etkin haber

914

SEMİHA ŞAHİN

Yunanistan seçimleri: SYRİZA'nın beklenen sonu

Değişim için yola çıkan SYRİZA'nın antikapitalist çizgi yerine, merkez sağ ve sol partilerden farklı olmayan küreselleşmenin rotasına dümen kırması bugün gelinen aşamanın taşlarını döşemiş oldu. Son genel seçimler SYRİZA izlediği trajik yolun sonunu gösterdi.

- Pazartesi - 8 Temmuz 2019 - 13:11
SEMİHA ŞAHİN - Yunanistan'da 7 Temmuz'da gerçekleşen genel seçimleri sağcı politikalarıyla tanınan Yeni Demokrasi partisi kazandı.
 
2009'dan bu yana Yunan halklarını sefaletten ve adaletsizlikten kurtaracağını vaad eden ve emekçi halkın biriken öfkesini arkalayarak 2015'te iktidar olan SYRİZA (Radikal Sol Koalisyon) seçimin kaybedeni oldu. 
 
Muhalefetteki merkez sağ Yeni Demokrasi (ND) Partisi yüzde 39.6 oy aldı. SYRİZA ise yüzde 31.6'da kaldı. Yeni hükümeti ND liderliğindeki Kiryakos Miçotakis kuracak. Irkçı parti Altın Şafak, %3'lük seçim barajını geçemediği için meclis dışında kalırken, milliyetçi Yunan Çözümü Partisi meclise girdi.
 
Seçime katılım oranının yüzde 57,2 olması ise başlı başına değerlendirilmesi gereken bir unsur. Yunanistan işçi ve emekçileri, var olan düzen içi politikalarla değişime inancını yitirmiş gözüküyor.
 
SRİZA’YI BÜYÜTEN DEĞİŞİM VE UMUT İSTEĞİYDİ
 
AB emperyalizminin cendereye aldığı Yunanistan'da krizin faturası işçi ve emekçilerin boğazındaydı. 2008'de ABD'den başlayan ekonomik kriz Yunanistan, Portekiz ve İspanya gibi birçok AB ülkesini de etkisine almış, faturası işçi ve emekçiler ödetilmişti. Dünya Bankası'nın 2009 verilerine göre Yunanistan'ın kamu borcu 384,1 milyar dolara ve toplam dış borcu 594,5 milyar dolara yükselmişti. 
 
AB ve IMF'nin "Yunanistan'ı Kurtarma Paketi" olarak açıkladığı önlemler paketi ise, sermayeyi güvenceye alan ve  krizi emekçi halka ihale eden bir içerik taşıyordu. Bu pakete göre, kamu çalışanlarının maaşları dondurulacak, vergiler ve ülkedeki petrol fiyatları artırılacak, emeklilik yaşı yükseltilecekti. Hem kriz döneminde hem de halkı sefalete sürükleyecek paket açıklandığı dönemde, Yunanistan'da yüzbinler sokakları doldurmuş, günler süren eylemlerle hükümetin AB ve IMF'ye ülkeyi teslim etmesine öfke gösterileri düzenlenmişti.
 
Yunanistan'daki birçok sol grubun koalisyonu şeklinde 2004 yılında kurulan SYRİZA bu ekonomik ve toplumsal gelişmeler üzerine ileri sürdüğü taleplerle öne çıkmaya başlamıştı. 2009'daki seçimlerde yüzde 4,6 gibi küçük bir oy oranıyla parlamentoya girdi. Ancak sadece birkaç yıl içinde  2012 Mayıs seçimlerinde oyunu yüzde 16,8'e, 2012 Haziran seçimlerindeyse yüzde 26,9'a taşıdı.
 
SYRİZA'yı büyüten en önemli etmen, AB ve IMF'nin kemer sıkma politikalarına karşı dile getirdiği talepler oldu. İşçi ve emekçiler, uzun bir süredir sokaklarda dile getirdiği talepleri uygulayacağı sözü veren SYRİZA'ya destek verdi. 
 
SYRİZA, AB'ye olan borçlarının kısmen silinmesini, yoksulluk sınırı altında yaşayanlara elektrik ve ısınma hizmetini ücretsiz verilmesini, ihtiyacı olanlara gıda ve kira yardımı yapılmasını, ücretsiz sağlık hizmetinin düzeltmesini, emekli maaşlarını iyileştirilmesini, yoksulluk sınırı altında yaşayan Yunanlara ve uzun süredir işsiz olanlara özel toplu taşıma kartı verilmesini, zenginlerin vergilendirilmesini, ödenemeyecek banka borçlarının silinmesini, asgari ücretin yükseltilmesini ve demokrasinin geliştirilmesini programına aldı.
 
Bu program halkta bir karşılık gördü. Krizle birlikte artan yoksulluk, işsizlik ve sefalete karşı emekçilerin yürüttüğü mücadele birikimi Ocak 2015'teki genel seçimlerde SYRİZA'nın yüzde 35 oy almasını getirdi. Tek başına hükümet kuramayan SYRİZA, milliyetçi faşist Altın Şafak'la koalisyon oluşturdu. 'Merkez Sol' olarak bilinen PASOK'tan sadece seçmenler değil, aynı zamanda PASOK'ta uzun süre faaliyet yürüten birçok siyasetçi de yönünü SYRİZA'ya çevirdi. 
 
SRİZA’NIN TRAJEDİSİ REFERANDUM’LA BAŞLADI
 
Radikal taleplerle yola çıkan SYRİZA, hükümete geçtikten sonra halkın taleplerini hayata geçirecek tek koşulun AB ve IMF'ye doğrudan rest çekmek olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kaldı. Politik hattı bu aşamadan sonra değişmeye başladı. 7 Temmuz 2019 Genel Seçimlerinde aldığı yenilginin başladığı nokta da bu değişen politik hat oldu. Yenilginin başladığı yer ise 5 Temmuz 2015'te yapılan referandumdu.
 
Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF tarafından 25 Haziran 2015'te sunulan ve iki belgeden oluşan yeni bir anlaşma planı için SYRİZA hükümeti referandum çağrısı yaptı. Bu çağrı SYRİZA'nın lideri Çipras'ın bir nevi sorumluluktan kurtulma çağrısıydı. 
 
Çipras, sol radikal söylemleriyle uyuşmayacak tarzda, paketin sunulmasından bir hafta sonra alalecele alınan referandum kararıyla, Yunanistan emekçilerini bir tercihe zorladı. Emekçiler kararlıydı, krizin faturasını kendileri ödemeyecekti, AB ve IMF'nin ilmeği boyunlarına geçirmeyecekti.
 
SYRİZA'nın sonraki dönemde nasıl bir politika izleyeceğinin ilk somut göstergesi oldu bu referandum. Emekçilerin kararı kesindi, yüzde 61,35 hayır oranıyla, kemer sıkma paketi reddedilmiş oldu.
 
Çipras halkın kararına rağmen, AB ve IMF heyetleriyle görüşmelerin süreceğini açıklaması, SYRİZA'nın en önemli taviziydi. Böylece Uluslararası sermayeye ve AB-ABD emperyalistlerine, "yaşamsal bir değişiklik yapmayacaklarına" güvence vermiş oldu. 
 
SYRİZA HALKA SIRTINI DÖNDÜ
 
Değişimin ve umudun adresi olarak halkın beklentisine yanıt olarak siyaset arenasına çıkan SYRİZA, devrimci-radikal bir çizgi yerine, reformcu ve emperyalist finans merkezlerinin yaptırımlarına boyun eğme çizgisini tercih etti. Kararı eleştiren bütün bakanlar ve danışmanlar 17-18 Temmuz'da görevden alındı. Ağustos ayında AB, IMF ve AB Merkez Bankası'nın oluşturduğu yeni bir Memorandum kabul edildi. 2008 krizinde ileri sürülen 'kurtarma paketi'nin maddeleri SYRİZA hükümeti eliyle emekçilere dayatılmış oldu. Vergiden muaf edilen düşük gelirliler vergilendirildi, yetmedi yeni vergiler getirildi. Temel tüketim maddelerine varıncaya kadar her kaleme zam yapıldı. Kamuda ücretler düşürülürken, yeni kesintilere gidildi.
 
Yunanistan işçi ve emekçileri bu kez 'radikal sol' eliyle emperyalist küreselleşmenin kurumlarına teslim edilmiş oldu. Değişim için yola çıkan SYRİZA'nın antikapitalist çizgi yerine, merkez sağ ve sol partilerden farklı olmayan küreselleşmenin rotasına dümen kırması bugün gelinen aşamanın taşlarını döşemiş oldu.
 
Son genel seçimler SYRİZA izlediği trajik yolun sonunu gösterdi.