etkin haber

244

İZMİR

TÜPRAŞ’ta grev yasağıyla vurup YHK ile öldürme planı

TÜPRAŞ’ın İzmir, Kocaeli, Batman ve Kırıkkale’de bulunan rafinerilerinde çalışan 4 bin 300 işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi süreci, Yüksek Hakem Kurulu'nun darbesiyle sonuçlandırıldı. İşçiler, yıllar içinde kazandıkları hakları gasp edilirken yasak nedeniyle greve çıkamıyor.

- Perşembe - 4 Temmuz 2019 - 09:21
KOÇ Holding'in üç yıllık sözleşme, vardiya sisteminde değişiklik ve mazeret izinlerinin azaltılması dayatması nedeniyle tıkanan TÜPRAŞ toplu sözleşme sürecinin ardından Yüksek Hakem Kurulu'nun (YHK) verdiği karara tepkiler sürüyor.
 
YHK, sözleşme süresini üç yıla çıkararak vardiya sisteminin değişmesine karar verdi. Diğer yandan YHK, mazeret izinlerini 8 günle sınırlayarak ücret zammını yüzde 6 olarak belirledi.
 
TÜPRAŞ, 2006 yılında özelleştirilerek KOÇ Holding bünyesine geçmişti. 1972'den bu yana TÜPRAŞ'la devam eden bir toplu iş sözleşmesi süreci yaşanıyor. KOÇ Holding, yapılacak olan toplu iş sözleşmelerini işçilerin aleyhine törpülemek için çaba sarf ederken, 6’ncı toplu sözleşme görüşmeleri yaşandı. Dönemin başından beri temel talepler, vardiya düzeni, mazeret izinleri ve yıllık izinlerin kullanımı konuları oldu.
 
SERMAYENİN İLGİ ALANI
 
Petrol-İş Sendikası Aliağa Şube Başkan Yardımcısı Veysel Gündüz, direnişi ve yaşadıkları hukuksuzlukları ETHA'ya aktardı. YHK'nın aldığı kararla sermayeye hizmet ettiğini söyleyen Gündüz, patronların amacının işçi mücadelesini işlevsiz hale getirmek olduğunu kaydetti.
 
TÜPRAŞ sözleşmesinin Türkiye'nin en büyük şirketinin toplu sözleşmesi olmasından kaynaklı pek çok sermaye grubu tarafından merakla beklediğini belirten Gündüz, bu sene TÜPRAŞ'ın patronların sendikası olan Kimya, Petrol, Lastik ve Plastik Sanayi İşverenleri Sendikası'na (KİPLAS) üye olduğuna dikkat çekti. KİPLAS'ın tek başına bir işveren sendikası olmadığını belirten Gündüz, "Arkasında siyasi iktidarın da gücü var" dedi.
 
Türkiye'nin en büyük işyerlerinden biri olmalarına rağmen grev yasağının bulunduğu nadir şirketlerden biri olduklarının da altını çizen Gündüz, bu hukuksuzluğu "Türkiye'nin utancı" olarak yorumladı. Gündüz, "Türkiye'nin en büyük şirketiyiz ancak yasalar aleyhimize. 2 yıl önce PETKİM'de yaptığımız eylemlerden sonra açılan maddi manevi tazminat davası var. Bunları da koz olarak kullanarak bizim eylem yapma hakkımızı ortadan kaldırmak için ciddi anlamda bir baskı uyguladılar" ifadesini kullandı. Tüm engellemelere rağmen belli sınırlarda eylem yapmaya devam ettiklerini dile getiren Gündüz, sebebini şöyle açıkladı: "Çünkü bizim işyerimiz herhangi bir işyeri değil, çevresel etkileri çok yüksek olan bir işyeri. Bir patlama, bir yangın esnasında sadece oradakileri değil bütün Aliağa'yı etki altına alabilecek bir işyeri. Bunu da bildikleri için üretimi durdurmak anlamında bir şansımız yok. Bizim tek gücümüz satışla ilgiliydi, satışı uzun zaman kestik."
 
YASAĞA KARŞI MÜCADELE EDİLMELİ
 
Sürecin YHK'nın karar vermesine kadar evrildiğini hatırlatan Gündüz, YHK'nın sermayeye hizmet eden bir kurum haline dönüştüğünü belirtti. Gündüz, YHK'nın büyük bir siyasi ve sermaye baskısıyla hareket ettiğine dikkat çekti ve ekledi: "Buradan Türkiye işçi sınıfına bir mesaj vermeye çalışılıyor. Bu saatten sonra yapılması gereken şey, konfederasyonların grev yasaklarının bir şekilde ortadan kalkması için mücadele etmesi."
 
Gündüz, TÜPRAŞ'ta yaşananların büyük ihtimalle başka şirketlerde de yaşanacağını söyledi. Konfederasyonların dayanışma içinde olması gerektiğini belirten Gündüz, "Büyük ihtimalle yarın, öbür gün kıdem tazminatıyla ilgili bir yasa gelecek. Grev yasağında bir işyeri olduğumuz için dayanışma grevi yapamayacağız. Türkiye'de TÜPRAŞ, PETKİM, BOTAŞ gibi şirketler, çevresel etkileri çok büyük olan şirketler. İnanıyorum ki bu şirketler eylem ve grev kararı alsa karşısında kimse dayanamaz. Dolayısıyla, grev yasağında olan bir işyerinin bu hakkı elde etmesi için sendikaların büyük çaba sarf etmesi gerekiyor, yoksa önümüzdeki yıllarda Türkiye işçi sınıfını büyük sıkıntılar bekliyor" dedi.