etkin haber

109

İSTANBUL

Oluç: Öcalan üzerindeki tecride son verilmelidir

HDP İstanbul il binasında 4 milletvekilinin Leyla Güven'e destek amacıyla başlattığı 3 günlük açlık grevi eylemi bu akşam sona erecek. HDP Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, "Leyla Güven derhal bırakılmalıdır. Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik ağır ve insanlık dışı tecride son verilmelidir" dedi.

- Perşembe - 6 Aralık 2018 - 15:04
DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevi 29. gününde devam ediyor. HDP İstanbul İl binasında HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Dilşat Canbaz, Ali Kenanoğlu ve Saruhan Oluç'un, Güven'e destek olmak amacıyla başlattığı açlık grevi ise 3. gününde. 4 HDP'li vekilin açlık grevi saat 17.00'de sona erecek.
 
Bugün demokratik kitle özgütleri açlık grevindeki milletvekillerine dayanışma ziyaretinde bulundu. Açlık grevinde olan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, açıklama öncesi kendilerine destek olmak amacıyla gelenlere kısa bir konuşma yaptı. Kenanoğlu, "Bu tecridin en başta tüm Kürt halkına yönelik bir tecrit olduğunu ifade etmek isteriz. 3 buçuk yıldır bir tecrit var ve bununla başlayan bir savaş politikası var. Hak arama mücadelesi veren gazeteciler, toplumun tüm kesimleri 'terörize' edildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu tecridin kalkmaması halinde Ortadoğu'nun yeni bir barış sürecine evirilemeyeceğini düşünüyoruz. Bu amaçla Güven bu taleple bedenini açlığa yatırdı. Biz de onun sesini kamuoyuna duyurmak için ses olduk. Dayanışmaya gelenler olarak da siz de bize destek oldunuz" dedi.
 
Yapılan destek ziyaretleri ardından HDP Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, güncel gelişmelere ve açlık grevlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. İstanbul'da başlattıkları açlık grevinin 3. ve son gününde olduğunu söyleyen Oluç, "3 gün boyunca bizimle yüreği çarpan herkese çok teşekkür ediyoruz. Bu mücadele hepimizin mücadelesi" diye belirtti.
 
'BÖYLE BİR TAHAKKÜM UYGULAMA HAKLARI YOK'
 
24 Haziran'da seçilen ve Hakkari halkının iradesi olan Leyla Güven'in cezaevinde tutulmaya devam ettiğini dile getiren Oluç, "Demirtaş kararında olduğu gibi Güven'in durumu da aynıdır. Cezaevinde tutulması demek yasama faaliyetinin engellenmesi demektir. Anayasa'nın 90. maddesine uyumsuzluk demektir. İstedikleri gibi rehin tutabilmekteler. Bu durum yerel mahkeme, anayasaya ve sözleşmeye aykırıdır. Böyle bir tahakküm uygulama hakları yoktur" sözleriyle tepki gösterdi.
 
MECLİS BAŞKANI'NA: GÜVEN'E SAHİP ÇIKMADINIZ
 
Meclis Başkanı Binali Yıldırım'a seslenen Oluç, şunları söyledi: "Meclis başkanı olarak herhangi bir girişimde bulunmadınız, Güven'in hakkına sahip çıkmadınız, sandık iradesine sahip çıkmadınız. İlkokuldaki sınıf başkanı bile arkadaşı gelmediği zaman nerede diye sorar. Ama siz sormadınız. Meclisinizin bir üyesi olan vekilin derhal cezaevinden bırakılması gerekir. Biz bunu 'Siz HDP'liyseniz size hukuk yok' şeklinde algılarız." Benzer hukuksuzluğa maruz kalan ve bırakılan CHP'li vekil Enis Berberoğlu örneğini de hatırlatan Oluç, "Hüküm yoktur ve Leyla Güven yerel mahkemenin rehinidir. Bir kez daha çağrı yapıyoruz" dedi.
 
3 gün açlık grevi yaparken ülkede önemli gelişmelerin olduğunu sözlerine ekleyen Oluç, Demirtaş ve Önder hakkında verilen kararın onanmasına ilişkin de şunları ifade etti:
"Bunun sonucunda Sırrı Süreyya Önder bugün Kandıra Cezaevi'ne cezasını çekmek üzere gitti. Demirtaş haksız verilen karar nedeniyle cezaevinden salınmıyor. Büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Hukuka aykırıdır ve her tarafından lime lime akan bir karardır. Yedekte tutulan o kararla AİHM'nin bypass edilmesi hedeflenmişti. Hamle ve iş bitirme noktasında yapılan iş budur. Bu işin anlamı yargının tamamen emir komuta altında çalıştığının göstergesidir. Bu kararlar, Sarayın direktifleri doğrultusunda verildiğini göstermiştir. Hile yoluna başvurarak engellemiş oldunuz. Dosyayı öne çektiniz. 'Biz aslında salacaktık fakat mahkeme karar verdi' diyecekler hiç utanmadan ve sıkılmadan. Demirtaş'a 'sen Kürt'sen adalet yok' demiş olursunuz. Önder'e de 'sen Kürtlerin yanında demokrasi barış için mücadele ediyorsan sana da adalet ve hukuk yok' denilmiştir. Bütün demokrasi güçlerine siyasi partilerine, meslek örgütlerine demokrat ve vicdan sahibi olan hukukun üstünlüğü mücadelesi sadece HDP'yi destekleyenlerin mücadelesi değil ve olmamalıdır. Kurumlarımıza yapılan saldırılar karşısında susarsanız sanmayın ki sizin başınıza bir şey gelmeyecek. Çünkü bugün aynı hukuksuzluklar toplumsal muhalefetin tüm parçalarına ama hepsine uygulanan haksızlık ve baskılara dönüştü. Bu baskılar Demokles'in kılıcı gibi sallandırılmakta. O yüzden çağrımız herkesedir."
 
'İKTİDAR YENİ GEZİ DAVASI HAZIRLIĞINDA'
 
Toplumsal muhalefete yönelik Gezi davası hazırlıkları yapıldığını da hatırlatan Oluç, "İktidar yeni bir Gezi davası hazırlığında. Gezi davası yerelde, kentte yaşayanların çevre açısından karar verme imkanlarının ortadan kaldırılması meselesiydi ve buna itiraz ettiler. Yerel seçimler de Gezi'de olduğu gibi ciddi bir oy patlaması halinde dönüş sağlayacaktır. Sadece İstanbul'da değil her yerde böyle cevap verilecek" diye konuştu.
 
'ÖCALAN'A AĞIR TECRİT SON BULMALIDIR'
 
Oluç, "3 gün boyunca bizi ilgilendiren konular gündeme geldi. Bitirirken iki şeyi söylemek isteriz. Leyla Güven derhal bırakılmalıdır. Mahkeme tahakkümüne son verilmesi gerekir. Sayın Abdullah Öcalan'a ağır ve insanlık dışı tecride son verilmelidir. Bu tecrit hangi coğrafyada yaşıyor olursa olsun Kürt halkının bütün fertlerine tecrit haline gelmiştir ve bu derhal sona erdirilmelidir. Bu konuda atılacak adım Türkiye'de barış konusunun yeniden konuşulması için önemli bir adım olacaktır. Saat 17.00 itibariyle eylemimizi sonlandıracağız. İl yönetimine ve destek veren herkese tekrar teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.