etkin haber

231

ANKARA

Taşdemir: 3. yol kadınların tarihi ittifakıdır

"Özgürlüğümüz için örgütlülüğümüzü büyütüyoruz" şiarıyla yapılan konferansta konuşan HDP Kadın Meclisleri Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, "Rojava kadın devriminde pratik zeminini bulan ve dünya halklarına umut olan 3'üncü yol, iki kutuplu siyasete karşı ezilenlerin, faşizme dur diyenlerin, kadınların tarihi ittifakıdır ve bu noktada artık tarihi başarısıdır" dedi.

- Cumartesi - 29 Haziran 2019 - 12:38
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, "Özgürlüğümüz için örgütlülüğümüzü büyütüyoruz" şiarıyla iki gün boyunca yapacağı kadın konferansı Eğitim Sen Genel Merkez binasında başladı.
 
Konferansa Türkiye'nin birçok bölgesinde kadınlar katılırken, kadınların yöresel kıyafetleriyle konferansta yerini alması dikkat çekti. Konferans, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
 
Açılış konuşmasını HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir yaptı. Taşdemir, sadece bölge ve Türkiye değil aynı zamanda dünya genelinde kadınlar açısından kadın kazanımlarına ve özgürleşme mücadelesine yoğun saldırıların olduğu ve buna karşı mücadelenin yükseldiği tarihi bir süreçten geçildiğini söyledi. Dilan, "Çünkü gerek dünyada gerekse Ortadoğu'da savaş ve çatışma hiç bitmedi. Daha önce de çokça söylediğimiz gibi maalesef bu çatışmaların ana merkezi hep Ortadoğu oldu. Ortadoğu bugün 3. dünya savaşı diyebileceğimiz bir savaş gerçekliğini yaşamaktadır. Egemen güçlerin de içerisinde bulunduğu bu savaş durumunda halklar, kadınlar, demokratik ve özgürlükçü zeminde değişim talebinde ve mücadelesinde bulunurken, aslında bir yandan da bu savaş ve çözümsüzlük politikalarına karşı barış ve diyalog mücadelesi de vermektedir. Bu mücadele zemini aynı zamanda katı, milliyetçi, demokratik temellerden yoksun ve elbette cinsiyetçi ulus devlet yapılanmalarına karşı bir itirazdır" dedi.
 
'3. YOL DEVLET POLİTİKALARINI KÖKTEN SARSMAKTIR'
 
Taşdemir, "3'üncü yol, yani demokratik ulus ve kadın özgürlükçü demokratik siyasetin inşası halkı, toplumu, demokrasiyi yok sayan tekçi, milliyetçi, cinsiyetçi ve emek sömürüsü üzerine kurulmuş devlet politikalarını kökten sarsmaktadır. Elbette bu siyaset, mücadele ve değişim talebi karşısında kayıtsız kalmadı. Kendi kuruluş, var oluş kodlarını korumak için daha sert, ötekileştirici, yalan ve manipülasyona dayalı popülist politikalarla faşizmi geri çağırma ve faşist politikaları kurumsallaştırma yoluna gidildi" diye belirtti.
 
Kadınların demokrasi, eşitlik ve özgürlük yönündeki değişim taleplerine karşılık, bir kez daha tekçi, inkar ve asimilasyon politikalarının dayatıldığına dikkat çeken Taşdemir, "Halkların ve özellikle de kadınların gelişen özgürlük mücadelesi hedef alınmaktadır. Türkiye özelinde de çok benzer bir süreç gelişti. Özellikle son 5 yıllık AKP iktidarında bu faşizm durumunu yaşıyoruz. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin geldiği aşama, Kürt sorununda demokratik çözüm ve müzakerenin kendini dayatması, çözüm süreci, Gezi isyanı, emek mücadelesi kadınların toplumsal muhalefeti ve nihayetinde 7 Haziran seçimleri Türkiye halklarının yeni bir yaşam, yeni bir siyaset ve demokrasi talebiydi" dedi. 
 
Kadınlar başta olmak üzere Kürt siyasetçilere ve muhalefete yönelik operasyonlara değinen Taşdemir, "Binlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı, işkencelere maruz bırakıldı. Yani bir cezaevi rejimine dönüşen ülkede, cezaevi tehdidiyle toplum rehin alınmak istendi. İmralı Adası'nda Sayın Öcalan şahsında derinleştirilen ağırlaştırılmış tecrit ile hem bütün toplum tecrit edilmek istendi, hem de çözüm ve diyalog yollarının kapatılması hedeflenerek bu yönlü toplumsal talepleri bastırma politikalarına gidildi. Bu toprakların en demokratik, en barışçıl isyanlarından biri olan Gezi direnişi kriminalize edilmeye çalışıldı ve daha dün yapılan duruşmalarda protestolara katıldığı gerekçesiyle onlarca arkadaşımıza müebbet hapis cezaları istendi" diye belirtti. 
 
'KADIN MÜCADELESİ BASTIRILARAK SORUNLAR ÇOZÜMSÜZ KILINMAK İSTENDİ'
 
Dünyada bir ilk olan eşbaşkanlık sisteminin hedef alındığını ve çok sayıda belediyeye kayyum atandığını hatırlatan Taşdemir, "Elbette bu süreç bu politikalara dur diyen, toplumsal muhalefeti örgütleyen ve bu muhalefete öncülük eden kadınlara, kadın haklarına ve bir bütün olarak kadın mücadelesine dönük yoğun baskı ve şiddetin de yükseldiği bir sürece evrildi. CEDAW, İstanbul Sözleşmesi hiçe sayılarak, izlenen kadın düşmanı politikalarla, kadınların hem mevcut sorunları derinleştirildi, hem yeni sorunlar yaratıldı, hem de kadın mücadelesi bastırılarak bu sorunlar çözümsüz kılınmak istendi" ifadelerini kullandı.
 
Kadınların yıllarca mücadele etmesi sonucu elde ettiği haklarının da hedef haline geldiğini söyleyen Taşdemir, "En barbar haline tanıklık ettiğimiz kadına yönelik şiddet günlük yaşamımın bir parçası haline getirilerek toplumun bunu kanıksanması istendi. Çünkü tüm toplumu olduğu gibi kadınları da baskı ve şiddet ile sindirilebileceği düşünüldü. AKP, cinsel istismarı yasal hale getirmeye çalışan bir iktidar olarak tarihe geçti. Kadın katilleri, taciz ve tecavüzcüler cezasızlıkla ödüllendirilip, aklanıp kollanırken, yaşamlarına sahip çıkarak öz savunma gerçekleştiren kadınlar müebbet hapis cezalarıyla yargılandı. Kürtaj yasağı, kadın derneklerinin kapatılması derken, şimdi de kadınların nafaka hakkına göz konularak bu hak gasp edilmek isteniyor" şeklinde konuştu. 
 
Taşdemir konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Gerek HDP olarak partimiz, gerekse kadın hareketimiz olarak, yani bunun bilincinde olan bir toplumsal muhalefetin özneleri olarak; faşizmle uzlaşılmaz, faşizme karşı mücadele edilir ilkesiyle hem mücadelemizi yükselttik hem de yükselttiğimiz mücadelemizle iktidara cevap verdik. Ve gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki bugün toplum olarak bu faşist politikalara teslim olmamışsak, faşizmi geriletmede bir yol kat edilmişse, Türkiye haklarının geleceğine dair umutların yükseldiği bir döneme girilmişse, bu bizim ısrarımız ve mücadelemiz sayesinde olmuştur. Öncelikle kadın hareketi olarak, bütün baskı, şiddet ve ağır bedellere rağmen örgütlülüğümüzü korumak ve kadın düşmanı siyasete karşı ayakta durmayı başarmak bile, başlı başına büyük bir zaferdir. Sokakların, meydanların yasaklandığı bir rejimde biz kadınlar sokakları terk etmedik
 
"Kadınlar yoksulluk ve şiddet denklemine sıkıştırılmaya çalışıldı. Halkları düşmanlaştırma siyasetinin bir ayağı olarak kadınlar ve kadın mücadelesi kriminalize edilmeye çalışıldı. AKP iktidarıyla birlikte korkunç artış gösteren kadınlara ve çocuklara yönelmiş şiddet, taciz ve istismar vakalarına karşı her alanda tepkimizi yükseltme çabası içinde olduk. Özellikle 8 Mart ve 25 Kasım kadın mücadelesinin önemli günlerinde tüm kadınlar olarak gerçekleştirdiğimiz kitlesel eylemler, toplumsal muhalefetin en canlı örnekleri oldu.
 
'3. YOL KADINLARIN, FAŞİZME DUR DİYENLERİN TARİHİ İTTİFAKIDIR'
 
Rojava kadın devriminde pratik zeminini bulan ve dünya halklarına umut olan 3'üncü yol, iki kutuplu siyasete karşı ezilenlerin, faşizme dur diyenlerin, kadınların tarihi ittifakıdır ve bu noktada artık tarihi başarısıdır. Tekçi, erkekçi ve şiddet odaklı halkları düşmanlaştırışı-kutuplaştırıcı siyasete karşı kadın öncülüğünde 3'üncü yol siyaseti inşa etme zamanıdır. Dolayısıyla 31 Mart seçimlerinde ve son olarak faşist blokun büyük kaybettiği İstanbul seçimlerine bu perspektiften bakmak gerekmektedir. Faşist blokun 23 Haziran'da kaybettiği sadece İstanbul seçimi veya belediyesi değildir. Kaybettikleri sadece rant, yandaş kayırma, halkın kaynaklarını kendilerine ve yandaşlarına peşkeş çekme değildir."
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın "HDP'de vücut bulan demokratik ittifak anlayışı güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır" sözlerini anımsatan Taşdemir, "'Demokratik ittifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendini angaje etmemesi ve çizgisinde ısrar etmesidir' demesi bu gerçekliği can alıcı şekilde hatırlatma, asıl olanı göz ardı etmemeye dönük bir uyarıdır. Dolayısıyla gerek parti olarak, gerekse kadın hareketi olarak yani demokratik muhalefetin, 3'üncü yol siyasetinin asıl aktörleri olarak, ne kendi içimizde yaşadığımız kısır tartışma ve sorunlarda boğulma ne de günlük siyasetin rüzgârına kapılıp gitme gibi bir lüksümüz ve durumumuz yoktur, söz konusu olmamalıdır. Çünkü kendi örgütlülüğümüzde, kendi siyasetimizde yaşayacağımız her zayıflıkta, her boşlukta faşizmin, tekçi zihniyetin temasına-geçişine zemin hazırlamış olacağız" ifadelerine yer verdi.
 
Kadınlara dayatılmak istenen siyasi atmosfere karşı herkesin kadın mücadelesine bakması gerektiğinin altını çizen Taşdemir, "Tecride karşı 200 gün boyunca bedenini açlık grevine yatırarak tarihin en büyük açlık grevlerinden birine öncülük eden sevgili Leyla Güven'e bakmak yeterli olacaktır. Aylarca cezaevleri önünde, sokakta,  nöbet tutan, dünyaya seslerini duyurarak tecride karşı direnişin simgesi olan kadınlara, annelere bakmak yeterli olacaktır. Sendikalı oldukları için emeklerine el konularak işten atılan Flormar işçisi kadınların tam 297 gün süren ve büyük bir kazanımla sonuçlanan direnişlerine bakmak yeterli olacaktır. Kürtaj yasasına, istismar yasasına karşı sokakları kadın rengine boyayan ve iktidara geri adım attıran kadın mücadelesine bakmak yeterli olacaktır" dedi.
 
'ŞİMDİYE KADAR BAŞARDIK BUNDAN SONDA DA BAŞARACAĞIZ'
 
Özgürlüğün temel koşulunun örgütlülük olduğunu vurgulayan Taşdemir, "Kadın örgütlülüğümüzü büyütmek, 3'üncü yol siyasetini, kadın siyasetini ve kadın dayanışması etkin kılmak için yoğun tartışmalar yürüteceğiz. AKP-MHP faşizminin yarattığı tahribat ve dayattığı karanlığa karşı mücadele, yine onurlu ve toplumsal bir barış mücadelesi, Kürt sorununun demokratik zeminde çözümü, cinsiyet eşitliği, emek, hukuk ve sosyal haklar mücadelesi kısacası bu ülkenin temel sorunları kadınların öznesi olacağı mücadele alanlarıdır. Çünkü biz kadınlar biliyoruz ki; şimdiye kadar başardık ve bundan sonra da başaracağız" diye konuştu.
 
Taşdemir'in konuşmasının ardından konferan basına kapalı devam ediyor.