etkin haber

241

HABER MERKEZİ

'Taciz ve tecavüzü meşrulaştıran yasal değişikliği kabul etmiyoruz'

'TCK 103 Kadın Platformu' tarafından yayınlanan bildiride "Tecavüze, erken ve zorla evlilikleri ve çocuk istismarını meşrulaştıracak hiçbir yasal değişikliği kabul etmiyoruz" denildi.

- Salı - 22 Ocak 2019 - 12:18
SKM'nin de aralarında olduğu 165 kadın ve LGBTİ örgütünün imzaladığı cinsel istismar tasarısına ilişkin oluşturulan 'TCK 103 Kadın Platformu' tarafından yayınlanan bildiride "Tecavüze, erken ve zorla evlilikleri ve çocuk istismarını meşrulaştıracak hiçbir yasal değişikliği kabul etmiyoruz" denildi.
 
Bildiride, "17 Kasım 2016'da TBMM genel kuruluna AKP'li milletvekilleri tarafından son dakikada getirilen çocuklara yönelik cinsel istismar faillerinin, mağdurlar ile evlendiklerinde cezadan muaf olmasını öngören önerge, önemli toplumsal tepkilere yol açmış ve geri çekilmişti. Medyaya 'çocuk istismarcısına evlilik affı' başlığıyla yansıyan bazı haberlere göre konu yerel seçimler öncesi yeniden meclis gündemine taşınıyor. Af teklifinin yasalaşması durumunda cezaevinde bulunan 10.000 kişinin tahliye edileceği iddia ediliyor. Cinsel istismardan hüküm giymiş faillere af getiren bu tür düzenlemeler cinsel istismar suçlarını aklayarak, çocuk istismarını meşrulaştırmayı hedefliyor" denildi.
 
Bildirgenin devamında şu ifadelere yer verildi:
 
"137 kadın ve LGBTİ örgütünden oluşan TCK 103 Kadın Platformu olarak 2016 yılında belirttiğimiz gibi tecavüzü, erken ve zorla evlilikleri meşrulaştıracak hiçbir yasal değişikliği kabul etmiyoruz. Yerel seçimler öncesi oy kaygısıyla 3 yıl sonra yeniden gündeme getirilen tasarıya itiraz ediyoruz.
 
"Erken yaşta ve zorla evlendirme Ceza Kanunu'nda suç olarak düzenlenmelidir.
 
"Böyle bir düzenleme erken yaşta ve zorla evlendirmeleri meşrulaştırır. Türkiye'nin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi'nin 37. Maddesi gereği erken yaşta ve zorla evlendirmelerin suç olarak düzenlenmesi zorunludur. Sözleşme, yetişkin bir kişinin veya çocuğun evlenmeye zorlanmasının suç olarak düzenlenmesi yükümlülüğünü getirmektedir. Getirilmek istenen affın 'cebir ve şiddetin olmadığı haller için geçerli' olacağı belirtilmektedir. Oysa ki 18 yaşın altındaki bireyler uluslararası normlara göre çocuktur ve çocukların cebir ve şiddet kullanılmasa bile hukuken rızası aranamaz. Kaldı ki, 15 yaşın altındaki çocuğun rızası hukuken geçersiz olup bu yaş çocuklara yönelik işlenen cinsel istismar şikayete bağlı olmaksızın soruşturulur ve koşulları varsa ceza davası açılır ve mahkumiyet kararı verilir. Suçun işlenmesinden sonra mağdur ve şüpheli/sanığın evlenmesi bir cezasızlık sebebi değildir. Bu nedenle, yapılmak istenen değişiklik çocuklara yönelik cebir ve şiddeti teşvik etmektedir. Bu yaklaşım ulusal ve uluslararası yasal mevzuat bakımından yasa eliyle kız ve oğlan çocukların haklarına doğrudan bir saldırıyı ve ihlali ifade etmektedir.
 
"Erken yaşta ve zorla evlendirme suçu, aileleri ve bu törenlere katılan kamu görevlileri de dahil herkesi kapsayacak şekilde düzenlenmelidir.
 
"Bu affın erken yaşta resmi olmayan birliktelik kurdukları için 'eşi' cinsel istismar suçundan hapiste olan kadınların/ailelerin mağduriyetlerinin ortadan kaldırılması için gündeme getirildiği öne sürülüyor. Böyle bir af suçun üzerini örtecek, hukuk dışı olarak bir çocukla gerçekleştirilmiş bu tür 'evliliklerle' çocuğa yönelik cinsel istismarın cezasız kalacağı algısı yaratarak, suçun işlenmesini teşvik edebileceği gibi, mağdurların da yasal mekanizmalara başvurusunu caydırıcı etki oluşturabilecektir.
 
"Kaldı ki, açıklanan 10.000 rakamının, mağduriyeti büyük göstermek ve dolayısıyla aftan tüm cinsel istismarcıların yararlanabilmesi amacıyla dayanaksız bir biçimde ortaya atıldığını düşünüyoruz. Bu nedenle siyasi iktidardan kadın ve çocuklarla ilgili gerçek ve net rakamları açıklamasını talep ediyoruz.
 
"Devlet, varsa mevcut mağduriyetleri, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalarak sosyal devlet politikaları ile telafi etmelidir. Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi'nin 14. maddesi gereği, devlet, mağdurların kısa ve uzun vadede fiziksel ve psiko-sosyal iyileşmelerine yardımcı olmak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri almalıdır. Failleri cezasız bırakmak yerine etkin bir soruşturma, kovuşturma yapmalı ve asıl suçtan zarar görenin yanında olmalıdır. Devlet bu türden mağduriyetleri gidermek istiyorsa, öncelikle mevcut yasaları yeni hak ihlalleri yaratacak şekilde değil doğru ve etkin biçimde uygulamalıdır.
 
"Çocuk istismarcılarının affının ve tecavüzcü ile evliliğin tekrar gündeme getirilmesi, başta kadınlar olmak üzere toplumda da büyük bir infial yaratmıştır. Bu nedenle, başta siyasi iktidar olmak üzere, TBMM'deki tüm partilerin yetkili organlarından, böyle bir girişimi tekrar Türkiye'nin gündemine getirmeyeceklerine dair acilen bağlayıcı bir açıklama yapmalarını bekliyoruz."