etkin haber

202

VAN

Taşdemir: Üçüncü yol yaşamı yeniden kadın öncülüğünde inşa etmesidir

Demokratik Yerel Yönetimler Eğitim Çalıştayı'nda konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, "Üçüncü Yol siyaseti, hem yerelde demokrasiyi inşa etme ve hem de kadınların buna öncülük etmesidir. Bunun somut örneklerini yaratmak bunun öncülüğünü yapmak zorundayız" dedi.

- Perşembe - 4 Temmuz 2019 - 12:32
31 Mart seçimlerinde HDP'den seçilen belediye eşbaşkanlarının katılımı ile 4-7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Demokratik Yerel Yönetimler Eğitim Çalıştayı başladı. Van'da gerçekleştirilen ve ilk iki günü kadın eşbaşkanların katılacağı toplantının açılış konuşmasını, Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bedia Özgökçe ve HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir yaptı.
 
Çalıştay'da konuşan Ertan, "Son 3 yıl içinde dünyada ilk olan ve en demokratik sistem olarak tanımlanan kadın özgürlükçü yerel yönetim modeli hedef alındı. Neredeyse bütün DBP'li bütün belediyelere kayyum atandı. Kayyumların atanır atanmaz kadın kazanımlarına saldırması iktidarın duyduğu korkunun vücut bulmuş haliydi" dedi.
 
Eşbaşkanlık, eşit temsiliyet, kadınların söz ve karar alanlarında kadın hayatlarına alan açan mekanizmalarda söz sahibi olması dünya kadınlarına ve demokrasisine armağan olan bir modeli ortaya koyduğunu kaydeden Ertan, "İktidarlar en büyük korkuları olan bu modeli hedef alarak, yok etmeye çalışarak bir düzen kurmaya gayret etmişti" diye belirtti.
 
'GERİ ADIM ATMAYACAĞIMIZI BİR KEZ DAHA GÖSTERDİK'
 
Ertan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bizler kırmızı çizgimiz olan kadın özgürlükçü ve eşit temsiliyeti birebir hayata geçirmeyi hedef alan sistemimizden asla geri adım atmayacağımızı 31 Mart'ta bir kez daha gözlerine soka soka gösterdik. Yan yana, can cana dayanışma ile bu dayanışmayı büyüterek bugün bir arada mücadelemizi sürdürüyoruz.
 
"Bizler aynı zamanda kadın yurdu kentler yaratacağımızı söyledik. Kadın yurdu kentler, kadınların şiddete maruz kalmadığı, hayata devam ettiği, hayatın her alanında olduğu bir sosyal hayatı var etmeyi mücadelemizin temel taşı haline getirdik. Tam da burada olmalıyız. Tam da yerel yönetimlerde bütün hayatımızı dizayn ederken erkeğin kurduğu sistemi, kadın eşitlikçi model ile dönüştürmeye devam edeceğiz. Tabelalarımızı indiren, kadın kurumlarımızı kapatan, mücadele ettiğimiz bütün birimleri kapatan ve aynı zamanda kültürel - sosyal olarak bizi var eden bütün değerleri yok sayanlara karşı 'biz buradayız' diyoruz.
 
'KAPATILAN KURUMLARIMIZI TEKRAR ACMAYA BAŞLADIK'
 
"Bütün mekanizmaları tekrar kuracağımızı, kaldığımız yerden devam edeceğimizi, daha güçlü bir şekilde geleceğimizi ifade ediyoruz. Kapatılan kadın kurumlarımızı tekrar açmaya başladık. Kültürel alandaki bütün çalışmaları yeniden hayata geçirmeye başladık. Halkımızın bize verdiği destek en büyük referansımızdır. Halkımızdan ve kadınlardan aldığımız güçle yolumuza devam edeceğiz. 
 
"Yerel yönetimi bir iktidar alanı olarak değil; kadınlar, gençler, çocuklar toplumun tüm kesimlerin birlikte yürüdüğü ve onların da ortak edildiği bir alan olarak ele almak gerekir. Onun dışında kırmızı çizgimiz olan eşbaşkanlığa, eşit temsiliyete dahil etmek ve bunun sistemlerini kurmak en asli görevimizdir. Bundan asla geri adım atmıyoruz. Çalıştayın iki gününde sürecek tartışmaların başarılı geçmesini diliyorum."
 
Ardından konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, "İki gün boyunca burada yerel yönetimler deneyimlerimizi, pratiklerimizi birlikte tartışacağız. Eminim çok güçlü sonuçlar çıkaracağız. Bugün Van'dayız. Ev sahipliği yapan Van Büyükşehir Belediyesi'ne ve eşbaşkanlara teşekkür ederim. Arkadaşlar yoldan geldi, yoruldular ama yapacağımız tartışmalar bizi daha diri hale getirecek ve güçlendirecektir" dedi.
 
'99'dan başlayan ve 20 yıla yakın devam eden yerel yönetim deneyimlerinin hem Kürt mücadelesinde hem de kadınların özgürlük mücadelesinde ciddi bir alan yarattığına dikkat çeken Taşdemir, bu mücadelede ciddi bir boyut yarattıklarını vurguladı. Taşdemir, "Mücadelemizde önemli rol oynadı. 99'da 4 kadın belediye başkanı ile başladık ama 2014'e geldiğimizde 102 belediyenin 102'sinde de eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık sistemine kavuşturduğumuz bir deneyim yarattık" diye belirtti.
 
DÜNYA KADIN MÜCADELESİNE EŞBAŞKANLIK SİSTEMİNİ ARMAĞAN ETTİK
 
Taşdemir konuşmasını şöyle sürdürdü:
"15 yıllık kısa zamanda yaşanan bu devrimsel çıkışın arka planını kadınlar olarak doğru değerlendirmemiz lazım. Biliyoruz ki bu kazanımlarda binlerce kadının emeği var, Kürt hareketinin birikimi var. Dünya kadın hareketinin, feminist hareketin tarihsel deneyiminin sonucu olarak bu kazanımları elde ettik. Somut bir kazanım olarak bizim de dünya kadın mücadelesinde bir kazanımımız eşbaşkanlık oldu.
 
"Kadınların katılımı, yerelden yönetim, kadınların özgürlük mücadelesi ve bu mücadeledeki iddiamız ve perspektifimiz de, mevcut iktidarlar ve erkekler egemen akıl tarafından hedef haline getirildi. Bu özgürlükçü perspektife bir talan rejimi olan kayyum rejimi ile müdahale edildi. Bu sadece belediyelere müdahale değildi bu bir kez daha imha etme, kadın köleliğini derinleştirme, erkek egemenliğini yüceltme, kolonyalist, kadın özgürlüğünü bitirme saldırısıydı. Biz bunların derin yansımalarını gördük. Örneğin Kürtçe tabelaların indirilmesi, kültür-sanat faaliyetlerine müdahale edilmesi, anadilde eğitim veren kreşlerin kapatılması, kadınların uzun yılların mücadelesi sonucu kazandığı kadın politika daire başkanlıklarına müdahale etme, tasfiye etme tam da bu kolonyalist müdahalenin sonucuydu. 
 
"Belediyelerimizin bütçesinin tasfiye edilmesi de söz konusu ki bu en çok konuşacağımız konulardan biridir. Hakikaten belediyelerin bütçeleri talan edildi. Belediyelerin imkanlarını kişisel yaşam için harcadılar. Bunun da kolonyalist bir yaklaşım olarak tanımlanması gerekiyor. Kadın kurumlarının hedef olması sıradan bir şey değildi. Tam da AKP'nin kadın politikasıyla ilgiliydi. Çünkü AKP kadını aile içinde tanımlayan, kadın köleliğini derinleştiren bir yerden siyaset izliyor. Kadın kurumlarımız kapatıldı ve bu alana müdahaleler gerçekleştirildi. Bunun en ağır faturasını yine kadınlar ve çocuklar yaşadı çünkü kadınlar ve çocuklar hem dayanışma ağlarından mahrum bırakıldı ve hem de kadın ve çocuklara yönelik şiddette artış oldu.
 
"Son 2 yıldır özellikle kayyumların atandığı yerlerde kadınlara yönelik şiddetin, çocuk istismarının artışını gözlemledik. Mardin örneği çok önemli bir örnekti, özellikle belediye içinde kadınları istismara yönelik kimi konuşmalar, ses kayıtları da basına yansımıştı. Bunun faturasını kadınlar ve çocuklar maalesef ödemek zorunda kaldı."
 
'EŞBAŞKANLIK SİSTEMİ SALDIRIYA UĞRADI, HEDEF ALINDI'
 
Eşbaşkanlık sisteminin tam da bu zihniyet karşısında kadınların siyasete renk verme girişimi olduğunu ifade eden Taşdemir, "Bu anlamda eşbaşkanlık sistemimiz saldırıya uğradı, hedef haline geldi. Kadın öncüler rehin alındı, sürgüne gitmek zorunda kaldı. Gültan Başkan şahsında rehin tutulan arkadaşlarımızı bir kez daha buradan selamlıyorum, mücadelelerinin sürdüğünü belirtiyorum" dedi.
 
Bu ağır saldırılar ve faşizm koşullarında mücadele etmeye ve direnmeye devam ettiklerinin altını çizen Taşdemir, "Ama biz sadece bu mevcut deneyimimizle sınırlı kalmamalıyız. Bunun üzerine daha güçlü ve somut kazanımlar eklemek zorundayız. Bu bağlamda yerelde demokrasiyi geliştiren Üçüncü Yol dediğimiz siyaseti geliştireceğimiz alanların başında tam da yerel yönetimler geliyor. Üçüncü Yol çok tartışıldı sadece seçimler ve ittifaklarla gündeme geldi. Ama sadece bunlarla sınırlı olmayan yerel demokrasi siyasetini ören bir siyaset anlayışıdır. Bizim yeni deneyimlediğimiz bir sonuç değil. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü siyaset anlayışı bunun ifadesiydi. Yeniden yaşamı kadın öncülüğünde inşa etmeydi" diye belirtti.
 
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarla yaptığı bir görüşmede "Ben dışarıda olsaydım, sokaklarda çöp toplardım, halka hizmet ederdim" dediğini hatırlatan Taşdemir, "Bu retorik olarak tekrarlayacağımız bir şey değil. Bu tam da siyasetin nasıl yapılacağını, hangi dinamiklerle, hangi felsefeyle yapılacağını göstermesi açısından çok elzemdir. Üçüncü Yol siyaseti, hem yerelde demokrasiyi inşa etme ve hem de kadınların buna öncülük etmesidir. Bunun somut örneklerini yaratmak bunun öncülüğünü yapmak zorundayız. Elbette bir yerel yönetim modelimiz var. Bunu tüm detayları ile tartışacağız ama yerelden siyaseti inşa etmek demokratik şeffaf bir yönetimin adıdır. Bütün müdahalelere rağmen yerellerde bu siyaseti inşa etmek ve bunun öncülüğünü yapmak gibi bir sorumluğumuz var. Bu halkın temsilcileri olarak, bu mücadelenin felsefik öncülüğüne soyunan kadınlar olarak bu mücadeleyi yürütmek ve gereğini yerine getirmek birinci önceliğimizdir" diye konuştu.
 
Taşdemir konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"İki gün boyun boyunca modelimizi, deneyimlerimizi, yaşadığımız zorlukları masaya yatıracağız. 20 yıllık deneyimimizden güç alacağız ama kadın öncülüğünü geliştirmek, halkın bize verdiği iradeyi doğru noktada temsil etmek ve yerine getirmek sorumluluğuna sahibiz. Çok zorlu mücadelelerden geçerek bugüne geldik. Ciddi müdahalelerle karşılaştık ama yılmadık, geri durmadık, mücadele hep ısrarlı olduk. 
 
"Hala saldırılar çok keskin. Hepinizin bildiği gibi Diyadin'de belediye eşbaşkanlarımıza yönelik bir saldırı gerçekleşti. Belediye başkanlarımız belediye binamızın içinde halkın olduğu bir yerde saldırıya uğradı. Bu bize bir mesajdır. Kayyumla, gaspla, şiddetle alamadıkları bu iradeyi kendi mekanında iradesizleştirme, geriletme çabasıdır. Bunun karşısında geri adım atmadık geri adım atmayacağız. Bu faşizm karşısında halkımızla ve kadınlarla mücadelemizi yükselteceğiz. Diyadin Belediye Eşbaşkanlarımıza; Betül Başkan'a, Evren Başkan'a da buradan bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Diyadin halkı, kadınlar eşbaşkanlarımızla birliktedir. Hangi mantıkla Diyadin'in seçildiğini ve bu provokasyonun amacının ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu provokasyona, bu tasfiye girişimine demokratik siyasetimizde ısrar ederek cevap vereceğiz."