenlendi, baskında Olszewski vurularak öldürüldü, Strzeszewski ve Hanna ise yaralandı ve tutuklandı. Hanna, götürüldüğü Varşova'daki Sırbistan Hapishanesi'nde infaz edildi. Polonya Halk Cumhuriyeti döneminde “ulusal kahraman” olarak anıldı, adı bir çok sokağa verilerek yaşatıldı.
 
ORDUNUN KESKİN NİŞANCISI
Tania Chernova, keskin nişancılığıyla dikkatleri üzerine çekti. Dedesinin Alman faşistleri tarafından öldürülmesinin ardından orduya katıldı. Orduda yaralanmadan önce kendisine verilen 24 görevi başarıyla tamamladı. Daha sonra Taşkent'e götürülen Tania savaştan sağ kurtulan isimlerden biriydi.
 
DÜŞMAN HATLARINI 16 KEZ GEÇTİ 21 ALMAN ASKERİNİ ÖLDÜRDÜ
Keskin nişancı Ziba Ganiyeva, orduya katılmadan önce Azerbaycan'da ünlü bir film oyuncusuydu. Ganiyeva, Sovyet Ordusu'nun 3. Moskova Komünist Silah Hareketi Bölümü'nde savaştı. Düşman hatlarına 16 kez geçip 21 Alman askerini öldürdü. Savaşta aktif rol aldı ve ağır yaralandı. 11 ay boyunca hastanede yatan Ganiyeva'nın savaşa katılmasına izin verilmedi.
 
İLK KESKİN NİŞANCI
20 yaşına girmeden keskin nişancı olarak orduya katılan Roza Shanina, savaşa katılmasına izin verilmesi için iki kez Stalin'e yazdı. Vilnius'un ünlü savaşında yer alan ilk kadın keskin nişancıydı. Roza Shanina 59 Alman subayı öldürdü ancak savaştan sağ kurtulamadı.
 
Çavuş olan Lubya Makarov, savaştan sağ kurtulan 500 kadından biriydi. Keskin nişancı olarak 2. Baltık cephesi ve Kalnin cephesindeki aktif rol aldı. Makarov, 84 başarılı görev gerçekleştirdi. Ülkesine yaptığı hizmet için Makarova, 2. ve 3. sınıf Zafer Nişanı'na layık görüldü.
 
EN GENÇ KESKİN NİŞANCI
 
17 yaşında olan Klavdiya Kalugina, ordunun en geç nişancısıydı. Bir mühimmat fabrikasında çalışmaya başladı, ardından keskin nişancı okuluna gitti. 3. Belorussius cephesine gönderildi. Kalugina Leningrad'da savaşarak, Almanlara karşı savunmada yer aldı. 257 Nazi askerini öldürdüğü söylenen Kalugina, savaşın sonuna kadar Leningrad'da kaldı. 
 
Nina Lobkovskaya, 1942'de Rus ordusuna katıldı, teğmen rütbesine kadar yükseldi. 1945'te Berlin Savaşı'ndan sağ kurtulduktan sonra, 100 kişilik keskin nişancı timini komuta etti.
 
EN ESKİ KESKİN NİŞANCI
Nina Pavlovna Petrova ise orduda 'Mama Nina' olarak tanınan, ordudaki en eski keskin nişancılardandı. Savaşa katıldığında 48 yaşında olan Petrova, 122 Alman askerini öldürüdü. Savaştan kurtuldu ancak sadece 7 gün yaşayabildi. Geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi.
 
29'U KESKİN NİŞANCI 309 ALMAN ASKERİNİ ÖLDÜRDÜ
1916'da Ukrayna'da doğan ve 'Lady Death' lakaplı Lyudmila Pavlichencko, savaşa katılmadan önce üniversite öğrencisi ve amatör bir keskin nişancıydı. Kızıl Ordu'nun 25. Chapayev Tüfeği Bölümü'nden vekalet alan Pavlichecnko, savaş tarihinin en iyi kadın keskin nişacısı olarak tanımlanır. Pavlichecnko, 29'u keskin nişancı olmak üzere 309 Alman askerini öldürür.