etkin haber

379

İSTANBUL (Semiha Şahin)

SGDF MYK Üyesi Okan Danacı: Birlikte direnmeliyiz duygusu kazandı

Gençlik Örgütleri'nin düzenlemek istediği Suruç anmasına yönelik saldırıyı değerlendiren SGDF MYK üyesi Okan Danacı, "Yaşadığımız, okuduğumuz ve tüm sosyal alanlarımız bu baskı altında. Buna dur diyoruz. Biz, bizim olanı istiyoruz, başka bir şey değil" dedi. Bastırmaya çalışılan iradenin, daha güçlü bir şekilde yasaklayan zihniyetin karşısına çıktığını vurgulayan Danacı, "Kadıköy'ün bütün sokaklarında adalet talebi haykırıldı. Birlikte direnmeliyiz duygusu kazandı, üçüncü yolu açacak şey budur" dedi.

- Pazartesi - 22 Temmuz 2019 - 10:30
SGDF MYK Üyesi Okan Danacı, Gençlik Örgütleri’nin düzenlediği "Suruç için adalet, herkes için adalet" çalışmasını ve Kadıköy'de yaşanan polis saldırısını anlattı.
 
Gençlik Örgütleri'nin, 22 gençlik örgütünün bir araya gelmesiyle kurulduğunu hatırlatan Danacı dört yıldır “Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet” şiarıyla çalışma yürütüldüğünü kaydetti. Bu yıl da aynı taleple bir araya geldiklerini ve yaklaşık 25 gün çalışma yaptıklarını söyleyen Danacı, "Bu memleketin her bir köşesinde adalet talebi yükseliyor. Biz sadece Suruç için adalet istemiyoruz. 'Herkes için adalet' derken 'herkes' kim? Şule Çet için, Rabia Naz için, 10 Ekim Gar katliamı için de adalet istiyoruz. Yani adaletsizlikle derdi olan herkes için. İstanbul başta olmak üzere İzmir, Ankara'da çok yaygın olarak bir çalışma yürüttük. Anmalar için katılım çağrısı yaptık. En son da İstanbul için Süreyya Operası önünde açıklama yapıp, Gezi şehidi Mehmet Ayvalıtaş’ın adını taşıyan parkta anma etkinliğimizi sona erdirecektik. Bunun çağrısını yaptık. Adalet talebini birleşik bir şekilde haykırmak için de sokağa taşımak istedik" dedi.
 
Kadıköy eylemi öncesinde Suruç'ta patlamanın yaşandığı saat 11:50'ye atıfla, aynı saatte 33 düş yolcusunun mezarları başında anmalar düzenlendiğini hatırlatan Danacı, önceki yıla kıyaslama yaparak, "Bu yılki mezar anmalarımıza katılımımız çok iyi oldu. Suruç katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri, yoldaşları, kayıp yakınları, HDP ve CHP milletvekilleri, siyasi parti ve örgüt temsilcileri, adalet arayışçıları, elbette ki gençlik hareketi bileşenleri ve daha birçok kişi mezar başlarında anmalarını gerçekleştirdi" diye konuştu.
 
'ÖZEL KONSEPTLE EYLEMLERİMİZ YASAKLANIYOR'
 
Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin her ay Halitağa Caddesi'nde yaptıkları oturma eylemine katıldıklarını hatırlatan Danacı, sonrasında yaşananları şöyle anlattı:
 
"Halitağa'daki oturma eylemi de çok kitleseldi. Berkin Elvan'ın ailesi, vekiller ve daha bir çok kişi, eylemde 33 üç düş yolcusunu andı, ailelerinin dinmeyen acısını paylaştı. Aynı zamanda bir kez daha adalet talebi dile getirilerek, politik bir mesaj da verildi. Çok kararlı bir kitle vardı. Oturma eylemi sona erdikten sonra, basın açıklamasının yapılacağı Süreyya Operası'na doğru yürüyüşe geçtik. Herhangi bir uyarı yapılmadan kitleyi ikiye böldüler ve ilk saldırı orada başladı. O ana kadar İstanbul'daki hiçbir mezar anmasında veya o günkü eyleme çağrı etkinliklerimize, afişlerimize, bildiri dağıtımlarımıza hiçbirine saldırı olmadı. Biz sürekli çağrı yaptık. Valilik de bunu gördü, kaymakamlık da, emniyet yetkilileri de. Ama ailelerimizle, vekillerimizle birlikte yürürken saldırıyla karşılaştık. Halitağa Caddesi gaza boğuldu. Burada önce bir dağılma oldu. Ara sokaklara dağıldı kitle. Bir grup arkadaşımız da  barikatı açarak "4. yılında Suruç için adalet herkes için adalet" yazılı Gençlik Örgütleri imzası olan pankartla yürüyüşe başladı. Yürürken Kadıköy halkına seslenen konuşmalar yapıldı. Halkımızın desteğini gördük, alkışlandık. Kalabalıklaşarak Süreyya Operası'na yaklaştık. Orada yaklaşık 40 kişilik bir grup vardı. Alan polis ablukasındaydı. Ablukayı görenlerin büyük bir kısmı da ara sokaklarda bekleyişlerini sürdürüyordu. Bizim yürüyüşle oraya gelişimiz güven ve cesaret verdi. Birbirimizden aldığımız güçle yürüyüş ve basın açıklaması yapma kararlılığı büyümüş oldu. Kitle barikatın açılmasını bekledi. O sırada vekiller ile gençlik örgütleri temsilcileriyle il emniyet müdür yardımcısı, ilçe emniyet müdürü, amirler karşı karşıyaydı ve görüşmeler başladı. Valilik yasağı olmadığını bildiğimiz için, yürüyüş yapmak istediğimizi söyledik. Bize 'yürüyüş yaptırmayacağız' sözü dışında hiçbir gerekçe açıklamadılar. Görüşme devam ederken de ikinci saldırı Süreyya Operası önünde yaşanmış oldu."
 
ODTÜ'deki direnişi desteklemek için 8 Temmuz'da yapılmak istenen yürüyüşe de saldırıldığını hatırlatan Okan Danacı, "İki yıldır çok özel bir konseptle tüm yürüyüşlerimiz engelleniyor veya yasaklanıyor. Burada da aynı tutum vardı. Bize bir karar göstermediler" dedi. Kaymakamlığın açıklamasında yer alan 'anons ve uyarılara uyulmadı' açıklamasının doğru olmadığını söyleyen Danacı, "Anons değildi yapılan. Sürekli bir taciz bağırışıydı. 'Süpürün', 'götürün', 'halledin' vb. konuşmalardı. Görüşmeler anında bile vekiller itildi. Gözü dönmüş bir ruh hali vardı. Vahşice bir saldırıyla karşı karşıya kaldık.”
 
'GAZDAN ÖNCE PLASTİK MERMİ ATILDI'
 
Kaymakamlığın yaptığı "Envanterimizde plastik mermi yok, plastik mermi kullanılmadı" açıklamasına ilişkin ise Danacı, şunları söyledi: "Gazdan önce atılanlar plastik mermiydi. Onlarca insanın üzerinde plastik mermi izi var. Sağlık raporlarından sosyal medyada paylaşılan fotoğraflardan görülebilir. Çok sayıda biber gazı kullanıldı. Dağılmalar olduğunda bile müdahale durmadı, ara sokaklarda işkenceyle gözaltına alındı insanlar. Cafelerde insanlara saldırdılar. Kadıköy'ü gaz bulutuna çevirdiler"
 
Üçüncü saldırının yaşandığı Kalkedon Meydanı'nda da herhangi bir uyarı olmadığının altını çizen SGDF MYK Üyesi Okan Danacı, "İlk önce üç kişi gözaltına alınmıştı. Bunlar arasında cafede oturan, saldırıya tepki gösterenler de vardı. Kalkedon'a girmemişken, bizi gördüğü anda biber gazı saldırısı başladı. Hiçbir uyarı yapılmadı. HDP milletvekillerini de hedef alan saldırılar oldu. Öfkeyle herkese saldırıyorlardı. Cafede, restorantlarda, çevrede oturanların hepsi bu saldırıya maruz kaldı" dedi.
 
'ADALET HAYKIRIŞI KADIKÖY'ÜN BÜTÜN SOKAKLARINI SARDI'
 
"Belli ki bir karar vardı. Bu da yürüyüş yaptırmama kararıydı. Kim aldı bu kararı bilemiyorum. Siyasi iktidar da, emniyet teşkilatı da ya da bunların içinde bir grup" değerlendirmesi yapan Danacı, saldırıyla istedikleri amaca ulaşamadıklarını kaydetti. Danacı buna ilişkin, "Bastırmaya çalıştıkları şey daha güçlü bir şekilde karşılarına çıkmış oldu Kadıköy'de. Bastırmak ve durdurmak istedikleri Suruç eylemi, adalet haykırışı Kadıköy'ün bütün sokaklarını sardı. Bütün sokaklarda adalet sloganları yankılandı. Birlikte direnmeliyiz duygusu kazandı" şeklinde değerlendirme yaptı.
 
'BİZ, BİZİM OLANI İSTİYORUZ'
 
20 Temmuz 2015'ten sonra gençliğin bütün yaşam alanlarının baskı altına alındığını söyleyen Danacı, gençliğin buna itirazı olduğunu dile getirdi. Danacı gençlik hareketinin durumunu şöyle açıkladı: 
 
"Yaşadığımız, okuduğumuz ve tüm sosyal alanlarımız bu baskının altında. Politika yapma hakkımız gasp edilmeye, bizim bütün platformlarımız etkisizleştirilmeye, tüm haklarımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Bu baskıya karşı gençlik hareketinin sivrilmekten başka çaresi ve çözümü de kalmamış durumda. Buna dur diyoruz. Biz, bizim olanı istiyoruz, başka bir şey değil. Sokaklar bizimdir. Sokakta olmak bizim en doğal hakkımız, bu engellenemez. Kadıköy'de yaşanan bu duruma bir öfkeydi, bir tepkiydi. Ama aynı zamanda bu topraklarda bir adalet mücadelesi diye bir hareket de var. Gençlik bu talebi sokakta dile getiriyor. Bu eylemlere, kararlılığa ve duruşuna da yansıyor. Artık gençler, kararlılığa, dinamizme denk düşen bir hatta yürümek istiyor, örgütlenmek istiyor. Nereye kadar bu şekilde baskı ortamı sürdürülecek. Böyle yönetemezler ve yönetemediklerini de görüyoruz. Onlara da söyledik, 'Böyle yönetemezsiniz' dedik.”
 
"Gençlik kendi eylemini kendi tarzı ve disipliniyle tamamlayacaktı. Ancak artık polis barikatlarına, baskısına dur demek istedi. ODTÜ'ye destek eylemi uzun aradan sonra ilk eylemdi. Bu sürecin başlangıcıydı denilebilir. Gençlik hareketi sadece talepleri dile getirmek istemiyor. Gençlik hareketi sonuç almak, tutup koparmak, talebinin gerçekleşmesinin peşine düşen ve bunun için de birleşik bir mücadele içinde mayalanan bir hareketi örmeye başladı. Kadıköy'de yaşananlar bunun vücut bulmuş halidir. Yürünmesi gereken yoldur. Suruç için adalet talebi de bunun bir parçası, basamağı olacaktır. Gençlik hareketi buradan sıçrayarak gelişecektir diye düşünüyorum. Devrimci gençlik mücadelenin antifaşist mücadele bu yolda derinleşecektir."
 
'BİRLİKTE OLURSAK 3. YOLU AÇARIZ'
 
HDP milletvekilleri Murat Çepni, Erol Katırcıoğlu, Tuma Çelik, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker ile, HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu'nun gençlikle birlikte yan yana duruşunun çok anlamlı ve önemli olduğunu vurgulayan SGDF MYK Üyesi Okan Danacı "Birbirimize kenetlendik, birlikte duruş kararlılığı gösterdik. Birlikte direnmeliyiz vurgusu, üçüncü yolu açacak şey budur. Bu bakımdan da bu tabloyu çok önemsedim. Çünkü birlikte olursak bu yolu açarız. Orada olamayan insanların 'orada olmalıyım', 'özlediğimiz görüntüler' dediğine tanık olduk. Sadece direnme hali değil bu duyguyu yaratan, yol açma, mücadeleyi büyütme anlamı da taşıyordu yaşadıklarımız. Güzel olan birlikteliğimizdi aynı zamanda bence" dedi.